>>> ANA SAYFA


Çözüm Odaklı Düşünmek

Bir danışanımın gün içinde onlarca defa gereksiz yere namaz ve gusül abdesti almak şeklinde bir takıntısı vardı. Abdesti tekrar almasının nedeni niyetini duyamamaktı. Bu sorun yüzünden saatlerce lavaboda kalmak zorunda kalıyordu. Üstelik bu sorun yıllardır devam ediyordu. 

Danışanıma "Peki niyetinizi niye duyamıyorsunuz sizce" dedim. "Belki de musluğun sesinden dolayıdır" dedi. Ben de "peki musluğu kapatarak hiç abdest almayı denediniz mi?" diye sordum. "Hayır" dedi. Çok ilginç değil mi? Bir insan kendisine yıllardır azap veren bir problemden kurtulmak için bir musluğu kapatmayı bile nasıl akıl edemez. Bence bunu akıl edememesi aslında biraz doğal. Çünkü psikolojik sorunlara sahip olan insanların en belirgin özelliklerinden biri de çözüm odaklı değil problem odaklı düşünmeleri ve yaşamalarıdır.

Bu yazının başında problemi okuduğunuzda siz de ne yapılabilir acaba diye içinizden geçirdiniz. Belki de bazılarınız ne büyük problemmiş diye içinizden geçirdi. Bazılarınız acıdınız belki bu insana. Oysa çoğunlukla bir çok problemin çözümü yine bizdedir. Çözüm odaklı düşünmeye ve yaşamaya alışmışsanız en büyük problemlerinizi bile mutlaka eninde sonunda çözersiniz. Eğer problem odaklı düşünüyorsanız, her konuda karamsar ve negatif düşüncelere sahipseniz burnunuzun ucundaki fırsatları göremez hale gelirsiniz.

Bu abdest takıntısı için çözüm odaklı düşünen bir insan yüzlerce çözüm üretebilir. İşte benim ürettiğim basit çözüm: Lavabonun orada ses kaydedici bir cihaz bulundurulabilir. Niyet yüksek sesli olarak ses kaydedici cihaz aracılığı ile kasete kayıt edilir. Eğer ki niyet edilip edilmediği konusunda şüphe duyulursa bu sefer ortada delil yani çözüm vardır. Çözüm burnunuzun ucunda olabilir.

Kaybedilen Otomobil Ve Hipnozla Bulunması

Bir gün bir telefon aldım. Telefondaki şahıs arabasını İstanbul'da kaybettiğini ve 2 gün boyunca 7-8 kişi arabayı aradıklarını ancak bulamadıklarını söyledi. Diyeceksiniz ki insan arabasını niye kaybeder? Arabasını kaybettiği günün bir kaç gün öncesinde bu şahıs babasını İstanbul'da kaybetmiş. Babasını bulma telaşı içindeyken araba da kaybolmuş. Yani arabada üç kişilermiş ve üçü de arabanın nereye konulduğunu hiç hatırlamıyor. Ve benden hipnozla arabayı bulmak konusunda yardım istendi. Görevi kabul ettim ve hipnoza başlamadan önce elimde ki tek ipucu arabanın İstanbul'un Anadolu yakasında bir yerde olduğuydu. Hipnozda hatırlanan diğer ip uçları sayesinde arabanın Üsküdar iskelesine yakın bir yerde olduğunu söyledim ve araba orada bulundu. Kaybolan babaya ne oldu diyeceksiniz ? Evine geri gelmiş.

Kutay Ulusoy

Kutay Ulusoy sevgili can dostum Dr.Murat ulusoy'un oğludur. Müthiş afacan ve hazır cevap bir çocuktur. Murat Ulusoy hipnoza benim gibi gönlünü kaptıranlardandır.

   Bir güm Murat oğluna şöyle demiş:

-Niye .........yapmıyorsun.

   Dr.Murat'ın Oğlu da :

-Baba sen beni kendin gibi hipnotist mi sandın? O iş o kadar kolay mı? 

Hipnozla diş hekimine dönüştürülen bir cerrah:

3.Hipnoz kursumuz için Yeditepe üniversitesinde bulunuyordum. Samimi arkadaşlarımdan Genel Cerrah Dr.Kemal Tekesin ile sohbet ediyorduk. Kemalin kurs kimlik kartında Diş hekimi anlamına gelen Dt. yazılmış. Oysa bizim Kemal, doktor olduğu için Dr.Yazılması gerekiyordu. Bu esnada kemale şöyle dedim : Kemal ya seni hipnozla diş hekimine dönüştürmüşler yada yine hipnozla seni diş hekimi olduğuna inandırmışlar sanırım.

Bir Fıkra

Kadının başı çok ağrıyormuş. Demişler ki bir psikolog var. Harika terapi yapıyor. Neyse, gitmiş psikoloğa akşam eve gelince kocası sormuş  "Ne oldu" diye.  "Valla, bana telkin önerdi, bir yere oturup kafamı iki elimin arasına alıp sallana sallana 'bu kafa benim değil, bu  kafa benim değil' diye tekrarlayacakmışım." Kadın 3-4 gün bu ise devam etmiş ve baş ağrıları tamamen geçmiş. 

Ancak bu sırada kocasında bir sorun başlamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor. İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da ısrarı ile adam da aynı psikoloğa gitmiş. Akşam eve gelince kadın ne oldu demiş. Adam  "Bırak yaa demiş, bana da telkin önerdi ama ben öyle saçma şeyleri   yapmam" demiş, demiş ama o günden sonra adam  olmuş bir canavar. Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyor. Durum felaket. Neyse herkes çok memnun ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyor. Bir gün kadın eve gelmiş. Adam  "Hadi karıcığım demiş, sen hemen yatağa gir, ben bi banyoya gidip geleyim" demiş. Kadın gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün. Adam banyoda klozete oturmuş, kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor.
 - "Bu kari benim değil, bu karı benim değil"

Kırıntı Halinde Anılarım  (Yani küçük küçük anılarım)

Bilinçaltınız Var mı?

Hipnoza başladığım günlerde bir danışanıma şöyle sordum: "Merak ettim bir bilinçaltınız var mı? Varsa şu anda beni duyuyor mu?"

Danışan:  "Bir bilinçaltım var ve sizi şu anda duyuyor. Ancak bazı telkinlerinizi kabul etmiyor," dedi :))) "Bazı telkinlerimi kabul etmediğini nasıl anladınız" diye sordum. "Çünkü siz konuşurken, içimden bir ses, "hayır, hayır bunu kabul etme" diyordu, dedi.

Not:Elbette kimseye zararlı bir telkinde bulunmam, ancak telkin faydalı da olsa bazen nasıl söylediğiniz de önemlidir. Kişinin kendi ruhsal yapısına uygun olmayan telkinleri reddetmesi doğaldır. Hipnozda telkin edilen her şeyin yerine getirileceği önyargısını da bir daha yıkmış olduk.

Hipnozda Zaman

-Hipnozun başında bir danışanıma bir soru sordum 3 saat konuştu sorumun cevabını vermek için. Tabi ben 3 saat boyunca sadece dinledim. Sonra yarım saat kadar ben konuştum ve seansı bitirdik.

Danışanların hipnozda zamanın nasıl geçtiğini algılamaları zordur. Bir hipnotist olarak artık bu durumlara alıştım. Tabi bu durumda eşim beni niye 3 saat dinlemiyorsun diyebiliyor:)) Bende hayatım seanslarım esnasında bende bir çeşit hipnozda oluyorum. Bundan dolayı konsantrasyonum çok yüksek oluyor ve hiç bir şeyi kaçırmadan 3 saat insanları dinleyebiliyorum diyorum.

Hipnotistin Koltuğu Bozulursa !

Hipnoza derin giren insanların duruş pozisyonları oturmaya yakın olduğu zaman bazıları boyunlarının ağrıdığını söyleyebilirler. Gevşeyen kaslara artık baş ağır gelmeye başlayabilir. Baş yana yatınca hafif bir ağrı hissedilebilir. Bundan dolayı baş genellikle oturma durumunda yana yatar. 

Derin hipnozda olan danışanıma kendini nasıl hissettiğini sormuştum. "Biraz başım ağrıyor" demişti. Ben de bu durumda koltuğu arkaya yatırmalıydım ki danışanım rahat etsin, baş yan yatmak zorunda kalmasın. Koltuğu arkaya yatırmak için bir kaç deneme yaptım ancak vidalar sıkıştığı için kıpırdamıyordu. İyice asıldıysam da sonuç alamadım.  Tabi hiç bozuntuya vermeden danışanıma şimdi boynunuzdaki ağrı yok olacaktır dedim. Bir kaç dakika sonra sorduğumda danışanım boynunun çok rahat olduğunu söyledi. Çünkü o koltuğu yatırabildiğimi düşünüyordu. Bazen düşünmekte yapmak kadar önemlidir.

Bu Hastanede mi Çalışıyorsunuz?

Hastanede bir danışan odama geldi ve oturdu. Seansa başlamadan önce çay içer misiniz dedim. Çaydan sonra şimdi başlayabiliriz dedim. 

Danışanım: "Seansa başlamadan önce bir şey sorabilir miyim?" dedi.

Ben, "Tabi buyrun sorun" dedim.

Danışanım:Bu hastanede mi çalışıyorsunuz?

Ben:IIIIIIIIIIIII

Onun sorunu da hiç bir şeye kolay kolay inanmamak ve şüphecilik.

İyileşmiş Numarası Yapmak

Genç bir kız bana telefon açtı ve paranoid şizofren olan bir yakını için hipnoterapinin mümkün olup olmadığını sordu. Bende bunun mümkün olabildiğini ancak her hipnozu bilenin bu tedaviyi gerçekleştiremeyeceğini söyledim. "Bu işi başarabilmek için konu hakkında çok uzman olmak gerekir. Aksi takdirde insana zarar verebilmek mümkündür" dedim. 

Genç kıza yakınını bir ruh sağlığı hastanesine götürmesini önerdim. Genç kız "Akrabam daha önce bir çok sefer hastanede yattı. Tekrar götürdüğümüzde doktorlara iyileşmiş numarası yapıyor. Elektroşoktan korktuğu için" dedi.

____________________________________________________

Aşağıdaki olayların ne kadar gerçek olduğunu bilmiyorum. Ben sadece duydum. Umarım ben de bana söyleyenlerin yalancısı olurum.

Olay 1: 
Bir ruh sağlığı hastanesinde meydana gelen bir olayı anlatayım. Obsesif kompulsif bozukluk nedeni ile hastaneye müracat eden birisi doktorun karşısına çıkmış. Doktor "Nedir şikayetleriniz?" diye sorar. Hasta "Günde yüz sefer elimi yıkıyorum doktor bey" der. Doktor aynen şöyle cevap verir
" EEEE ne yapalım yani. Sende yıkama o zaman."

Olay 2: 

Bir danışanımın " Sizde bana hayatımı anlatma demessiniz değil mi?" diye sordu. Elbette demem diye cevap verdim. Danışanım daha önce gittiği kişi şöyle demiş "bana hayatını anlatma!!". Gittiği yeri sormadım. Psikolog veya psikiyatrist mi onu da bilmiyorum. Ancak danışanımın aldığı cevap çok ilginç olduğu için burada yer veriyorum. Danışanım sonra sözlerine şöyle devam etti:

-Bana yardımcı olamayacağınızı biliyorum. Ben yardım değil sadece beni dinleyecek birini ve belki de bir iki soru sorabileceğim bir psikolog arıyorum. Lütfen bana "hayatını anlatma" demeyin.

Olay 3: 

Bir danışanım "siz kum saati kullanmıyor musunuz ?" diye sordu. Hayır dedim benim saatim CASIO. Niye sorduğunuzu merak ettim dedim. Danışanım: "Daha önce gittiğim psikolog seansa başlar başlamaz önüme kum saatini koyarak 45 dakika zamanım olduğunu söylemişti de. Siz de öyle yapacaksınız sandım."

Hipnoz Bayılmak Değildir

Üç danışanıma hipnoz uygulayacaktım. Hastanedeki odamda "sehpanın ayağı" kırılmış vaziyette yine sehpanın üzerinde duruyordu. Danışanlarımdan biri sehpanın kırılmış ayağını havaya kaldırarak "Bununla mı hipnotize ediyorsunuz !" dedi. İşte halkın tanıdığı hipnoz böyle bir şeydir.(Sehpanın ayağı ile benim insanların kafasına vurmam gibi bir şey). Ya da en azından insanların beklentileri buna yakın bir şey ki, kalın bir sehpa ayağı hipnozu çağrıştırıyor. Bende bu danışanlarıma hipnozun bir bayılma olmadığını açıkladım. 

Mükemmeliyetçilik

Kekemelik sorunu nedeni ile bir hekim arkadaşla birlikte seans yapıyorduk. 25 yaşlarında ki danışanım hipnozda artık kekelemiyordu. Gayet doğal ve rahat konuşuyordu. Hipnozdan sonra da bunun böyle devam edeceğini söyledik. Genç hipnozdan çıktı ve oturdu. 5-10 dakika sağdan soldan sohbet ettik.  Hipnozdan sonra da genç çok iyi konuşuyordu. Konuşmalarından kekeme olduğunu anlamak imkansız hale geldi. Biraz sonra danışan şöyle dedi "Off, ben asla iyileşemeyeceğim." Ben niye öyle düşünüyorsunuz dedim. danışanım şöyle dedi: "Hala kelimelerimin arasında boşluklar var!" dedi.

Mükemmeliyetçilik öyle bir şey ki bir insan bu yüzden gözümün üstünde kaşım var diye kendi kendini suçlar hale gelebiliyor.

Komik Bir Video

Şimdi de bir reklam filmi izleyelim. Reklam da güya köpeğine hipnoz yapmaya çalışan bir adamın yaşadıklarını izleyeceksiniz.
>> DOWNLOAD

 

Başa Dön

>>> ANA SAYFA

     ©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir. 

 

 

Uzm.Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.