MAKALELER

Hipnoterapi hakkında daha fazla bilgi edinebileceğiniz uzman makaleleri.

Dr.Albrecht SCHIMERER Çalıştay Notları

Dr. Albrecht Schimirer diş hekimi olup, 10 yıldan bu yana 1400 üyesi bulunan “Alman Hipnoz Derneği”nin de başkanlığını yürütmektedir. Aşağıda Dr. Schimirer’in sunduğu seminerin içeriği, küçük ve gerekli açıklama ve düzeltmelerle, çalıştayda gerçekleştiği şeklinin, düzenlenmiş deşifre biçimiyle yer almaktadır.

Dr. Schimirer: Öncelikle hipnoz ile ilgili yayın şirketimizden bahsetmek istiyorum. Bu yayın şirketimizde hipnoz ile ilgili müzik cd.leri üretiyoruz. Gerçek hipnoz seansları için ücret ödeyemeyen kişiler için müzik cdleri yapıyoruz. Acı kontrolü, kilo kontrolü, sigara ile ilgili konular için, tansiyonu düşürme, rahatlama gevşeme teknikleri için, ayrıca ameliyatlar sırasında rahatlama ve gevşeme için cdlerimiz var. Yaptığımız araştırma sonuçlarına göre, gerçekten yapılan bir hipnoza kıyaslandığında, %80 oranında bu cdlerin dinlenmesinin de etkili olduğunu gördük. Şahsen ben, özellikle yorgun ve bitkin olduğum zamanlarda, bir diş hekimi olarak çalışırken, zamanımın %50 sini bu cdleri dinleyerek geçiriyorum.

Kendi muayenehanem ve yayın şirketimle ilgili işlerin yanısıra, 10 yıldan beri Alman Hipnoz Derneği başkanlığını da yürütmekteyim. Derneğimizde 1400 Diş Hekimi üyemiz bulunmaktadır. Diş Hekimlerine yardımcı olan hemşirelerimiz ve asistanlarımıza (teknisyen) da hipnozu öğretiyoruz; çünkü diş ile ilgili alanda çalışanlar için yardımcıların hipnoz uygulamayı bilmesi çok önemli. Yardımcı olarak çalışanların %71’i hipnoz uygulamayı biliyor. Şunu keşfettik ki, diş hekimlerinden yardımcılarına ya da hemşirelerine hipnoz öğretmeyen varsa; onlar zaten hipnozu kullanmıyor demektir. Biz, hemşirenin psikoterapi yapmasına izin vermiyoruz; ancak hemşirenin hipnozu başlatmayı ve uzman kişi odayı terk ettiğinde kişiyi hipnoz altında nasıl tutması gerektiğini, hipnozu nasıl bitirmesi gerektiğini bilmesi gerekiyor.

Üyelerimize klasik hipnoz yaklaşımını mı yoksa Ericksonian hipnoz yaklaşımını mı tercih ettiklerini sorduk. Sonuçlar üyelerimizin yarısının klasik hipnozu, diğer yarısının Ericsonian hipnozu tercih ettiği yönündeydi.

Ben hipnoza başladığım ilk 5 yıl boyunca, yalnızca Ericksonian teknik kullandım. Hipnozla çalışmaya 1980 yılında başladım. Üniversitede 5 yıl eğitmen olarak çalıştım. Özel çalışma alanım zor hastalardı. Çalıştığım hastalar, daha çok tansiyon şikâyeti olan ve gerginlikten dolayı baş ağrısı çeken hastalar ve bruksizm (diş sıkma alışkanlığı) şikâyeti olan hastalardı.

Kendi ofisimi açtığımda, bu zor hastalardan oluşan bir hasta popülasyonum vardı. Bazı hastaların dişçilik teknikleri kullanılarak tedavi edilemeyeceklerini gördüm. Tıpkı jinekolojide her türlü problemi keserek halledemeyeceğiniz gibi… Yalnızca ağızda yaşanan bir sorun değil, zihinden kaynaklanan problemler de söz konusuydu. Hipnoza başlama nedenim, dişçilik alanında karşılaştığım sınırlamalar ve bu sınırlamaların beni zorlamasıdır. Başlangıçta hipnozu yalnızca zor hastalarımda kullandım. Bu tekniği kullandığım insanlar tarafından öğrenildikçe, daha fazla anksiyeteli hastam oldu.

Bir çok çalışma arkadaşım aşağıdaki teknikleri kullanmaktadır:

  1. Nefes alma tekniği”. Özellikle bu tekniği çok kullanıyorlar.
  2. Aşamalı gevşeme tekniği” de denilen bedeninizde bir gezintiye çıkmak.
  3. Gözü herhangi bir objeye ya da bir yere odaklayarak hipnoz yapmak (eye-fixation technique). Bu tekniği bir çok diş hekimi dişçilikte kullanılan o küçük aynayı kullanarak gerçekleştiriyor.
  4. Üç sözcük ile indüksiyon. 3 sözcük ile indüksiyonu başlatma tekniği Erickson tarafından kullanılan son derece pratik bir indüksiyon tekniğidir. Size bundan bahsetmek, bunu öğretmek istiyorum çünkü son derece hızlı ve kolay bir tekniktir.
  5. İndüksiyonu başlatmak için cdler kullanılabiliyor.
  6. Turbo indüksiyon tekniği: Klasik indüksiyon tekniği olarak bilinir.

 

Beş yıl boyunca Ericksonian tekniğini kullandıktan sonra, bazı hastalarımın bu tekniğin gerçek hipnoz olup olmadığı konusunda şüpheye düşmeleri nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını fark ettim. Bu yüzden klasik hipnozu öğrendim ve şu anda da her iki tekniği de %50%50 oranında kullanıyorum. Eğer klasik hipnoz tekniğini kullanırsanız, hastalarınız her zaman “evet ben hipnoz edildim” diyecektir; çünkü bu teknik onun beklentisini daha çok karşılayacak bir deneyimdir. Ben eğer iğne (lokal anestezi) yapmadan bir uygulama gerçekleştireceksem, klasik hipnoz tekniğini kullanmayı tercih ediyorum.

Üyelerimize hipnoz kullanmakta ne kadar başarılı olduklarını sorduğumuzda, yalnızca %6 başarısızlık oranından söz ederlerken; %94 oranında bir başarı oranından söz ettiler. Üyelerimiz bu başarı-başarısızlık değerlendirmelerinde, aşağıda belirtilen kriterleri göz önüne alarak karar verdiklerini belirttiler:

  1. Hastanın gevşemesi
  2. Çocuklarda yaptıkları çalışmalardaki başarı
  3. Dental fobilerin olmaması
  4. “Gaging refkeksi” dediğimiz öğürme refleksinin olmaması

Arkadaşlarımıza hipnoz için ne kadar ücret aldıklarını da sorduk:

  • %24’ü hipnoz için hiçbir ücret almıyor; çünkü (hipnoz) zor hastalarla ya da genelde tüm hastalarla kolaylıkla çalışmalarını sağlıyor ve daha çok hasta görebildikleri için bir şekilde hipnozun parasını kazanmış olduklarını söylüyorlar.
  • %40’ı ortalama 111 Euro civarında para alıyor (Min 30- Max 400 Euro).
  • Diğer arkadaşlarımıza baktığımızda her seansta para almadıklarını, yalnızca ilk seansta hipnoz için para aldıklarını görüyoruz. İlk seans için 15 ile 200 Euro arasında değişen bir ücret talepleri oluyor.

 

Almanya’da her konuda bir kural, kanun var ama hipnoz konusunda nasıl para alacağımıza dair bir kural yok bu yüzden biraz daha esnek çalışıyoruz.

Üyelerimizle biraraya gelip bilgilerimizi paylaşmak üzere her yıl toplanıyoruz. Oradaüyelerimizle hipnoz yapma olanağına sahip oluyoruz. Ateş üzerinde yürüme, suyun altında davul çalma, trans dansı (trance dancing) olarak adlandırdığımız transa geçerek dans etme gibi teknikleri kendi başımıza uygulama imkânımız oluyor.

  • Her yıl yapılan bu seminer katılımcılar tarafından %84 oranında en doyum veren seminer olarak seçiliyor.
  • İkinci olarak katılımcılara doyum veren eğitim; öncelikli olarak eğitimde sunulan kendi kendine uygulanan hipnoz teknikleri
  • (Katılımcıların) gazetemizden de çok memnun olduklarını görüyoruz.

 

Almanya’nın farklı bölgelerinden düzenli olarak bir araya gelen bir grubumuz var. Hangi bölgelerden kaç kişi geldiğine ilişkin tabloyu incelediğimizde, en çok katılımın Stutgart’tan olduğunu görüyoruz. 20 yıl önce Stutgart’ta bu işi başlatan biri olarak, en çok katılımın Stutgart’tan olmasını normal karşılıyorum. Bizim derneğimiz 7 üyeden 1400 üyeye 7 yılda geldi.

Bu işe ilk başladığımda hipnoza karşı duran bir tavır ve tutum söz konusuydu. Hipnozu, diş hekimlerinin dental süreçte kullandıkları, normal bir araç yapabilmek adına, medya ile oldukça yakın çalışmalarım oldu. (Dr. Schimirer bu sırada medya ile ilgili çalışmalarına ilişkin bazı örnekleri arka fona yansıtılan slaytlarla göstermektedir).

Buna örnek olarak, bu slâytta Almanya’nın ciddi ve yüksek tirajlı bir gazetesinin bir bütün sayfasını, çocuklarda hipnoz kullanımı üzerine ayırdığını görüyorsunuz. Konu başlığı“Hipnoz sizi ağrıdan korur.” Bir diğer manşet de gördüğünüz gibi “Her gün 30 kişiye yardımcı oluyorum onların rahatlayarak tedavi görmesini sağlıyorum” başlığını taşıyor. “Uçan halıda diş çekilmesi” de bir başka başlık. “Gentle Dental Care Day (Nazik Diş Bakımı Günü)” dolayısıyla biz nazik ve kibar dişçilik yapıyoruz.

Yaptığımız bir diğer uygulamada, medyaya bir gün ayarlayarak (örneğin gelecek çarşamba günü), medyayı çağırdığımız bir çalışmada hipnoz uygulaması yapıyoruz. En az 100 uygulama oluyor. Bu uygulama için 100 Diş Hekimi çağırılıyor. Bu nedenle böyle bir çalışma, kanuna ve yasaya aykırı bir çalışma olmuyor. Eğer ben bireysel olarak medyayı davet edip böyle bir sunum yaparsam bu yasaya uygun olmayan bir davranış olur. Ancak 100 kişilik bir diş hekimi grubu ile böyle bir çalışma yasaya aykırı olmayan bir sunum oluyor. Şu ana kadar, 200’den fazla makale, 100’den fazla radyo programı, ve 50’den fazla televizyon programı ile bu uygulama yayınlanıyor. Tüm Almanya, İsviçre’den, Avusturya’dan da medya aracılığıyla bu uygulamalar yayınlanıyor. İşte bu nedenle bu tip bir uygulama, tıp alanında bir başlangıç, bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir. Medyayı kullanarak bu ilk adımı sağlamış olduk.

Almanya’da 12 farklı üniversite ile hipnoz eğitimleri vermek üzere çalışmalarımız var. Özellikle hipnoz üzerine araştırma yapılması için yatırım yapıyoruz. Hipnoz ile ilgili araştırmalara yönelik gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, hipnozun yaygın olarak kabul görmesi çalışmalarında, medyanın da aracılığıyla ve desteğiyle bize çok yardımcı oldu. (Fona yansıtılan otel resmiyle ilgili olarak) Şu anda slaytta gördüğünüz otel, 2005 Eylül’ünde Avrupa Hipnoz Derneği’nin düzenleyeceği Avrupa Hipnoz kongresinin yapılacağı yerdir. Hipnozu güçlendirmenin en önemli yolu medyayı kullanmaktır. Hele ki, bir grup ve dernek olarak harekete geçerseniz, o zaman çok daha güçlü bir etkiyle yayıldığını görebileceksiniz.

Şu anda hemen hepinizin yorulduğunu görebiliyorum. Bununla birlikte, size bir parça daha bilgi vermek üzere size hipnozu diş hekimliği alanında nasıl kullandığımı göstermek için bir demonstrasyon yapmak istiyorum (Katılımcılar arasından bir gönüllünün süje[1] olup olmayacağı sorulur. Sahnedeki masa vb malzeme, seyircilerin de isteğiyle, hipnoz indüksiyonuna uygun olarak hızla yeniden düzenlenir. Süje adayı olarak gelen gönüllü herkesin görebileceği bir pozisyonda sahnedeki sandalyeye oturur. Gönüllünün tam karşısına da Dr. Schimirer oturur).

Dr. Schimirer: – Hipnozun sonuçlarını kontrol etmemi ister misin?

Süje:– Evet

Dr. Schimirer – Bir kaç soru sormak istiyorum; ilk sorum, hipnozda hoşlanmadığın herhangi bir şey var mı?

Süje:– Hayır yok

Dr. Schimirer – Hipnoz esnasında özellikle kazanmak istediğin herhangi bir şey var mı?

Süje: Ne gibi

Dr. Schimirer –Rahatlamak gibi, bir ağrıdan kurtulmak gibi..

Süje:– Hafızamın daha iyi olmasını isterim

Dr. Schimirer – Bu çok özel bir şey… Sana ofisimde kullandığım bir tekniği kullanmak istiyorum. Genellikle ameliyatlar, uygulamalar öncesi uyguladığım bir teknik. Rahatlamak için zihninde kullandığın bir imge, güvenli bir yer var mı?

Süje:– Evet var. Yedigöller.

Dr. Schimirer –Bu görüntüyü kolaylıkla zihninde canlandırabilir misin? Oranın kokusunu da hatırlayabilir misin?

Süje:– Evet

Dr. Schimirer – Senin için bir süreliğine elinin soğuk olmasının bir sakıncası var mı?

Süje:– Hayır

Dr. Schimirer – Omuzların rahat, kolaylıkla hareket edebilir değil mi?

Süje:– Evet

Dr. Schimirer – Gözlüklerini çıkar lütfen. Ya da gözlüklerinle mi uyumak istersin. Hipnoz dışarıdan gelen bir veriyi içeriye alma sürecidir. İçine dönmen ve konsantre olabilmen için lütfen bu ışığa bak. (Dr.Schimirer el fenerinin ışığını, sujenin her iki gözünü de etkileyecek şekilde, 50 cm gibi bir mesafeden süjenin gözlerine, yere paralel sujenin gözlerine dik bir şekilde tutar.)

Dr. Schimirer – Ve bir kaç saniye içinde ben üçe kadar saydığımda gözlerin kapanacak. Biirr…ikiiii    ve   üç (üç dediğinde feneri sujenin kapanmış olan gözlerine doğru hızla beş-altı cm lik mesafeye yaklaştırarak gözlerin üzerinde ışığı sağa sola hızla hareket ettirir)

Dr. Schimirer – Gözlerin üzerindeki bu ışık senin rahatlamanı sağlayacak

Dr. Schimirer –– Daha derine…(vurgulu hipnotik ses tonu kullanır)

Dr. Schimirer –– Daha derine… (Bu arada fenerin hızını yavaşlatır, feneri 30-40 cm’lik bir mesafeye getirir. Sesi daha da hipnotik bir vurguyla çıkmaktadır. Bundan sonraki tüm sözleri derinleşen hipnotik bir vurgu taşımaktadır)

Dr. Schimirer –– Daha derine…..ve böylece o güzel güvenli yerini görebilirsin…Güneşi… Tüm bedenin, kasların rahatlamış durumda…(Fenerle çalışmayı bırakarak bir kenara koyar).

Dr. Schimirer –– O kadar rahatsın ki elini tutup bıraktığımda elin gevşeyip rahatça düşüyor. (Dr. Schimirer sujenin elini havaya kaldırıp bırakır. Sujenin elinin rahatça düştüğü görülür)

Dr. Schimirer – Şimdi derin bir nefes al ve kolunu tut. (sujenin kolunu hızla yukarı doğru kaldırır, dirsekten kolu yukarı ittirerek kolun omuzdan ele kadar düz durumda olmasını sağlar ve elin üstüne vurarak sertleşme gerçekleştirir).

Dr. Schimirer – Nefes almaya devam et

Dr. Schimirer – Şimdi kolun tamamen sertleşiyor… Ve tamamen sert…

Dr. Schimirer – Eline dokunuyorum ve oradaki duyumun değiştiğini hissediyorsun. (Eline küçük darbelerle dokunur.)

Dr. Schimirer – Sanki elinde deriden yapılmış bir eldiven var. (eldiven) bütün elini kaplıyor ve elinin hissizleştiğini fark ediyorsun.

Dr. Schimirer – Tamamen hissizleşiyor.

Dr. Schimirer – Kolun aşağıya inmesine yavaş yavaş izin verirken gittikçe hissizleştiğini fark ediyorsun.

Dr. Schimirer – Yavaş yavaş…

Dr. Schimirer – Sağ kolun yavaş yavaş aşağıya indikçe hipnozun iyice derinleşiyor…

Dr. Schimirer – Şimdi tüm bedenini rahatlatabilirsin ve kendini özgür hissettiğin o güzel yere götürebilirsin.

Dr. Schimirer – Rahatladın…

Dr. Schimirer – Sağ elindeki bu duyum değişikliğini sağlığın için kullanabilirsin  (bu sırada sağ elinin üst kısmına 3-5 kez dokunmuştur).

Dr. Schimirer – Gelecekte, ne zaman sağlığın için yardıma ihtiyacın olursa, kolunu böyle yapman (kolu tekrar yukarı kaldırır) ve hissizleşene kadar beklemen yeterli olacak. Elin hissizleştiğinde bu hissizliği vücudunun herhangi bir noktasına taşıyabilirsin

Dr. Schimirer – Yalnızca şunu düşünmeni istiyorum; kolundaki bu hissizlik manyetik bir alanı takip ederek vücudunda istediğin bir bölgeye gidebilir.

Dr. Schimirer – Örneğin baş ağrın olduğunda, bu hissizliğinin o ağrıyı kaldırmak üzere oraya aktarılmasını sağlayabilirsin.

Dr. Schimirer – Vücudunun herhangi bir yerinde ağrı duyduğunda sağ elini yavaş yavaş aşağı indirerek (Sujenin elinin üstüne vurur) o ağrının oradan gitmesini sağlayabilirsin (kol aşağı iner).

Dr. Schimirer – İşte böyle…

Dr. Schimirer – Kolunu yavaş yavaş aşağı indirirken bedenindeki duyguların son derece hızlı bir biçimde yer değiştirdiğini, ağrının yer değiştirdiğini hissedebilirsin.

Dr. Schimirer – Şimdi artık gelecekte sağ elin (elin üstüne dokunur), ağrılardan kurtulmak için senin yardımcın olacak

Dr. Schimirer – Tüm yapman gereken gözlerini kapamak, o güzel ve güvenli yerine gitmek(Yedigöllere), kolunu havaya kaldırmak, kolun hissizleşene kadar beklemek ve tüm bedenindeki ağrıları böylece geçirmek. Yalnızca tüm dikkatini, tüm konsantrasyonunu ağrıdan kurtulmak istediğin o bölgeye yönlendirmen ve sağ kolunu kullanarak bu transferi gerçekleştirebileceksin. Bu senin sağlığın için iyiyse, gerekliyse yeterli olacak, doğru zamandaysa ve sağlığın için iyiyse bunu başarabileceksin.

Dr. Schimirer – Sağ eline dokunduğumda farkı hissedebiliyorsun (sujenin sağ elinin üst kısmına sol elinin bir parmağıyla dairesel hareketle dokunur). Sağ ile sol elin arasında farklı bir his var. Sol elin daha sıcak, daha normal… (sujenin sol eline de benzeri şekilde dokunur). Sağ elin farklı. İkisi arasında fark var. (Sujenin iki eline de dokunur).

Dr. Schimirer – Eğer bu sıcaklık farkını ayırt etmek istiyorsan başını salla. (Süje başını sallar).

Dr. Schimirer – Elinin üzerine yuvarlak bir bozuk para koyduğumu hayal et. (sujenin sağ elinin üzerinde parmağıyla dairesel hareketler yaparak gezdirir).

Dr. Schimirer – Koyduğum bu paranın altındaki deri tamamen hissiz. Elinin üzerine bu iğneyi batırdığımda hafif bir baskı hissedebilirsin ama acı hissetmeyeceksin (Bu sırada eline dental enjektör ucu alır ve süjenin eline batırır).

Dr. Schimirer – Ve bu iğneyi çıkardığımda derin tamamen kapanacak ve iyileşecek. (iğneyi çıkarır.)

Dr. Schimirer – Kanın ne zaman duracağına şu anda sen karar vereceksin.

Dr. Schimirer – Şimdi kanamayı durdur.

Dr. Schimirer – İşte böyle…

Dr. Schimirer – Derin bunu nasıl başaracağını biliyor

Dr. Schimirer – İşte böyle….(kanamayı siler) Şimdi dokunduğumda artık durdu.

Dr. Schimirer – İşte böyle…

Dr. Schimirer – Sağ eline teşekkür et çünkü senin hipnoz kullanarak sağlığını nasıl kontrol edebileceğini gösteriyor.

Dr. Schimirer – Gelecekte ağrını kontrol etmek için hipnozu kullanabilirsin.

Dr. Schimirer – Uyanmak için 20’den 1’e kadar say

Dr. Schimirer – Tüm bedenini uyandır. (Süje sayar ve gözlerini açar.)

Dr. Schimirer – Vücudunu esnet ve tüm bedenini uyandır.

Dr. Schimirer – Ama test ettiğimiz bölgeyi ağrın yada herhangi bir rahatsızlığın var ise geçene kadar hissiz tut.

Dr. Schimirer – Gelecekte ne zaman ihtiyacın olursa sağ kolunu yukarı kaldır, hissizleşene kadar bekle, hissizlik gerçekleştiğinde vücudunda o hissizliği transfer etmek istediğin bölgeyi seç eğer sağlığın için, bu senin için iyi ise gerçekleşecektir.

Dr. Schimirer – Teşekkür ederim.

Süje:– Teşekkür ederim.

Dr. Schimirer: –Zannediyorum ara vermek için iyi bir zamanlama.

Ara verilir. Aradan sonrası aşağıdaki gibidir.

Dr. Schimirer:– Arada bir arkadaşımız sorduğu için seminerin nasıl yapılandırıldığı konusunda size biraz bilgi vermek istiyorum. Zamanınızı tanıtımla harcadığım için özür dilerim. Belki size hipnozu güçlendirmeniz hakkında küçük ipuçları verebilirim. Hipnozu güçlendirmenin yolu medyayı kullanmaktır. Eğer bir grup ve dernek olarak hareket ederseniz daha büyük bir etkinin yayıldığını göreceksiniz. Burada bir uygulama gerçekleştirdikten sonra soru sormanız için size izin vereceğim.

Dr. Schimirer:Belki herkes arkadaşımıza biraz önceki uygulamaya ilişkin soru soramadı. O yüzden ben sormak istiyorum. Bir çok insan hipnoz sırasında iğneyi batırdığımda acı duyup duymadığınızı merak etti. Acı duyduğunuz mu?

Süje:– Evet. Ama bir miktar öğrenmek için çıktığımdan ne yaptığınızı, nasıl yaptığınızı merak ettiğim için, kendimi transa bırakmak yerine, örneğin “şimdi evet seti kullanıyor, şimdi şunu yapıyor” şeklinde bir miktar da oraya (hipnozun nasıl yapıldığına) odaklandığım için çok fazla konsantre olamadım. Yalnız süreçten çok hoşlandım.

Dr. Schimirer:Uygulama boyunca seni rahatsız eden herhangi bir şey oldu mu?

Süje:– İğnenin batacağını bilmiyordum. Bilseydim belki daha iyi adapte olabilirdim. Tahmin ettim ama mutlaka söylerdiniz diye düşündüm.

Dr. Schimirer:Başlamadan önce rahatsız olacağın bir şey var mı diye sorduğumu hatırlıyorum. Normal olarak bu soruyu sorarım ama o sırada ne yapacağımı söylemem.

Süje:– Söylemiş olsaydınız da zaten kabul edecektim bu benim yaşamayı çok istediğim bir deneyimdi çünkü…

Dr. Schimirer:Belki daha küçük gruplarda uygulama yaparken hissizleşmeye daha fazla odaklanmakta yarar var. Bu uygulamayı yaparken her hastaya sorduğum ilk soru “sizi rahatsız eden bir şey oldu mu?”; ikincisi ise, daha derine gitmeniz için size ne yardımcı oldu? Bunu güzel bir deneyim olarak tanımlamanıza izin verecek bir an var mı?

Süje:– Ellerimi kaldırarak bedenimin diğer yerlerini kontrol edebilecek olmayı düşünmek bile hoşuma gitti. Kendi bedenimde kontrolümün artmış olması hoşuma gitti.

Dr. Schimirer: (sujeye) teşekkür ederim.

Dr. Schimirer: Uygulamayı kapatmak ve sonlandırmak için bu 2 soruyu sormayı unutmuyoruz:

  1. Seni ne rahatsız etti?
  2. Sana bu süreçte ne yardımcı oldu?

Dr. Schimirer: Şimdi yapacağımız şey ise biraz önce kaydettiğimiz uygulamanın videosunu küçük adımlarla yavaş yavaş izlemek olacak. Dolayısıyla uygulamanın gerisinde yatan tekniği açıklama fırsatım olacak ve adım adım tekniği yazacağız. Bir kişi yazma işlemi için yardımcı olursa memnun olurum (bir kişi yazma işleminde gönüllü olduğunu elini kaldırarak belirtir)

Dr. Schimirer: Teşekkür ederim. Videoyu izleyip adım adım açıkladıktan sonra kısa bir ara vereceğiz ve daha sonra bir kez daha videoyu baştan sona izleyeceğiz. Daha sonra eğer bu yöntemden hoşlanırsanız kendiniz küçük gruplarda deneyebilirsiniz; çünkü daha önceki seminerlerde edindiğim deneyimlere göre, böyle bir uygulamadan sonra kişiler kendi uygulamalarını yapmaya hazır oluyorlar.

Dr. Schimirer bu kısımda aradan önceki hipnoz uygulamasına ait görüntüyü adım adım aşağıdaki gibi analiz eder.

1-                 GÜVEN İLİŞKİSİNİN KURULMASI: Bu güven ilişkisinin kurulmasının amacı hastanın bana odaklanmasını sağlamak NLP bilenler için bu teknik “Rapport” olarak geçer. “Rapport” terapistle hasta arasındaki güven ilişkisinin kurulmasıdır. Bu güven ilişkisinin kurulmasının amacı hastanın bana odaklanmasını sağlamaktır. Bu güven ilişkisinin kurulması için hastaya sorular sorarım. Beden dilini kullanırım yani başımı sallarım ve genellikle karşımdaki kişinin olumlu yanıtlar verebileceği sorular sorarım. “Arka arkaya evet seti” beş kere evet demesini sağlarım. Mesela Diş Hekimliğinde kullandığım soru teknikleri:

Hastama “başka bir yerde olmayı tercih eder miydin?” diye sorarım. “Evet” der ve başını sallar.

“Ne olacağına ilişkin biraz korku ve gerginliğiniz var mı?” derim. Başın sallar ve “evet” der.

“Hafifçe terliyorsunuz” derim. Başın sallar ve “evet” der.

“Ağrı duyumamayı umut ediyorsunuz değil mi?” derim. Tekrar buna da “evet” deyip başını sallayarak yanıt verir vs. böylelikle beş evet seti sorusunu tamamlarım.

Dr. Schimirer: Dolayısıyla bana karşı olumlu bir tutum geliştirmesini sağlarım. O her seferinde başını salladığında ben de karşılık olarak başımı sallarım. Buna “aynalama” ya da “adımına ayak uydurma”, ”pacing tekniği” diyoruz. Eğer böyle oturursa (kollarını kavuşturmuş biçimde) ben de aynı biçimde ama biraz daha dik durumda otururum. 4-5 kez “evet yanıtını aldıktan sonra kollarımı açarım ve o anda hastam da kollarını açar. İşte o anda “Rapport” dediğimiz birbirimizin hızına ayak uydurma, hastanızın hızına ayak uydurma tekniği yapılmış olur. İşte bu hasta ile iyi bir ilişki kurmanın yoludur.

2-                 HASTANIN TARİHÇESİN ALINMASI: hastanın tarihçesini alırım.

  1.  İlk sorduğum soru: “Hipnoz sırasında deneyimlemek istemediğiniz bir şey var mı?” sorusudur. Bu her zaman için ilk sormak istediğim sorudur; çünkü bu sorudan sonra kişi olumsuz ve negatif şeyleri unutur. Mesela bazı hastalar “çocukluğumla ilgili bir deneyim yaşamak istemiyorum, orası ile ilgili bir şey hatırlamak istemiyorum” diyebilirler ya da “size bütün hayatımla ilgili sırlarımı anlatmak düşüncesinin aklıma gelmesinden rahatsız oluyorum” diyebilirler. Bir çok kişi hipnoz altında başına gelebileceklerden kuşku duyar dolayısıyla bu ilk soru ile onların bu negatif kuşkularını giderebilirsiniz.
  2. Diğer soru olarak “Hipnoz sırasında özellikle neyi deneyimlemek istiyorsunuz?” diye sorabilirsiniz. Böylesi bir soru hastanızın hipnoz sırasındaki amacını netleştirmesini sağlar. Bu anlamda biraz önceki örnek hipnoz uygulamasında bu soruyu sormamak belki yanlıştı. “Elinin acımamasını ister misin?” diye sormalıydım. Çok net değildim, o yüzden hatırlatmak isterim ki çok net olmak önemlidir. Her gün hepimiz bir çok hatalar yapıyoruz.

iii.      Üçüncü sorumuz “zihninizde canlandırmak, gitmek istediğiniz özel güzel bir yer var mı?” Eğer karşımdaki hastanın görsel olarak zihinde bunu canlandırabileceğini hissedersem bu soruyu sorarım. O soruyu sorduğum da “evet, Yedigöller diye bir yer var” deyip, gözleri yukarı doğru baktığında o bölgeyi canlandırabileceğini gördüm. Bazı hastalar yukarıya bakmak yerine karşı ileri doğru odaklanmadan bakar. Bu tür kişiler daha çok işitsel kişilerdir. Eğer yukarı doğru bakıyorsa kişi “görsel”, karşıya bakıyorsa “işitsel”, yere öne doğru bakıyorsa “duyumsal” yada “dokunsal” olarak tanımlanabilir. Bu bilgiyi almamızın nedeni kişinin nasıl bir tepki vereceğini görmüş olmak içindir. Göz hareketlerinden kişinin görsel mi, işitsel mi, duyumsal mı olduğunu algılamış oluyoruz.

3-                 Ondan sonra “Turbo İndüksiyon” dediğimiz yöntem için sorduğumuz birinci soru:

  1. “Omuzlarınızda herhangi bir problem var mı?” diye soruyoruz; çünkü biraz sonra uygulama sırasında hastanın kolunu hızla yukarı kaldırmasını isteyeceğiz. Eğer süjenin omzunda bir problem var ise bu ciddi bir sorun teşkil eder. Eğer omzunda bir problem varsa kolu dirsekten kırarak yukarı kaldırmak da bir kol katalepsisi gerçekleştirmek için yeterli olur. Kol katalepsisi gerçekleştirmek için yapmanız gereken şey: (İzleyicilerden biri üzerinde tekniği uygulayarak gösterir.)” -Süjenin hafifçe bileğin üzerinden yanlardan tutun. dolayısıyla bu hareket derinin hafifçe yukarı doğru çekilmesini sağlayacaktır. Sonra kolu yukarı doğru kaldırın, hafif bir sallama hareketi gerçekleştirin sanki ele “böyle kal” gibi bir emir veriyormuş gibi, hemen arkasından çabucak elinizi bırakın, çok uzun süre kolu tutmayın, elinizi hemen uzaklaştırın ve bileğin üstünden ele bastırın böyle bastırdığınızda elin yukarı kalmak istediğini fark edeceksiniz.Böylece yalnızca fizyolojiyi kullanıyorsunuz.Bu “Klasik Hipnoz Yöntemi”dir.Klasik hipnoz insan bedenindeki fizyolojik yapıyı oldukça fazla ve etkili şekilde kullanır.

Dr. Schimirer  (tekniğin yanlış uygulanışını aynı izleyici üzerinde gösterir.)”-Kolunuzu böyle tutun (sağ el bileğini sol el alttan kavrayarak tutuyor) kol katalepsisi için bu yanlış bir tutuştur.Elini bıraktığınızda kolunuz ağırlaşır dolayısıyla kolu böyle tutmak yanlıştır.

Dr. Schimirer “-Doktorların hastalarına dokunması alışılmış bir şeydir ancak psikolog ve psikoterapistlerin bunun için hastadan izin almaları gerekebilir.

İzleyicilerden biri: “Bunun (uygulamanın) başında hastaya neler olacağı söyleniyor mu? Olacak olan olayları önceden hastaya söylüyor musunuz?”

Dr. Schimirer:- “Önce yap sonra konuş, önce dokun ondan sonra sor”. 25 yıllık deneyimim sonucunda ne kadar çok duyumsal ve dokunsal olunursa hipnozun o kadar iyi çalıştığını keşfettim. Süjenin omzuna dokunmak, koluna dokunmak, karnına dokunmak, el ile vücudun herhangi bir organına dokunmak sözlerden çok daha etkili oluyor.

  1. Turbo indüksiyon için sorduğumuz ikinci soru “eğer eline dokunursam ve elin hissizleşirse bir problem olur mu?” “Elin soğursa bundan bir rahatsızlık duyar mısın?” diye sorarsınız. Böylece bir alt telkin olarak ona elinin değişeceğini söylemiş oluyorsunuz. Direkt olmayan telkin vermeyi, yani beklentisinin tohumlarını ekmiş oluyorsunuz. Bu sorunun önemi var; çünkü bazı insanlar ellerinin soğuk olmasından nefret eder. Bazı insanlara      “o hissizleşme ile ilgili sizin kullandığınız bir kelime var mı?” diye sormalısınız.Her bireyin bedenindeki bir organın hissizleşmesine ilişkin farklı tanımlamaları olabilir. Sanki soğuk gibi, buz gibi oldu, hissetmiyormuşum gibi, karıncalanıyor gibi… Eğer kişi “rahatsız olurum” derse, o zaman başka bir uygulama şekli kullanmak gerekir. Bu durumda kol hissizleştirmesi yapmıyoruz. Bir soru sormak isterim “dirseğinizi bir yere vurduğunuz da kolunuzun alt bölümünün hissizleştiği ve hiç bir şey hissetmediğiniz zaman oldu mu?” işte bu yüzden farklı metaforlar kullanarak kişiye bunun nasıl bir duygu olacağını açıklamaya çalışırım.

 

Şimdi cdyi izleyelim (hipnoz uygulamasının   cdsi görüntüye gelir).

Dr. Schimirer Her zaman hipnozu açıklayan, indüksiyonu başlatan bir takım cümleler kullanırım.

–        Burada kullandığım cümle “hipnoz dışsal bir etkinin içsel bir tepkiye dönüşmesidir” cümlesidir.

–        Ondan sonra kullandığım ikinci cümle “lütfen içinde hissettiklerine odaklan, bu ışığa odaklan”

–        “Elimizde kullandığımız ışığın her iki gözü de kapsamasına dikkat edin”.

–        Bu en önemli cümlelerden biri “bir kaç saniye içinde, ben üçe kadar saydığımda gözlerin kapanacak” cümlesidir; çünkü bu cümle kişinin aklının karışmasını sağlar. Eğer ben gözlerin kapanacak yerine gözlerini kapatacaksın dersem, bana karşı bir direnç geliştirmiş olur ve bana karşı direnmek için gözlerini kapatmayabilir. Bu yüzden kapanacak kelimesini kullanırım. Bir çok hastam bana “siz üçe kadar saydığınızda gözlerimi kapatmayacağımı zannettim” der.

Burada hipnotik şok etkisi devreye girer. İşte hipnotik şok etkisi kişinin üç dediğimizde gözlerini kapatması ile başlar. Bu etkinin ortaya çıkması için tamamen fizyolojiyi kullanırız. Süjelerin %99’unun gözleri kapanır. Gözünüze parlak bir şey geldiğinde gözleri kapatmak zaten çok doğal bir tepkinin yansımasıdır. Önce hastada biraz gerginlik yaratırsınız. O gerginlik ne kadar çok ise hipnoza girdiği derinlik de o kadar yoğun olur. Bir çok hastam gözlerine ışığı yönlendirdiğim de; kalp atışlarının hızlandığını ve heyecanlandığını söyler. Bu nedenle bu reaksiyonu daha hızlı ve derin hipnoz yaratmak için kullanmış olursunuz. Dramatik bir etki ile hipnoz etkisini derinleştirirsiniz.

Dr. Schimirer  “Bir”, “iki” diyorsunuz “üç” dediğinizde oldukça hızlı bir biçimde ışığı gözlere yönlendiriyorsunuz ve bu hastanın gözlerini çabucak kapatmasını sağlıyor. Bir çok hasta gözlerini kapatmak istememesine rağmen işte bu noktada gözlerinin kapanmasına şaşırır.En etkili ve en çabuk hipnoz şekli kişinin aklının karışmasıdır.Gözlerin tekrar açılmaması ve kapalı kalması için ışığı gözler üzerinde hareket ettirmelisiniz. Eğer ışığı gözler üzerinde hareket ettirmez iseniz gözler açılabilir. Gözler üzerindeki  ışık bir çeşit yapıştırıcı gibi, mühür gibi gözlerin kapanmasını sağlıyor ve aynı zamanda ışığı hareket ettirirken kullandığımız cümle “daha derin” ve “daha derin bir hipnoza giriyorsun” cümlesidir ve yavaş yavaş ışığın hareketini de yavaşlatıyorsunuz.Bunu yapmanızdaki amaç, başladığı gerginlik noktasından gevşeme noktasına gelebilmesi için hastamıza yardımcı olmaktır.

İzleyicilerden biri:  “Hipnoz” sözcüğünü mü yoksa “uyku” sözcüğünü mü kullanıyorsunuz?

Dr. Schimirer: “Hipnoz” sözcüğünü kullanıyorum. Başlangıçta kullandığınız hareketli sözcükler ve yüksek ses vurgunuz giderek değişiyor, sesinizi yavaşlatıyor ve ses tonunuzu düşürüyorsunuz. Bu noktada kişiyi o güzel, güvenli yerine gitmesi için yönlendiriyorsunuz ve orada süjenizin gözüne tuttuğunuz ışığı da güneşin ışıkları gibi bir benzetme ile kullanabiliyorsunuz.

Uygulamaya tekrar göz attığımızda;

 1. Aşamada ışığı süjenin gözlerine tuttuk, 2.Aşamada ışığı gözler üzerinde hareket ettirdik şimdi 3.Aşamada hastanın gevşeyip gevşemediğini kolunun durumuna bakarak kontrol ediyoruz. Kolu kaldırmadan önce kasların gevşeyip gevşemediğini öğrenmemiz gerekiyor ve bu aynı zamanda kolu kaldırmaya bir hazırlık aşaması oluyor. Eğer kol gevşemiş değilse, kolu kaldırmadan önce başka bir şey yapmanız gerekiyor. Eğer kolu kaldırdığınızda rahatça düşmüyorsa biraz önce bahsettiğimiz kol katalepsisi uygulamasını yapmanız gerekiyor. Kolun rahatça gevşeyip düştüğünden emin olduktan sonra kolu kaldırma aşmasına geçiyorsunuz.

Dr. Schimirer Diğer basamakta derin bir nefes alması için hastayı yönlendiriyorsunuz ve tüm gücünüzle bu noktada kolu yukarı kaldırıp, yukarıda tutması emrini veriyorsunuz, böylelikle kolunu yukarıda tutmasını sağlıyorsunuz. Bu aşamaya kadar 1 veya 2 dakikadan fazla süre harcamış oluyorsunuz. Bu indüksiyon tekniği yalnızca çok hızlı kullanıldığında etkili bir tekniktir.

(Üçlü gruplar halinde alıştırmalar yapılır).

İlk çalıştığımız şey ışığı nasıl kullanacağım, ikincisi de gözleri nasıl kapatacağımızdı. Eğer ışığı tutar tutmaz siz söylemeden hastanız gözlerini kaparsa hiç bir sakıncası yok yalnızca ışığı sağa sola doğru kullanmaya devam edin.Işık gözlerin hızlı kapanmasına izin veren yalnızca yardımcı bir araçtır ve çoğunuz da uygulama yaparken gördünüz ki %99 kişiler gözlerini kapatıyorlar çünkü bu doğal bir reflextir. Kolu hissiz hale getirme ve kaldırıp bırakma tekniği kendi başına bir indüksiyon tekniği olarak da kullanılabilir.Çoğu kez ikisini bir arada kullanıyorum. Eğer kolu kaldırıp bırakmayı farklı bir indüksiyon tekniği olarak kullanmak istiyorsanız uygulanılışını göstermek isterim. (Bir gönüllü çağırılır ve koltuğa oturtulur).

Dr. Schimirer Hipnoz sırasında zihninde canlandırabileceğin, gitmek istediğin bir yer var mı?

Süje: -Evet.

Dr. Schimirer Gözlerini kapa, gitmek istediğin o yere git, derin bir nefes al ve tut. (Tut derken kolu hızla yukarıya doğru kaldırır. Hızla kolu kaldırdıktan sonra dirsek bölgesine ve el üstüne küçük darbeler yaparak katalepsi sağlar).

Dr. Schimirer Kolunu kaskatı tut ve kolun yavaş yavaş aşağı inerken daha derin, (Sesi daha da hipnotik bir vurguyla çıkmaktadır)  derin, daha derin bir hipnoza giriyorsun yavaş yavaş…

Dr. Schimirer – – Kolun yavaş yavaş aşağı inecek….

Dr. Schimirer Daha derin…..Daha derin….

Dr. Schimirer (bir eli ile alnına dokunur) Alnına dokunduğumda orayı göreceksin ve daha derin, daha derin bir hipnoz ile rahatlıyorsun (Hastanın omuz bölgesine dokunarak, kollarından aşağıya doğru ellerini hareket ettirir). Bu güzel yerinde son derece rahatsın, hipnozda olmaktan, orada olmaktan hoşnutsun. Nereye gitmek istiyorsan gidiyorsun, sesim azaldıkça daha da rahat, daha da hoşnut bir durumdasın. (Tekrar hastanın omzuna dokunarak) Bu rahat pozisyonunda istediğin kadar kal, hazır olduğunda, bu içsel yolculuğunu bitirmeye hazırlandığında, kendi istediğin şekilde bitirebilirsin. Tıpkı rüyada gibi kendi başına rahatça istediğin zaman uyanıyorsun.

Dr. Schimirer Sanki dünyadaki tüm zaman sana aitmiş gibi, bu zamanı rahatlıkla ve mutlulukla yaşıyorsun… Bu rahatlık ve hoşluk duygusu içinde istediğin kadar kalabilirsin. Ne zaman hazır olursan kendi isteğinle o zaman geri gelebilirsin…

Dr. Schimirer Bu kullandığım son derece hızlı başka bir indüksiyon tekniği yalnızac hastanıza kendi için güvenli bir yer keşfetmesini sağlayın, imgelemesinin başalamasını sağlayın, ondan sonra “gözlerini kapat ve o güzel yerini zihninde canlandır” deyin.Derin bir nefes almasını sağlayın ve ondan sonra derin bir nefes almasını söyleyip, o nefesi tut dediğiniz noktada hızla kolunu alıp yukarı kaldırın. İşte o aynı anda, nefesini tut dediğiniz anda kolu kaldırıp tuttuğunuzda, kolunu da tut anlamına gelen bir telkin ve ondan sonra nefes almaya devam et demeyi unutmayın.O zaman hasta nefes nefese kalabilir.

Oldukça hızlı bir indüksiyon tekniğidir. Kolu kaldırmanıza ilişkin de bir takım teknikler var. Eğer kolu yavaşça kaldırırsam kolun katelepsisine ulaşmak kolay olmaz. Son derece hızlı bir şekilde dümdüz kaldırmalısınız ve dirsekten içeri ittirerek kolu düzgün hale getirmelisiniz çünkü eğer kol düz pozisyonda değilse kolaylıkla hareket edebilecektir. Eğer kolu böyle düzgünleştirirseniz bir katalepsi var duygusuna kapılmak çok daha kolay olacaktır ve hareket ettirmek zordur.Hastanıza kolun kaskatı ve sert olduğuna dair telkinde bulunun ve kola dokunun.Hızlı duyumsal kinestetik değişim kol katalepsisi ve hipnoz için çok önemli bir araçtır.

İğne fobisi olan hastalarım için önce yukarıda kataleptik bir kol oluşturmak ondan sonra iğneyi yapmak son derece iyi bir yoldur. Bir iki dakikada bu iğne olayını nasıl yapacağınızı hatırlatmak gerekirse ; Kişiye tatilde gitmek istediği bir yer olup olmadığını sorun.Zihninde o yeri canlandırmasını isteyin.Canlandırdığı nokta da gözlerini kapatın, derin bir nefes alıp vermesini söyleyin, tekrar derin nefes al tut dediğinizde hızla kolunu yukarı kaldırın, dokunduğunuz noktanın hissizleştiğini vurgulayın ondan sonra iğneyi yapın.

SORU: “Buna rağmen iğneyi yapacağımız esnadan hastanın gözünden yaş süzülüyor ve korktuğunu ifade ediyorsa ne yapardı acaba?

CEVAP: İndüksiyon sırasında bazen ışık kullandığımızda gözden bir sulanma ile beraber gözyaşı geldiğini görebilirsiniz ama duygusal değişikliğe bağlı gözyaşı akma durumunda yaş, gözyaşı kanallarından gelirken, irritasyona ve rahatsızlığa bağlı gözyaşı durumunda gözün dış kenarından gözyaşı gelir.Eğer hastamız bir “Abreaction” yani daha önce verilmemiş abartılı bir tepki veriyorsa o zaman değişik bir teknik kullanmamız gerekir. Eğer hastamız bir “abreaction” dediğimiz daha önce verilmemiş abartılı bir tepki yaşıyorsa öncelikle hastanıza içinizden teşekkür edin. “Sana teşekkür ediyorum çünkü bana o kadar güveniyorsun ki kendini tamamen bana bıraktın, kontrol dışındasın.” Başlamadan önce böylesi bir benzetme ile abreaction düşüncenizi zihninizde yeniden çerçevelemenizi istediğim için bu örneği kullandım çünkü aberactionun bir sorun olduğunu düşünürseniz, evet öyle olacaktır. Yok eğer “hastam kendini bıraktı tamamen rahatladı” diye düşünüyorsanız bu sizin ona, özel bir şey katabileceğiniz deneyim olacaktır. İlk adım içimden hastama teşekkür etmek olduktan sonra, ikinci adım hastamın hızına ayak uydurmaktır. Gerekirse siz de ağlayın yalnızca bir aynalama ile onun tepkisini ona yansıtmak amacı ile, lütfen o noktada ona “kendini kötü mü hissediyorsun? Neler oluyor? Neden böyle hissediyorsun?” diye sormayın. Bu soruların hiçbir yararı yoktur. Ağlamasına izin verin “bırakın gözyaşlarınız aksın” deyin böylece ona bu semptomu tanımlamış oluyorsunuz Bu sorunu değiştiremeyeceğinize göre bu soruna ayak uyduruyorsunuz ve sorunu yoğunlaştırıyorsunuz. Hastanızı yatıştıracak bir cümle olarak şunu söyleybilirsiniz: “İyileşene kadar, kendinizi iyi hissedene kadar yanınızda olacağım hiç merek etmeyin.” Eğer bir aberaction ile karşı karşıyaysanız bedensel bir temas kurmanız gerekecektir. Bazen hastanın başına dokunurum, ona sarılırım, bazen karnına dokunurum. Kişinin vücudunu okşamayın, anne gibi yapmayın yalnızca huzurlu ve sakin bir şekilde ona dokunun.

Yine kullandığımız başka bir teknik vardır. Elinizi hastanın omzuna koyun, nefes aldığında elinizi onunla beraber yükseltin, nefes verdiğinde bastırın. Pacing’ te ( hızına adım uydurmakta) kullanılan bir teknik. Normal olarak böylesi bir süreçte kişiye dokunmak, sakinleştirmek ve onun hızına adım uydurmak kısa süre içinde abreactionun ortadan kaldırılıp, kişinin normale dönmesini sağlayacaktır.

Diş Hekimleri için; yukarı kalkmış olan kol yavaş yavaş ağza doğru giderken, koldaki hissizliğin ağza geçeceğini söylerim ve kol daha aşağıya doğru inerken ağzından yavaş yavaş açılacağını söylerim. En son noktaya geldiğinde ağız tamamen açılmış olur. Ağız açıldıkça hissizleşme duygusunun artacağı telkinin veririm. Normal olarak hastalarımız ağızlarını yalnızca 1 cm. açabilirken bu telkin ile çok daha fazla açabiliyorlar. Dolayısıyla ağzınızı ne kadar çok açarsanız hissizlik duygunuz o kadar çok artacak telkini ile ağızlarını daha çok açıyorlar. Şimdi cdyi tekrar izleyelim. (cd kaldığı yerden başlatılır.)

Başlangıçta söylediğim gibi Ericksonian hipnozunu kullandım. Bugün %50 Ericksonian, %50 kalsik hipnozu kullanıyorum. Klasik hipnozu öğrenme nedenim de Ericksonian hipnozu uyguladığım bir hastamın “sen nasıl hipnoz yapılacağını bilmiyorsun” demesiydi. O zamandan beri tüm hastalarıma “size göre hipnoz nedir? Lütfen bana hipnozu açıklayın” diye bir soru sorarım çünkü benim o hastam Ericksonian hipnozundan farklı bir hipnoz anlayışına sahipti. Bazı hastalar klasik hipnoz yöntemini kullanmanızı beklerler.(Gerçek hipnoz) Kollarının hareket edemediği deneyimini, gözlerini açamayacakları deneyimini yaşamak isterler ancak ondan sonra ağrı yada acı yaşamayacaklarına ikna olurlar. Klasik direkt hipnoz tekniğini ameliyat uygulamalarında kullanıyorum. Fobik hastalarımda aberaction olduğunda kullanıyorum. Eğer hastam bana “ben şimdi sarkaca bakmalı mıyım?” diye soru sorarsa, “evet, şimdi sarkaça bak ve hipnoza gir” derim.Hastamın inançlarını hipnozu gerçekleştirmek için kullanırım, güzel bir indüksiyon tekniğidir. Madem inanıyor niye kullanmayayım? Sarkaç indüksiyonunu denediniz mi hiç? Almanya’da aslında klasik hipnoz tekniklerini kullanmak neredeyse çağ dışı kabul ediliyor ama diğer taraftan psikologlar hastalarını daha çok etkilediğini gördükleri için klasik hipnoz uygulamayı tercih ediyorlar. Ben Ericksonian stilini tercih ediyorum öğürme için, kronik ağrılar için kullanıyorum ama ameliyatlar için klasik hipnozu tercih ediyorum.

SORU: Şu anda yaptığımız tekniği nasıl değerlendiriyor? Çünkü göz ile tespit, söz ile telkin klasik hipnozunun dışında bir teknik uyguluyoruz. Ericksonian ile klasik hipnozun karışımı gibi geldi bana?

CEVAP: Bu iyi. Ne kadar çok aracınız varsa o kadar iyidir. Size Ericksonian hipnozunu klasik hipnoza çevirin demiyorum her ikisi ayrı yöntemlerdir. Bu 2 ayrı yöntemi kullandığınızda; 2 ayrı aracınız ve daha derin hipnozunuz olmuş olur. Diş çekme operasyonlarında, ağrılı acılı olacağını düşündüğüm uygulama sırasında kalsik hipnozu uygulamayı tercih ediyorum. Hipnoz hastanızın motivasyonuna göre decesi yükselip azalan biçimde çalışır. Hastanın eğer birkaç dakika içinde dişinin çekileceğine dair bir bilgisi var ise o zaman daha derin bir hipnoza girme eğilimi de artıyor. Dolayısıyla hasta ağrı çekmemek için ne kadar derine gitmesi gerektiğini de anlamış oluyor. İsterseniz “Turbo İndüksiyon Tekniği”ni küçük bir demo video ile kapatabiliriz. (cd gösterilir.)

–          Hastama ışığa odaklanmasını söylüyorum. “Tamamen ışığa odaklan”

–          “Üçe kadar saydığımda gözlerin kapanacak” (gözler kapanır.) “ve daha derine..”  “daha derine … gideceksin.”

–          “Bedenin gevşiyor ve rahatlıyor.”  “Kolunu kaldırıyorum ve kolun tekrar geri düşüyor. Derin bir nefes al ve tut” (bu arada sol kol kaldırılır)

–          “Nefes almaya devam et. Derin karın nefesleri alıyorsun.1

–          “Sol kolundan inen bu hissizlik yavaş yavaş sağ koluna geçiyor ve o da hissizleşiyor.” Bu aşamada hastaya dissosiation yapmak önemlidir. Hasta sağı solu ile, içinde ve dışında olmakla, burada ve dışarıda olmak arasındaki ayrımı yapmalıdır.

–          “Sağ elin sıcak ve hassas, sol elin soğuk ve duyarsız. Ve sol elini yavaş yavaş ağzına doğru götürüyorsun”

–          “Ve şimdi kolunu serbest bırakıyorum, hareket edebilir.” (Bu aşamada kolu serbest bırakmak için omuza ve dirseğe dokunur.) Diş doktorları için belitrtmek isterim ki operasyonun yapılacağı bölgeye, ağız içine, dişin etrafına ve çene bölgesindeki noktaya dokunurum ki bu önemli bir aşamadır.

–          “Şimdi sol kolun çenene değecek ve bu noktada bu hissizlik duygusunu çenene aktaracağız.” Hastayı sıcak tutmak için üzerine battaniye var çünkü 10 dakikadan fazla hipnoz altında kalma durumunda hastalar çok üşürler.

–          Şimdi müdahale etmek istediğim bölgeye içeriden ve dışardan parmaklarımla dokunuyorum. O bölgedeki her noktanın tek tek uyuşması gerektiğini söylüyorum, diş, dişeti, sinirler, ağız içi şeklinde çalışmaya ihtiyaç duyduğum her bölgenin hissizleştiğini tek tek söylüyorum.

–          “Başlangıçta azıcık bir acı hissetsen bile ilerleyen zamanda hiç bir şey hissetmeyeceksin ve sıkıntını belirtmek istediğinde benim ve senin için bir işaret olarak lütfen işaret parmağını uzat.”

SORU: “Acı hissetmeyeceksin demek doğru mu acaba yoksa bir şey hissetmeyeceksin mi demeli?”

CEVAP: Acı kelimesini kullanmaktan kaçınırım çünkü bazen acıyı ortaya çıkarabilir. Gerçi derin bir transta kullandığımız kelimenin hiç bir zararı, anlamı yoktur. Ama yine de ben acı kelimesi yerine başka kelimeler uyuşuyor, bir şey hissetmiyorsun gibi kelimeler kullanırım. Ağrı içinde aynı şey geçerli, başın ağrımayacak dediğimizde ağrıyı oluşturmak için bir telkinmiş gibi olabiliyor.

    SORU: “Hastanın yüzü eline inmedi. İnmesi için telkin verilmişti galiba?”

    CEVAP: Telkini verdikten sonra hemen yapmayabilir. Bazen hastanın elini çenesine götürmesi 5 dakika     bile sürebilir. Ne zaman oraya o hissizliği transfer etmesi gerektiğine hasat kendisi karar verir. Bazı hastalar 30 saniye içinde ellerini çenelerine götürürken, bazılarının 5 dakikayı bulur. Buna hastanın kendisi karar verir.Kullandığım cümleler bu anlamda önemlidir. Bazen şöyle bir cümle kullanırım, “eğer gerçekten istiyorsan, eğer gerçekten bu hoşuna gidecekse daha derin bir hipnoza girebilirsin.”

–          Bazen hastalar bir gerilim hissetmek isteyebilirler. O zaman hastaya telkin olarak “tüm o gerilimi işaret parmağına koy, tüm o gerilimin hepsini işaret parmağında hisset” denir. Eğer bütün gerilimi, kişinin hissettiği stresi işaret parmağına yönlendirirseniz bedendeki adrenalin o oranda olacaktır. Eğer bütün beden gerginleşme yaşıyorsa o zaman bütün bedene adrenalin salgılanacaktır kibu ikisi arasındaki fark önemlidir. Tekrar anımsatmakta yarar var ki tüm bedenin gevşemiş olması, yalnızca bir parmağın tüm tansiyonu, gerginliği taşıyor olması önemlidir ve genellikle insanlar işaret parmaklarını gerçekten gergin bir şekilde uzatırlar çünkü bedenlerindeki o gerginliği ifade edebilecekleri bir noktaya ihtiyaçları vardır. Ve biz onlara “bu parmak, senin parmağın stres parmağın,vücudunda hissettiğin tüm gerginlik ve stresi bu parmak aracılığıyla ifade edebilirsin” deriz. Bu anlamda hastamızın derin karın diyafram nefesi almaya yönlendirilmesi gerekir bunu hem talkin ederim hem de kontrol ederim.

–          Gördüğünüz gibi ben ve yardımcım her iki omuz başında kişini hızına ayak uydurmak ve onu yönlendirmek üzere ellerimizle baskı yapıyoruz. Elin çeneye değdiği noktada duyarsızlaşma elden çeneye geçer ve bu noktada derim ki “hazır olduğunda ağzın açılmaya başlayacak. Elin yavaş yavaş aşağıya inerken daha derin bir transa gireceksin ve ağzın açılmaya devam edecek. Alnının ortasına parmağım ile dokunduğumda artık sen bu odanın dışında başka bir yerde olacaksın. Bu çalışmaya hazır olduğun anda yavaş yavaş ağzın açılmaya devam edecek. Dişetlerin daha duyarsız hale gelmeye, hiç bir şey hissetmemeye devam edecek.” Dudaklara ilk dokunuşumuz bir krem yardımı ile nazik bir dokunuş olmalı.(Bu arada hastanın dişetleri ile diş arasına elevatör ile girilip birbirinden ayırmaya başlanır.)

–          Aleti çevirmeye başlamam kişinin nefesini verdiği andır. Kişi nefes verdiği anda ğarı hissetmiyor bu nedenle ağrı verecek olan hareket hasta nefesini dışarı verirken yapılır.

SORU: “Bu konuda özel bir telkinde bulunuyor mu hastaya?”

CEVAP: hayır hiç telkinde bulunmuyorum yalnızca yapıyorum yoksa hasta nefesini vermeye korkar. Yalnızca ne yapıyorsam o sırada vermem gereken güç yada ağrı var ise hasta nefesini dışarıya verirken bu uygulamayı yapmayı tercih ederim. Ama öncesinde mutlaka bir metafor kullanarak açıklarım. Mesela ucu sivri bir alet ile hastanın ağzına dokunduğumda kişiye bunu bir kürdanın dişetine değmesi gibi açıklarım. Davye ile kişinin dişini çekmeye çalıştığım noktada derim ki “şimdi ağzını aç ve dişini ağzından at. Kemiklerin tamamen yumuşuyor o kadar yumuşuyor ki diş ağzından fırlayacak. (Diş lüxe edilir.)

SORU: “Telkini sınırlandırmak gerekebilir mi? Çok yumuşatırsam çeneyi kırma ihtimalim olabilir mi?”

CEVAP: Hayır. Bir çok insan çene kırılmasından korkar ama metaforlar kullandığınızda bunda bir sakınca yoktur.

–          ( Bu arada hastanın dişi çekilir.)

SORU: “Bu işlem anında anestezinin gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmeden direkt olarak işleme başladı. Bu hastayı daha önceden hipnoza almış mıydı acaba?”

 CEVAP: Hayır hastayı daha önceden hipnoza almamıştım. Deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki   ilk seansta yapmak çok daha etkili çünkü bazen uygulama öncesi extra bir seans yaparsanız hipnozun büyülü etkisinin kaybolduğunu görebilirsiniz.

–          Şimdi uygulama sonrasındaki lezyonların iyileşeceğine ilişkin post hipnotik telkinleri veriyoruz ve “iyileşme şu anda başlamış durumda” diyoruz çünkü bir enjeksiyon malzemesi kullanmadıysanız zaten ortada bir şişme yoktur ve iyileşme süreci çok hızlıdır. “Hastaya iyileşme tamamlanana kadar o duyarsızlığı, hissizliği koruması” telkini verilir. Bu aşamada hastanın bilinçaltının bu iyileşmeyi sağlayacağı telkini verilirken dokunsal olarak ona dokunurum. Omzuna, hastalıklı bölgeye dokunurum ve hastanın tamamen iyileşeceğini duyumsamasına izin veririm. Hipnozdan çıkarmadan önce “tüm bedeninin iyileştiğini, yalnızca tedavi edilen bölge hariç hiçbir hissizlik kalmadığını” söylerim.

SORU: “Bu seansta hastanın hangi derinlikte olduğunu düşünüyor acaba?”

CEVAP: Bu aşamada orta trans düzeyinde bir derinlik sağladığını düşünüyorum, derin trans değil. Ağrı kontrolü için orta düzeyde trans oluşturmak yeterlidir. Bundan daha önemli olan hastanın beden ve organları ile, zaman ve mekan arasındaki ayrımı kesinlikle yapabilmiş olması önemlidir. Hastaya kendini bir yerde düşün dediğimizde pasif bir düşünce kendini herhangi bir yerde dinlenirken, deniz kenarında hayal etmesi yerine; yüzmek gibi, bisiklete binmek gibi aktif eylem gerektiren bir ortamda imgelemesini tercih edin. Eğer hastanız kendini dalgalara bırakmak, denize koşmak, yüzmek gibi bir imgeleme kullanıyorsa, bu imgeleme tekniği yapmış olduğunuz eylem ile daha örtüşen bir teknik olduğum için anlamlıdır. Eğer hastanızda kramp yada ağrı olduğunu hissederseniz yada hafif bir inleme ile eşlik eden bir ağrı belirtisi görürseniz o zaman iki kat daha fazla hastanızı dissosie etmek durumundasınız.

SORU: “Bunun için ne yapardı acaba?”

CEVAP: İki etkili dissosiatif süreci gerçekleştirmek için diyelim ki hastanız yüzmek istedi. Bir yandan yüzdüğünü hayal ederken bir yandan da yüzdüğün bölgeden 500 m. havada kendini hızla uçarken ve aşağıda kendini gözlemlerken hayal et diyorsunuz.

SORU: “Yükseklik fobisi yoksa tabii, bunlarla ilgili önceden bilgi mi laıyorsunuz?”

CEVAP: Daha önce bu soruları soracaksınız. “Nerede olup, ne yapmak istersiniz?” diye. Tarihçeyi seansa başlamadan önce almak gerekiyor. Bazı insanlar dalmaktan hoşlandıklarını söyleyebilirler. Böyle bir durumda onların o hava kabarcıklarını imgelemesini, suyun tadını ağzında hissetmesini yada suyun derinliğinde hissettiğin sesleri canlandırmasını isteyebilirsiniz. Bu durumda tekrar 2 kat bir dissosiation yapmak istiyorsanız o zaman deyin ki “şu an sarı bir denizaltının içindesin, ihtiyacın olan her şey var. Son derece güvendesin ve bu denizaltına binerek çok daha derinlere gidebileceksin”. Tüm bu örnekler ağrı kontrolü için son derece önemlidir. Eğer tüm bunlara karşın hastanız size inleme ile bir ağrı belirtisi verirse o zaman hastanızla tekrar aynı hızı yakalamayı (pacing) gerçekleştirin. “İşte böyle, bu senin daha derine gitmeni sağlayacak” deyin. Hastanız inlediğinde bu inlemeyi onaylayın ve daha derine gitmesi için bir araç olarak kullanın. Hala hastanızın ağrısı devam ediyorsa “bir enjeksiyon isteyip istemediğini” sorun ve başını sallayarak cevap vermesini isteyin. Lütfen hipnozu durdurmayın. Hipnozu olduğu gibi tutan aberaksiyonda bile lütfen hipnozu kesmeyin. Hipnoz sırasında hızına ayak uydurmak, pacing yapmak çok daha kolay, hipnozu durdurmadan devam edin. Eğer hastaya “iğne istiyor musun?” diye sorduğumda bir tepki vermez ise ikinci bir soru sorarım. “Devam etmemi istiyor musun? Eğer istiyorsan lütfen başını salla” derim. Bağırıyorsa bile eğer başını sallayıp “evet” derse devam etmek zorundasınız çünkü o anda bir trans durumunda ve eğer bilinçaltı bu trans durumunda “evet” diyorsa, bilinçaltının verdiği onayı kabul edip devam etmek zorundasınız. Öyle durumlar yaşadım ki; Örneğin bir tanesin de hastam devam etmemi istedi bir yandan da benim ve yardımcım için şok edici bir durumda çığlık çığlığa bağırıyordu. Bitirdikten sonra “sen benim devam etmemi istedin ama bir yandan da bağırıyordun. Ne oldu?” diye sordum. Hastam bana şunu dedi: “Ben sen duracaksın diye korktum. Bir an önce bunun devam edip bitmesini istiyordum.” Genç bir hanım bana demişti ki; “Annesinden aldığı bilgiye göre doğum yapmak olabilecek en kötü acıdır, ağrıdır ve bu yüzden bebek sahibi olmaktan korkuyorum. Sizinle yaptığımız bu çalışma sırasında imgelememde ben aynı zamanda doğum yapıyordum ve şimdi karar verdim artık bebek sahibi olabilirim.” Geçekten de hastanın seans sırasında sesi doğum yapan bir kadının inlemesi, çığlıkları gibiydi.

Genç bir adam hatırlıyorum benim için son derece dehşet bir deneyim olmasına karşın bu genç adam bana dedi ki; “Annem 18 yaşında bana hamileyken düşük yapmak istemiş ama ben her şeye karşın yine doğmuşum. Şimdi niye o kadar zayıf bir insan olduğumu anlıyorum. Bu yirmi yaş dişimin çekilmesinden sonra kendimi çok daha güçlü hissediyorum ve sanki kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum” ve O da yanı şeyi söyleyip “tek korktuğum şey sizin durmanızdı doktor bey” diye ekledi ve bana teşekkür etti “beni en azından 2 yıl sürecek bir psikoterapi süresinden kurtardınız” dedi. Gelişmemiş bir çok ülkede ergenlikten yetişkinliğe geçiş acı verici, ağrı verici bir süreç olarak uygulanır. Bir çok kişi için bu ağrı metafor etkisi yaratarak, ağrının yetişkinliğe ve güce geçiş sembolü olması söz konusu olabiliyor.

SORU: “Klasik hipnozda diş çekimi öncesinde hastayı üç kez transa almak gerektiğini öğrendik ve öyle de uyguladık. Hatta bazı hastalarımız da birinci ve ikinci seansta tepki verdiklerini ancak üçüncü seansta hiç tepki olmadan rahatça dişi çekebildiğimizi gözlemledik. Doktor bey ilk seansta diş çekebiliyor. Buna nasıl karar verdiğini öğrenmek istiyorum.”

CEVAP: Hipnoz konusunda bir çok araştırma ve çalışma gerçekleştiriyorum bu yüzden bir hipnoz seansı ile böyle bir çalışmayı gerçekleştirmek için öncesinde 3 hipnoz seansı yapacak vaktim yok. Herkes bilir ki inançlarımız kadar varız. İnandığımız şeyleri başarabiliriz. Bu da benim inançlar sistemim ve benim için işliyor. Eğer öncesinde 3 seans çalışmak istiyorsanız çalışın ben böyle bir şey yapamıyorum zamanım yok, zamanım olsa yaparım. İlk seans uygulamalarında da başarılı oluyor ve ilk uygulamayı gerçekleştirdikten sonra posthipnotik telkin veriyorum. Posthipnotik telkinde hastama “tekrar bu ofise geldiğinde ve benim sesimi duyduğun anda bu sandalyeye oturup geriye doğru yattığını hissettiğin anda tekrar derin bir transa gireceksin” diyorum.

SORU: “Bunu, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin çalışan bir mekanizma olarak mı kullanıyor?”

CEVAP: Hipnodentist olarak çalışan bir arkadaşım var. Victor bir hastasına posthipnotik telkin verdi ve hastası 30 yıl sonra geri geldiğinde telkin çalıştı. Size doğru olan budur, bunu yapın demek istemiyorum yalnızca bakış açınızı genişletmek ve bu alanda daha deneyimlenmemiş , keşfedilmemiş pek çok şey olduğunu göstermek için bu örnekleri veriyorum. Mesela hipnoz indüksiyonunu çok çok az sözcük kullanarak yapabilirisiniz.

SORU: “Hastaları daha önceden yaptığı çalışmaları izliyorlar mı? Mayalama seansları var mı? Yani hasta bilinçli mi?”

CEVAP: Sizi başlangıç bölümünde olanlar olarak algılamadığım için o mayalama bölümünü, hasta ile konuşma, onu ikna etme ve görüşme teknikleri bölümünü atladım. Direkt olarak uygulamaya geçtim.

SORU: “Hasta hipnoz olacağını bilerek mi geliyor?”

CEVAP: Zaten benim hastalarım beni hipnoz yaptığım için buluyorlar. İnternet üzerinden özellikle buluyorlar. 25 yıldır bu alanda çalıştığım için tanınıp biliniyorum. Kişi zaten araştırmasını yapmış olarak geliyor. Tabii bunun dezavantajları da var hipnoz yaptığım için bana gelmeyen normal hastalarım da var.

Ayrıca hastalarım bekleme odasında dental hipnoz hakkında bir broşür de okuyorlar. Hastalarımın %50 si hipnozun onda çalışmadığını, % 50 si de çalıştığını etkili olduğunu söyler. Bu belki Ericksonian ile klasik hipnoz kullandığım için olabilir. Bazı hastalarım bana; “Bana gerçekten hipnoz yaptın mı? Ne yaptın hiç farkında değilim, bir şey mi oldu?” diye sorar ve ben de onlara “hipnoz için ücret ödediniz mi? Yapmadım tabii” derim. Hipnoz için gelen hastalarım bir sözleşme imzalarlar ve dakika ücreti üzerinden para öderler. Onlara derim ki “eğer 5 dakikada hipnoza girerseniz, bana 5 dakikalık para ödersiniz. 20 Dakikada girerseniz 20 dakikalık para ödersiniz” derim. Bu çok etkili bir yöntem.

SORU: “Ameliyat sırasında hastanın bilinç seviyesi neydi?”

CEVAP: Evet hasta tüm olanları hatırlıyordu. Ağrı kontrolünde geldiğimiz son nokta amneziyi gerçekleştirmektir. Bazen kişinin o anda ağrı çektiğini hissedebilirsiniz ama amneziyi indüksiyon ile telkin ederseniz bir hafta sonra öyle bir ağrı çektiğini de unutur. Amneziyi direkt olarak “burada olan her şeyi unutacaksın, ve kendini son derece rahat hissedeceksin. Bir daha ki sefer de kolaylıkla hipnoza gireceksin” şeklinde direkt olarak verebilirsiniz.

Eickson’un amnezi için kullandığı bir teknik var ben onu da kullanıyorum. Bu teknikten farklı olarak, uygulamadan önce hastanız ile konuşurken hastanın hoşlandığı bir şey hakkında onun ile konuşuyorsunuz diyelim, mesela bahçesinde yetiştirdiği ürünler hakkında konuşuyorsunuz diyelim, ona “bahçesinde yetiştirdiği sebzelere ne sıklıkta su verdiğini” sorarım ve o noktada birden dururum. “Ah özür dilerim! Bir dakika! bunu konuşmayı bırakalım şimdi iş zamanı” derim. Çalışma bittikten, hasta uyandırıldıktan sonra tekrar o yarım bıraktığım konuya dönerim, “ne aralıkta sebzeleriniz suluyorsunuz” diye konuşup devam ederim. Dolayısıyla bu teknik bir cümleyi yarım bırakmak ve uygulama sonrası o cümleyi tamamlamaktır. Bu teknik amnezi (hafızanın unutulması için) son derece yararlı bir tekniktir. Özellikle ameliyatta kullanılacak bir teknik olarak son derece yararlıdır.

SORU: “Posthipnotik telkin ile uyanıkken cerrahi işlem yapabilir miyiz?”

CEVAP: Diş ile çalışmamız bittikten, artık orayı dikerken ilk posthipnotik telkini veririm.O telkin iyileşmenin devam edeceği ve bir dahaki gelişine kadar yaranın kapanacağı yöndedir ama diğer sekilde uygulama yok. Uyanmadan önce ikinci kere bu cümleyi tekrar ederim. Uyandıktan sonra üçüncü kez “bu süreç içinde bana geldiğinizde kolaylıkla iyileşmiş olacak” telkinini veririm.

SORU: “İkinci bir cerrahi girişim için ne kadar süre geçmesi gerekiyor?”

CEVAP: İyileşme süresi ne kadar ise o kadar. Zaman zaman bir gün üst çene, bir gün alt çene şeklinde yapabiliyorum. Eğer çok fazla diş çektiysem 1 hafta iyileşme olması için bekliyorum.

SORU: “Bu arada bir komplikasyon gelişirse ve ağrı hissi olmazsa o zaman bir problem yaşanmaz mı?”

CEVAP: Çok seyrek olarak ameliyat sonrası iyileşme sürecinde sorun ile karşılaşırız. Eğer hasta o süreçte çok heyecanlanıp da uygun olmayan bir davranış sergilerse sorun olabilir. Bazı hastalar uygulamadan sonra kendilerini son derece enerjik ve heyecan seviyeleri yüksek hissederler. Kimyasal olarak oldukça fazla endorfin salgısı vardır. Bu insanlar evlerine gittiklerinde enjeksiyonda olmadığından çok fazla konuşup, hareket edip, oradan oraya gittiklerinde bu konuda bir rahatsızlık yaşayabilirler. Normal bir dinlenme sürecine girdiklerinde iyileşme ile ilgili bir problem olmaz.

SORU: “Hipnoza girişte eğitim düzeyinin en kadar önemi var?” “Böyle bir operasyon hipnoz altında çocuklara da uyguluyor mu?”

CEVAP: Eğitim ve hipnoz arasında doğrudan bir ilişki yok. Bu yalnızca motivasyon ile ilgilidir. Kişi motive olduysa eğitim düzeyinin önemi yoktur. Bu tamamen kişinin motivasyonu ile ilgilidir dedik bu konu ile ilgili bir örneğim var. Mercedeste çalışan çok aktif bir müdür geldi. “Benim yalnızca 2 saatim var. Yüzümün şişmesine, ağrıya ayıracak bir zamanım yok acele işe dönmem gerekiyor” deyip, yirmi yaş dişinin hipnoz altında çekilmesini istemişti. Operada çalışan bir müzisyen ile ilgili da var. Müzisyen yirmi yaş dişinde olan problemden dolayı dudaklarını kullanamadı ve işini kaybetti çünkü nefesli bir çalgı çalyordu. Onun bütün çalışma arkadaşları bu kötü deneyimden etkilendikleri için yirmi yaş dişlerinin operasyonlarının hipnoz altında yapılması için bana geldiler. Bazı insanların iğnelere yada bazı ilaçlara allerjik reaksiyonu olduğu için gelmeyi tercih ediyorlar bu insanların da motivasyonları oldukça yüksek.

Çocuklara uygulama aşamasında eğer daha önce dişçi koltuğunda acı çekmemiş bir çocuksa, ona hipnoz uygulayıp anestezi yapmadan süt dişlerinin çekilmesini sağlıyorum.

Şu ana kadar size yaptığım çalışmaların çok küçük bir bölümü hakkında özellikle klasik hipnoz ile ilgilendiğinizi gördüğüm için o bölümü verdim ama aslında yaptığım çalışmaların çok farklı ve değişik boyutları var onlara da girmek istiyorum size bilimsel olarak göstereceğim ondan sonra da sizi hep beraber bir grup transına girmeye davet ediyorum.

SORU: “Anamnez (hastayı sorgulayıp, hikayesini alma) için ne kadar zaman ayırıyor ve toplam hipnoza başlayıp bitirdiği süre ne kadar?”

CEVAP: Anamnez için 1 dakika ayırıyorum, 5 dakikayı indüksiyonu gerçekleştirmek için ayırıyorum. Geri kalan zamanda da operasyonu yapıyorum. İşte bu psikoterapi ile dental hipnoz arasındaki farktır.

 

Bilimsel Açıdan Hipnoz:

Alman Bilimsel Hipnoz Derneğinde bu alanda çalışan profesörlerin bir araya gelip yaptığı bilimsel çalışmaların olduğu bir çok örneğimiz var. Hipnoz konusunda bir çok araştırma yapıyoruz. Hipnozun bilimsel yapısı hakkında çok da fazla konuşmak istemiyorum çünkü profesörler bu konuda benden çok daha iyi. Ama yine de vurgulamak istediğim birkaç nokta var. Beyinde neler olup bittiğini gözlemlemek için PET ve fMRT dediğimiz aletleri kullanabiliyoruz eğer hasta bu makinenin içinde ise doğal olarak bir hipnoz gerçekleştirmek zor ama yine de bu konuda devam eden bilimsel çalışmalar var. Araştırmalar konusunda çok konuşmak istemiyorum ama hipnoz sırasında beyinde neler olup bittiğine ilişkin verileri paylaşmak isterim. Yalnızca Almanya’da değil, dünyanın bir çok yerinde bu araştırmalar devam ediyor. Öğrenme, hipnoz yada başka bir etkinlik sırasında beynin hangi bölgelerinin aktif olduğuna ilişkin bu makineler aracılığı ile aldığımız bilgiler var. 20 yıl önce hipnotik seanslar sırasında öğrenmiştim ki beyniniz sağ frontal bölgede ama şimdi bu doğru değil daha iyisinin biliyoruz. Tüm hastalarda beynin belli bölgelerinin aktif olduğunu görüyoruz. Bu da hipnoz deneyimin herkeste tekrarlanan bir deneyim olduğunu gösteriyor. Hipnoz beyin kalıplarını, beynin yapısını değiştirebilecek bir özelliğe sahip. (nöral hareketlilik, nöral esneklik) Bu nöral esneklik sayesinde şunu görebiliyoruz ki beyinde bir değişiklik olur ve bu kalıcı bir değişiklik oluyor. Tıpkı öğrenme gibi…..Doğal olarak şunu önermemiz gerekiyor ki herhangi birine hipnoz uyguladığımızda onun beyninde kalıcı bir değişiklik olacak. Beynin farklı bölgeleri arasında, farklı bağlantılar kuruluyor ve bu bağlantılar da kalıcı bağlantılar oluyor.

 

Grup Transı:

Bir grup transı gerçekleştirmek istiyorum. Önce çeviri yapılacak ancak sonra çeviri yapmayı durduracağım. Sonra ingilizce ve almanca olarak devam edeceğim. Eminim anlamayacaksınız ama ben böyle yapacağım ve böylece benim söylediklerimi anlamadığınızda ne olduğunu gözlemleme olasılığına da sahip olacaksınız.

–          Transa girmek için lütfen etrafınızdaki bütün objeleri uzaklaştırın. Cep telefonlarınızı kapatın. Transa girmek için ışıkları kapatmaya ihtiyacınız yok eğer isterseniz ışıklar açık kalabilir. Üç yıl önce ölen bir arkadaşımdan öğrendiğim -ki kendisi bu konuda uzmandı- bir yöntem ile sizi transa sokmak istiyorum.

–          Her biriniz lütfen çok ünlü bir artist yada aktör olduğunuzu düşünün ve rolünüz çok ünlü bir piyanisti oynamak.

–          Lütfen kollarınızı kaldırın ve piyano çalın.

–          Piyanoyu gözünüzün önünde canlandırın ve piyanoyu çalın.

–          Şu anda devam eden müzik dışında düşündüğünüz başka bir müziği çalın.

–          Kendi ritminizi kullanarak çalın. Hızlı yada yavaş olması fark etmez.

–          Siz bir piyano ustasısınız, bu konuda mükemmelsiniz ve hata yapamazsınız.

–          Ve gitgide çaldığınız o müziği, kendi yarattığınız o müziği daha fazla duymaya başlıyorsunuz.

–          Şimdi yavaş yavaş piyanonuzun yavaşladığını hissedin.

–          Piyanonuz yavaş yavaş aşağı iniyor ve ellerinizde piyano ile beraber yavaş yavaş kucağınıza doğru iniyor.

–          Ta ki elleriniz kucaklarınızda bir dinlenme pozisyonuna gelene kadar

–          Bir aktör gibi yada bir piyanist gibi olmayı deneyimlediğiniz kadar, hipnoz altında olmayı da deneyimleyebilirsiniz. Çok kolay çünkü bunu herkes deneyimleyebilir.

–          Çünkü bu bizim genlerimizde var.

–          Doğal olan bir şekilde transa girmek hepimizin geninde var.

–          Düşünmek zorunda değilsiniz, saymak zorunda değilsiniz, -mış gibi yapmak zorunda değilsiniz.

–          Yalnızca kendinizi nasıl gevşemiş ve rahat hissettiğinizi hissederek bu duygunun keyfini çıkarın. (Bundan sonra çeviri durur ve hafif müzik eşliğinde Dr. Albrecht almanca konuşmaya devam eder. 10-15 dakikalık bir grup transından sonra)

–          Müzik bittiğinde ışıkları açıp tekrar geri gelebilirsiniz.

–          Ne yaptığınızı unutun ve yalnızca gerinin, vücudunuzu esnetin.

–          Tüm enerjiniz, tüm gücünüz ikinci adım için.

SORU: “Kendisi acaba sözsüz hipnoz da kullanıyor mu?”

CEVAP: Bazen evet.

 

Sarkaç İndüksiyonu:

Ağır bir şey ipin ucuna takılabilir. (yüzük, gözlük, istediğiniz herhangi ağır bir şeyi kullanabilirsiniz.)

Bir çok insan ile çalışıyorum ki çoğu alerjisi olan hastalar; saman nezlesinden tutun da, yiyeceklerle ilgili, ilaçlarla ilgili, süt içmekten çileğe kadar….

Sarkacı pek çok hipnoz olayını gerçekleştirmek için kullanabilirsiniz nacak ben özellikle alerjilerde kullanıyorum. Aranızda alerjisi olan var mı?

Süje: -Peynir yiyemeyen var

–          Ne tür bir reaksiyonunuz oluyor peynir yediğinizde?

Süje: – Yutamama hissi oluşuyor. Fark etmeden yesem bile yutamıyorum.

–          Oldukça yoğun bir tepkiniz var boğazınızda

–          Peynir yediğinizde yaşayabileceğiniz,alabileceğiniz en kötü risk ne olabilir?

Süje: -Aslında bilmiyorum. Antibiyotik alerjim de var. Örneğin sülfamid damar daralmasına neden oluyor.

–          Bu allerjiden kurtulabileceğinize inanıyor musunuz?

Süje: -Umuyorum.

–          Belki bilinçaltınızın bundan kurtulup, kurtulamayacağınıza ilişkin bir kararı vardır. Acaba bilinçaltınız bu sorundan kurtulmak istiyor mu? Bunu bilmek ister misiniz?

Süje: -Evet. Onu keşfetmek isterim.

–          O zaman yapabiliriz.

–          Eğer kullanmak istersen bu sarkacı kullanacağız. Al ve lütfen dene. İki tane düğüm attım nasıl hissediyorsun? ( Bu arada süje sarkacı eline alıp, iki yana sallar.)

–          Daha önce hiç sarkaç kullandın mı?

Süje: -Hayır.

–          Sarkacı kullanmayla ilgili herhangi bir sınırlamanız, bir probleminiz var mı?

Süje: -Problemim yok.

–          Sarkaç ile kendi hareketlerini uyumlaman gerekiyor. İstersen sana göstereyim. Ellerini dizlerine koy ve sarkacın hareketini tepeden tırnağa izle. Kendi isteğinle sarkacı harekete geçirme, yalnızca tut ve içinden “evet” “evet” “evet”…de. Elini kıpırdatmadan evet evet diye tekrarlayarak sarkacın kendi kendine hareket etmesini bekle eğer sarkacın hareket etmeye başladığını ve aynı hareketi yinelediğini görürsen bu senin “evet” demendir.

–          Bu senin evet deme sinyalin.

–          İçinden evet evet diye tekrarladığında sarkacın aynı biçimde hareket ettiğini ve bu tepkiye yanıt verdiğini gördüğünde bu senin evet demendir. (Bu arada sarkaç hareket eder.)

–          Şimdi diğer elin ile sarkacı tutarak durdur.

–          Şimdi ikinci adım içinden hayır hayır diye tekrarla ve sarkacın farklı bir şekilde hayır demene tepki göstermesini izle. Bu evet sinyalinden farklı bir sinyal olmalı, arkaya öne gidebilir, sağa sola gidebilir, daire şeklinde dönebilir ama evet şeklinden farklı olmalıdır. Evet dediğinde sarkaç belli bir yönde hareket etti, hayır dediğinde sarkaç farklı bir yönde hareket etmeli. “Evet” ve “hayır” arasında çok farklı bir biçimde hareket ettiğini görmelisin.

–          Ne yapacağımızla ilgili olarak çok fazla düşünüyorsun ve bu konsantre olmanı engelliyor.

–          Şimdi yavaş yavaş bir daire oluştuğunu görebiliyorum.

–          İlk adımı tekrarlayalım. Tekrar evet diyerek düşünmeye başla.

–          Bir çok insan için aslında tartışmadan evet diyebilmek zordur. Yalnızca “evet” “evet” diye tekrarla.

–          Şimdi bir şey oluyor. Küçük bir daire şimdi ileri geri gidiyor katılıyor musun?

Süje: -Evet

–          Şimdi tekrar hayır diye düşün. Hayır dediğinde şimdi net bir şekilde soldan sağa gidiyor. Artık bilinçaltına soru sorabiliriz.

–          Şimdi sarkacı senin için durduruyorum.

–          Şimdi sana ilk sorum transa geçmeye hazır mısın?

–          Sarkaç ileri geri gidiyor şu anda hazırsın. Derin bir transa girdiğinde bu sarkaç elinden düşecek.

–          Şimdi sarkaca; “ben bu alerjimle ilgili olarak bu sarkaç ile çalışmaya hazır mıyım?” diye sor.

–          Bu sarkacın hareketine güvenmek durumundasın.

–          Benim öyle hastalarım var ki bu sarkaca çok güvenirler. Alışveriş etmek istediklerinde, bir ellerinde sarkaç diğer ellerinde yemek istedikleri objeyi tutarlar ve onun kanıtlarına göre yerler. Son derece etkin bir biçimde çalıştığını biliyorum. Sarkaca güvenmek durumundasın.

–          Şimdi senin bilinçaltını yansıtan bu sarkaç tepkisine inanarak net bir evet yada hayır tepkisi vermeni istiyorum.

–          Bilinçaltın yine o hayır tepkisini verdi geriye yaslan.

–          Bu sarkacı kullanarak bir trans indüksiyonu gerçekleştirdik ama bir şekilde şu anda olduğu gibi sarkaç hayır tepkisini yani benimle bilinçaltının çalışmak istemediğine ilişkin bir mesaj alırsam bu çalışmayı durdurmak zorundayım çünkü bilinçaltın bunu yapmak istemiyor.

–          Aklınla yenmek istiyorum demene rağmen bilinçaltın redetti.

Süje: -Kendimi korumak için olduğunu düşünüyorum.

–          Elbette. Benim çalışmalarıma göre söyleyebilirim ki; Alerjiler başka sorunlar için metaforlardır. Herhangi bir sorunu koruyucu araçtır.

Süje: -Şunu merak ediyorum. Ben bana yedirilmeye çalışıldığı ilk andan beri yemiyorum ki o zaman 6 aylıktım.

–          Ama bedenin istemiyor. Bedenimizin tepkilerine saygı duymak çok önemlidir. Dolayısıyla seni burada bu kadar çok sıkan bir maddeden uzak durmakta yarar var. Bedenin tepkilerine saygı duymakta yarar var ama diğer yandan aklımızı kullanarak bedenimizi yönetip, bunu değiştirebiliriz. Bunu ister misin?

Süje: -Yeni bir şey denemeyi mi?

–          Evet. Aklımızı kullanarak bedenimizi yönetebiliriz.

Süje: -Tamam.

–          Bedenimizin tepkileri ve davranışları vardır ama biz bedenimizin tepkilerini ve davranışlarını değiştirebiliriz. Eğer bedenin artık kendini korumaya ihtiyaç duymadığını hissederse bu noktada değişim için harekete geçip, bu değişimi sağlayacaktır.

–          Bu aşamada sarkaç hayır dediğinde öncelikle seninle konuşma ihtiyacı duydum çünkü gerçekten bir şeyi değiştirmeyi isteyip istemediğine karar vermelisin. Çünkü eğer gerçekten değiştirmek istiyorsan zaten değişti.

–          Bu senin artık bu problem ile yaşayabileceğin bir problem mi yoksa aslında gerçekten bir problem değil mi?

Süje: – Bu problem ile yaşayabiliyorum ama her zaman bir risk var. Bilmeden bir yerde birileri yenilen şeyin içine peynir koyuyor ve ben çok kötü reaksiyon veriyorum.

–          Bedenin tepkileri ihtiyaç duyduğumuzdan fazladır. Bazen bağışıklık sistemimiz bizi korumak için ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazla gereksiz tepki verir.

–          Bilinçaltına sormak için yeni bir yöntem deneyebilirsin. Kollarını içeri doğru getir “evet”, dışarı doğru aç “hayır”

–          Şimdi transa geç, kollarını tut ve transta kal. Kollarını oynatma. (Süjenin kolları dirseklerden kıvrık şekilde göğüs hizasında havadadır.)

–          Bir ameliyat öncesi hipnoz uygulaması ile hipnoterapi arasında fark vardır. Hipnoterapi zaman ister çünkü bir şeyleri değiştirmek için yalnızca zihninde değil, bedeninde de değiştirmek için zamana ihtiyacımız vardır.

–          Şimdi seninle beraberim ve transa giriyoruz.

–          İşte bu…

–          Şimdi 6 aylık haline dönmeni istiyorum o zaman olduğundan bir evet sinyali vereceksin. (Bu arada süjenin elleri içeri doğru gelmeye başlar.)

–          Sen bir bebeksin, çok mutlu bir bebeksin.

–          Tekrar yaşamı deneyimliyorsun ve bebekler çok meraklı olurlar. Ulaştıkları her şeyi tatmak isterler.

–          Ve senin ailen var. Seni koruyan annen, baban, başkaları yalnızca senin için sağlıklı olan şeylere uzanmanı sağlıyorlar .

–          Bir bebek olarak neden hoşlandığını neden hoşlanmadığını çabucak anlayabilirsin.

–          Elimi omzuna koyduğumda (süjenin iki omzuna da dokunulur, diğer taraftan başka biri süjenin omzuna elini koyar.) hissedebilirsin. Tamamen güvendesin. Emniyettesin. Tamamen korunduğunu biliyorsun.

–          Seni engelleyebilecek, sana zarar verebilecek her şeyden seni koruyoruz.

–          Ve bir bebek olarak çok özel tatları hissedebiliyorsun.

–          Senin için ne iyi, ne kötü hemen biliyorsun.

–          Hoşlanmadığın bir şeyi ağzında hissettiğin anda hemen dışarı tükürüyorsun.

–          Dolayısıyla içindeki güç, senin doğan. Senin için neyin iyi olduğunu biliyor.

–          Bazen bir bebek olarak hoşlanmadığımız bir tat ile büyürüz ama yetişkin bir olarak o tadı isteriz, hoşlanırız.

–          Küçücük bir bebek olarak deneyimlediğin bir şey olumsuz bir sıkıntı, öfke, kızgınlık olarak sende kalabilir ve bazen ilerde devam edebilir.

–          Şimdi senin içindeki bebeğe soruyorum. “Sen peynirin tadına bakıp ondan hoşlanmadın mı?”

–          Eğer tadına baktıysan ve hoşlanmadıysan evet demek için sinyalini ver. (Bu arada süjenin elleri evete doğru yani içe doğru hareket eder.)

–          Şimdi senin direkt olarak hoşlanmadığın bir şeyden yavaş yavaş büyüdüğünü hissediyorum.(Omuzdaki eller çekilir.)

–          O bebeğin sende kalan tüm duygularını tutarken, bugüne kadar son derece hızlı bir şekilde gelmek istiyorum çünkü bütün duyguların sende ve o duygular yaşamın boyunca sende kalacak.

–          Ve şimdi bir yetişkin olarak bir çok deneyimle ve yaşadığın her şey ile şu an buradasın.

–          Bir sürü duygunun olduğu bu hayatı biliyorsun ve bu duygular senin nabız atışını hızlandırabilirler.

–          Çok daha derin bir transa gidebilirsin ve kendini rahatlatabilirsin.

–          İçinde bir yan bu allerjiye hala sahip olmak istiyor. O yanını iki elinden birine koy ve o elin hangisi ise o elinle sinyal ver. (Süjenin sol eli hareket eder.)

–          Bu bölümün bu allerjiye sahip olmak istiyor ve diğer elin o allerjiden kurtulmak isteyen yanını temsil ediyor.

–          İçinde 2 ayrı parça var. Aynı konuda düşünen ama aynı konuda hem fikir olmayan. Zaman zaman bu duyguyla karşılaşıyorsun, bazen karar vemek oldukça güç.

–          Oldukça sık olarak bu farklı iki yanın birbiri ile çatışıyor.

–          İçinde kararlarına karşı çıkan yan ile onu kabul eden yanı birleştirmeyi deneyimleyebilirsin. İkisinin biraraya geldiğinde ne olacağını merak ediyorum. (Süjenin elleri birbirine doğru gelip kavuşur ve kucağına doğru yavaş yavaş iner. Bu arada Dr. Albrecht süjenin omuzuna dokunur, elini koyar.)

–          İki farklı tarafını temsilen ellerin birbirleri ile kavuştuğunda, bilinçaltından bu birleşmeyi temsil eden bir sembol yavaşça yükselecek.

–          Ve böylece bu sorunun arkasında ne olduğunu daha iyi görebileceksin.

–          Şimdi bu sembol senin çalışan iki yanın arasındaki bağlantıyı çözmene ve hangi tarafa gitmen gerektiğini çözmene yardımcı olacak

–          Bu allerjiye sahip olmaya devam mı edeceksin yoksa bu allerjiden kurtularak mı devam edeceksin.

–          Çözüme yönelik bu sembol zihnine gelecek ve ne zaman bu sorunu çözeceğine karar vereceksin.

–          Şu anda bu problemi ne istediğine karar verene kadar serbest bırakmak istiyorum, olduğu gibi kalsın.

–          Ne istediğini bilmenin yolu kim olduğunu bilmekten geçer. Kim olduğunu bildikçe ne istediğini bileceksin.

–          Ne istediğini ve kim olduğunu bilirsen istediklerine sahip olmak çok kolay olacak.

–          Kim olduğunu bilirsen, ne istediğini bilirsen istediğine sahip olmak çok kolay olacak

–          Ne zaman bir karar almaya ihtiyaç duyarsan sarkacın yardımını kullanabilirsin yada şu anda beraber kullandığımız gibi kollarının yardımı ile bu kararı alabilirsin.

–          Böylece bilinçaltın ile beraber çalışarak sorunları çözmek için çözümleri oluşturmanın yolunu öğrenebilirsin.

–          Artık zannediyorum bu konu ile ilgili bu kadar çok zaman yeterli. Şu anda senin peyniri yemeni istemeyeceğim, şu an için yaptığımız bu çalışma yeterli.

–          Belki gece bir rüya göreceksin, yada birden bire aklına bir fikir gelecek bu konuyu değiştirmek için çalışabileceğine ilişkin. O zaman bunu yarın bana söyleyip bu konuda benimle çalışabilirsin.

–          Bu dediklerim hakkında bilinçaltına sor, gelen çözüm doğru çözüm olacaktır ve zihninde biraz önce oluşan o sembol, senin bu sorunu çözmene yardımcı olacak.

–          Bu seanstan çıkmak için kendi hızınla, kendi isteğinle yavaş yavaş istediğin biçimde gerinerek, esneyerek yavaş yavaş çıkıyorsun ve geldiğinde de lütfen bir gülümseme ile devam ediyorsun. (Süje yavaşça gözlerini açıp gülümser.)

–          Uzun bir yolculuktu. Bir sürü maceraya sürüklendin bu arada.

–          Yaşam maceralar ile doludur bazen çok fazla.

Süje: -Biraz üşüdüm

–          Transa girdiğinizde üşürsünüz. Ellerin oldukça üşümüş ve uyuşmuş.

–          Yorumda bulunmak ister misin yoksa biraz sakinliği mi tercih edersin?

Süje: -Şu anda biraz sakinliği tercih ediyorum

–          Peki. Lütfen böyle bir deneyimden sonra hastanıza direkt olarak nasıldı diye sormayın. Zaman verin ve kendi kendine sakinleşmesini bekleyin.

–          Teşekkür ederim.

Süje: -Teşekkür ederim.

Eğer kişi son derece sarkaç ile son derece keskin tepkiler veriyorsa daha çok sarkaç ile çalışırım Ama tepkiler arasında çok azıcık farklılık var ise öylesine bir maddeyi yemek için bilinçaltının tepkisine güvenemeyeceğime inanırım ve sarkacı kullanmamayı tercih ederim.

SORU: “Kinesyolojiyi (kas testi yapmak) kullanmak hakkında ne düşünüyorsunuz.”

CEVAP: Ben de zaten onun önemli olduğunu, kinesyolojinin mümkün olduğunca çok kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

SORU: “Eğer sarkaç indüksiyonunda süje evet deseydi nasıl devam edecekti?”

CEVAP: Gaging refleks dediğimiz öğürme refleksiyle yada kronik ağrılarla çalıştığımda sorduğum ilk soru bilinçaltının böyle bir sorunu çözmeye hazır olup olmadığıdır. Eğer bilinçaltı ben bu araçla yada bu sorunla çalışmak istemiyorum derse ona saygı duyarım ve bırakırım.

SORU: “Sarkaçta kişinin kendinde bulunan metal şeyler sarkacın hareketini etkiliyor mu?”

CEVAP: Hayır. İdiomotor reaksiyonu ortaya koyan bir şeydir.Hiç bir metalden etkilenmez.

SORU: “Bu seansta yaptıklarını, izlediği prosedürü(yolu) kısaca açıklayabilir mi?”

CEVAP: Hipnoterapi yaptığımda kişiyi transa sokarım. Kendimi de transa sokarım ve duygularım konuşur. O anlamda bir stratejim yok. Yalnızca olayların bu noktada kendiğinden gelişmesine izin veriyorum. Bilinçaltına güvenmelisiniz. O doğruyu bilir. O yüzden onun “evet” dediği evet, “hayır” dediği şey hayırdır. Şuna inanırım ki herkesin sorunlarını çözmek için içsel araçları ve kaynakları vardır. Bazen bu bir metafor semptomdur yani arkasından başka bir tutumu, problemi maskeleyen bir semptomdur.

Bizler kapalı bir sistemiz ve o kapalı sistem içinden bir şeyi dışarı çeksem o sistem değişecektir o yüzden çok dikkatli olmak gerekir. Minicik görünen o semptomu değiştirmek isteğiyle kişi size geldiğinde onu değiştirmeden önce, kişinin aile yaşamında, başka insanlarla olan ilişkilerinde nelerin değişebileceğini bilmeniz gerekir. Onu çıkardığınızda bütün sistemi değiştirmiş olabilirsiniz. Belki bu semptom kişinin varlığını devam ettirebilmesi ve psikolojisini dengede tutabilmesi için önemli bir denge aracıdır. O yüzden ondan o semptomu almadan önce dikkatli olmanız gerekir. İşte bu aşamada bilinçaltına sorduğunuz da “evet” diyorsa sorun yoktur devam edebilirsiniz. Bu kadar önemli bir semptomun alınmasına izin veriyor demektir. Ama eğer “hayır” diyorsa kesinlikle durmalısınız. Eğer bilinçaltı hayır derse belki o nokta da çok minicik adımlar atarak bütün sistemi değişime ve gelişime doğru telkin ile yönlendirebilirsiniz. Biraz önceki örnekte de olduğu gibi problemi bırakalım dediğinizde daha sonra kolay bir şekilde çözülüp halledilebilir. İşte bu yüzden her iki elini kullanarak ve onları bir araya getirip, bir sembol oluşturarak, o sembolün bir çözüm sembolü olmasını sağladım. İşte bu küçük adımlar atılmasına yardımcı olur.

–          Sorulana yanıt vermek zorunda değilsin ama zihnine bir çözümleme imgesi geldi mi?

Süje: – Evet.

“Uyanık kaldığın sürece kollarını dik tut” diyerek trans indüksiyonunu başlattım. “Transa geldiğinde, kolların öne geldiğinde bu bir evet tepkisi olacak” dedim. “Kolların açıldığında da bu bir hayır tepkisi olacak” dedim. Bu da aynı sarkaç gibi evet yada hayır demenizi sağlayan bir teknik. Bir çok evet hayır tepkisi var, burada en önemli olan şey çok net bir şekilde evet ve hayır arasındaki farkı görebilmeniz gerekiyor yoksa nereye gideceğinizi bilemezsiniz. Eğer uyguladığınız teknik çalışmıyorsa, örneğin sarkaç çalışmıyorsa kola, kol çalışmıyorsa parmağa dönebilirsiniz.

Biz çalışırken kullandığımız bu sistem işledi aynı zamanda transı da başlatmış olduk. Ondan sonra gerileme başlatarak onu altı aylık döndürdüm ve “o döneme gittiğinde evet tepkisi vereceksin” diye telkinde bulundum. David Chip isimli bir hocam vardı. Bu sarkaç ile ilgili çalışmaları ondan öğrendim. Amerikalı ünlü bir hipnoterapisttir aynı zamanda da jinekologtur. Hipnoz hakkında pek çok kitap yazmış ve Milton Erickson ile çalışmış biridir. Sarkaç kullanıp evet hayır tepkisi oluşturarak bir dakika içerisinde kişileri doğum yaşantılarına geriletmesi ile, hızlı çalışması ile ünlüydü. David’den öğrendiğim kadarıyla yıllar içinde gerilemeyi başlatmak için uzun bir zamana ihtiyacımız yok çok hızlı bir şekilde olabilir. Zihinsel olarak yaşta geri yada ileri gitmek için oldukça donanımlıyız. Altı aylık haline döndürdüm çünkü o yıllara ait bir travma olup olmadığından emin değildim. Orada bir travma olmadığına dair bir farkındalığım oluştu ve orada süjeye travma var mı yok mu diye bir takım telkinler verdim. Boğulma tehlikesi geçirmiş olabilirdi, bir objeyi alarak bebeklerin boğulması olabilir. “Çevrende yeterince korunuyorsun, böyle bir boğulma olmadığını”söyledim ve böylesi bir travmasının da olmadığını gördüm. Bu arada verdiğim önemli bir bilgi, telkin de “bebek olarak hoşlanmadığımız yiyeceklerden, şeylerden bir yetişkin olarak hoşlanabileceğimiz. Çocukluk yıllarında hepimiz bir şeylerden hoşlanmayabiliriz ama yetişkin olarak bu sorunu halledebiliriz. Bu; Bu sorunun değişebileceğine ilişkin bir metafordu. Bebeklik yıllarında bir sorun olmadığını anladığımda da oldukça hızlı bir biçimde yetişkinlik yaşamına geri getirdim. Son derece hızlı bir nabız atışı gördüm ve oldukça yoğun, heyecan verici bir deneyimdi. Bunu yaparken hastanın omuzuna dokunurum sözsüz iletişim kurmak için bu en kısa yoldur. O anda siz de trans durumundasınız ama sizin trans durumunuz içe yönelik değil, dışa hastanıza yönelik olamalı. Dört gözle hastanızın tüm tepkilerini aynı anda denetleyip, gözlemleyip, yönlendirebilmelisiniz ve ondan sonra ne olacağını görebilirsiniz.

Süje: – Şunu paylaşmak istiyorum. Altı aylık halime dönüp dönmediğim merak ediliyor. Orada iki el dokunuyordu bana şunu düşündüğümü hatırlıyorum. Biri annem, öbürü babam mı, babaannem mi diye düşündüğümü hatırlıyorum.

SORU: “Genelde şöyle söylenir: Üç yaşına kadar beyinde miyelinizasyon tamamlanmadığı bu yüzden çocukların üç yaş öncesini hatırlamadıkları, hatırladıklarının da çevrelerinin bahsettikleri ile hayal güçlerinin ürünü olduğu söylenir.”

CEVAP: Yirmi beş yıl önce ilk hipnoz deneyimimi yaşadığımda oldukça şüpheci bir yaklaşımım vardı. O hocanın ünlü biri olduğunu biliyordum ve ben oraya hipnoz olmaya gitmiştim ama yine de şüphelerim vardı. Orada hipnoza şüphe ile yaklaşmama karşın kolum kalktı. Daha sonra terapist benden, annem ile babam beni yaparken ne konuştuklarını söylememi istedi ve ben terapiste o anda neler konuşulduğunu söyledim. O anda pek de emin değildim, kafayı mı yedim, niye böyle bir şey söylüyorum diye biraz rahatsız oldum çünkü bu tür şeylere inanmıyorum ama kendimi bunları konuşurken duydum. Bir yanım son derece eski bir anıyı dışarı çıkardığımı düşünüyordu. Beynimin diğer tarafı da bunun saçmalık olduğunu düşünüyordu. Bir şekilde bu hasta kafamda kendimin yapılandırmış olduğu bir şey olduğunu düşündüm.

Bir kaç yıl önce son derece kötü öğürme refleksi ile bir hastam geldi. Onu hayatında bu refleksin başladığı döneme kadar gerilettim. Hastam kırk yaşındaydı ve 10-20 derken 50 yıl kadar geriledi. Ona “evet tepkin bu refleksi başlatan ana gittiğinde başlayacak” dedim. İki yüz yıl geriye gittiğimizde “evet” dedi. İki yüz yıl önce Fransız ihtilalinde demirle boğazı sıkılarak öldürülmüş olduğunu söyledi. Deneyiminin bu olduğunu ve zihninde bu olduğunu söyledi. Seanstan sonra öğürtü refleksinden kurtuldu. İşe yaradığı sürece yaşantısının gerçek olup olmadığı ile ilgilenmiyorum. Doğrunun yada yanlışın ne olduğunu nasıl bilebiliriz? Yeniden doğup doğmadığımızı nereden bilebilirsiniz? Benim için neyin yaralı ve nasıl yaralı olduğunun önemi var. Eğer inançlar sistemi bu konuda güçlü olan biri ile çalışıyorsanız lütfen ona ayak uydurun. Ben hastalarımın inançlar sistemine ayak uydurmaya,onların hızına ayak uydurmaya çalışırım. Eğer bana iki yüz yıl önce olan bir olayın, şu anki problemin nedeni olduğunu söylüyorsa, bunun doğru olup olmadığını sorgulamam ama onlara yardımcı olmak ve sorunu çözmek için bunu yaparım. 25 yıllık hipnoz geçmişimde daha önce asla inanmadığım şeylerin gerçekleştiğini gördüm.

SORU: “Öğürme refleksi olan hastanın semptomlarının ortaya çıkışı ne zamandı acaba? Birden bire mi çıkmış yoksa kendini bildi bileli varmıymış?

CEVAP: Hayatı boyunca bu anlamda bir sorun yaşamış, Diş Hekimleri ile tedavilerinde de sorun yaşamış ama her seferinde daha kötüye gittiği için terapiye gelmiş. İlk geldiğinde çok ciddi abreaksiyonları vardı ve bu konuda çok ciddi tepki veriyordu.

Bana kalırsa bütün bunlar işi çözmemize yarayan metaforlar eğer işe yarıyorsa kullanmak lazım.

 

Kronik Ağrılarda Hipnozun Kullanımı

Kronik ağrılı hastalarla çalışırken kronik ağrı ve kronik alerji gibi durumlarda onlarınevde çalışmaları için özellikle oto hipnoz ve selfhipnoz tekniklerini öneririm. Bu anlamda ses cd’leri, evde çalışmaları için yararlı olur.

Kronik ağrılarda hipnozun nasıl kullanıldığına dair bilgi: Birçok ağrı merkezine başvurmuş, oralardan doyum verici sonucu alamamış hastalar için hipnoz çözüm için son noktadır. Bu tür hastalarla çalışırken başlangıçtan itibaren son derece net ve açık bir şekilde yapılandırılmış bir sistemle çalışmak gerekir. Onları kabul etmeden önce saat başı ücret alınması kaydı ve video kaydı koşulunu kabul etmesini isterim. Video kaydını kabul etmeyen hatalarımı tedaviye kabul etmem. Video’ya kayıt ettiğim bu seansları hastalarım izleyemez. Ancak isterlerse ses cdlerini dinleyebilirler. Kronik ağrı problemi olan kişiler aslında bu ağrıya sahip olmanın arzusundadırlar. Bunun nedeni aslında ikinci bir kazançlarının olmasıdır. Bunların çoğu uyuşturucu kullanmak ya da uyuşturma yaratan maddeleri kullanmak zorundadırlar. Dolayısıyla madde bağımlılığı olan kişilerin onlardan bir şey alacağımın ve bu maddeden uzak kalabilme korku ve kaygıları vardır. Bu nedenle başlamadan önce onlara ihtiyacınız olan hiç bir şeyi sizden almayacağımın güvencesini veririm. Ama onlara şunu da sorarım; “Kullandığınız ilaçları başka bir şekilde değiştirirsem bu sizin için olabilecek bir şey mi? Şu ana kadar birçok ağrı kesici ilaç kullandınız, şimdi ben size şu andan itibaren başka bir ağrı kesici vermek istiyorum ki biz bunaHİPNOZ diyoruz.” Böylesi bir yaklaşım kişilerin hipnozu kabul etmesine olanak verir. Ve ben hipnozu doğal ilaç olarak kabul ediyorum. O bu ilacı (hipnozu) kullanırken benim amacım da psikoterapi süreci içinde hastanın ikinci kazançlarından kurtulması ve iyileşmesini sağlamaktır.

Yine hastamla yaptığım anlaşmada onunla üç görüşme isterim. Eğer bu üç görüşmede deherhangi bir gelişme olmaz ise psikoterapiste gitmesi konusunda onu bilgilendiririm. Ve ona derim ki normal şartlarda ilk görüşmeden sonra oldukça büyük oranda ağrınızdan kurtulacaksınız.

Kronik ağrı sendromundan şikayetçi olan kişilerden bir skala hazırlamasını isterim. Bu skala üzerinde bir derece vermesini de isterim. Dereceleme 0 ile 10 arasında değişmektedir.

Hastama üç soru sorarım;

1-) Hastamın en kötü ağrının derecesini sorarım. Örneğin cevap 10 üzerinden 8 olsun.

2-) “Şu andaki ağrınıza bir derece verin” derim.  Cevap 6 düzeyinde olsun.

3-) “Bu seansın sonucunda hissetmek istediğiniz ağrı derecesi nedir” sorusunu sorarım. Hastalar genelde 0 olmasını ister. “Bu soruya daha gerçekçi bir yaklaşımla nasıl bir cevap verirsiniz” diye sorarım. Çünkü bu sorunun gerçekçi yanıtı 2. soruya verdikleri ağrı derecelerinin hemen hemen yarısıdır. Örneğin bu durumda üçtür. Seanslar genelde birbuçuk “bir buçuk saat” sürer.

ü                  Bu skalayı oluşturarak ve hastaların bu skala üzerinde bir sayı vermesini sağlayarak terapi seansı süresince kazanacağım başarıyı tanımlamış olurum. Amacımız tam anlamıyla acı ya da ağrı düzeyini sıfırlamak değil varmak değil, hastanın geldiğinde hissettiği ağrı sayısının yarısına ulaşabilmektir. Hastam ofise geldiğinde onun gözünün içine bakarak “bir sözleşme yapacağız derim. “İhtiyaç duyduğunuz ilacı ne sıklıkta ve ne yoğunlukta almak zorundasınız?” Ama bu ilacı almadan önce bir tek şartımız var, ilacı kullanmadan önce sana verdiğim cd’yi dinleyeceksin. İlacı sonra kullanabilirsin. Dolayısıyla ilacı kullanmadan önce, izlediğin cd’yi kullanarak gerçekleştirdiğin oto-hipnozla bu kimyasal ilaçlara ihtiyacın olmadığını göreceksin.” Böylelikle bu ilk görüşmeyle beraber hastanın şu ana kadar ilacın miktarını %10 azaltmış olurum. Bu sözleşme için hastamın bir ağrı defteri kullanmasını öneririm. Bu deftere “hangi ilacı kullandığı, hangi sıklıkla kullandığı ve ne kadar ağrısı olduğunda kullandığına dair cevaplarını yazmasını isterim.

4 yıl önce ağrıyı tespit etmek için kullandığım bu ağrı skalalarını, sağlık skalası olarak değiştirdim. Bu önemli bir değişimdi. Bu skalanın üzerinde 0 düzeyi bedenin tamamen sağlıksız olduğunu ifade ederken; 100 düzeyi bedenin sağlıklı olduğunu ifade etmektedir.

Hasta geldiğinde, sözünü ettiğim sağlık skalası üzerinde bedeninin %20’si ağrı hissetmiyordu. Ama geri kalan %80’i ağrı hissediyordu. Örneğin bacakları ağrımıyor ama bedenin geri kalan kısmı ağrıyordu. Ağrı hipnozu sonrasında aşamalı olarak Şimdi “bedeninin yüzde kaçı sağlıklı hissediyor” dediğimde, “şimdi bedenimin %40’ı sağlıklı hissediyor” diyebilecekti. Ağrı konusunda eczacılık endüstrisi kronik ağrı sahibi olan kişilere verdiği bir telkin vardır. O da, “bu ilaçları kullanmadığın sürece bu ağrıyı çekeceksin ve gerekirse ölene kadar bu ilaçları kullanacaksın”dır. Onlar hastaların ölene kadar bu ilaçları kullanmasını istiyorlar. İlaç firmaları böylelikle doktor ve hastayı ağrıya odaklamış oluyorlar. Günde 10 kez ağrınız konusunda yazıp düşünüyorsanız ve bunu skalada belirliyorsanız tüm gün ağrıya odaklanmış oluyorsunuz. Ben bu yüzden tüm hastalarıma “lütfen ağrı skalalarını atın” önerisi yerine “lütfen sağlık skalası ölçeği ile çalışın” derim. Ağrıya odaklanmaktansa, vücudunuzun hangi yüzdeyle sağlıklı olduğu üzerinde ve artan oranda nasıl daha sağlıklı olacağınız üzerine konuşalım”. Bu yöntem hem sağlığa hem de başarıya odaklı bir yöntemdir. Böylelikle kimyasalların kullanım oranı dramatik bir etkiyle aşağıya düşer. İşte bu yüzden hiçbir ilaç endüstrisinden hipnoz için yardım alamıyoruz.

Kronik ağrı sendromu olan hastalarla çalışırken, bir buçuk saat süren bir anemnez çalışması yaparım. Hastanın geçmişi, ağrının süresi ve ailesiyle ilgili bilgiyi öğrenirim. Eğer hastamın bir eşi varsa ikinci görüşmeye eşini de getirmesini isterim. İkinci aşamada bu ağrıları gidermede eşinin nasıl yardımcı olabileceği konusunda eşle çalışırım. Bu çalışmada örneğin eşinin kronik baş ağrısı varsa, eşine yardımcı olmak için nasıl masaj yapması gerektiğini gösteririm. Böylece hastanın eşinin rolünü pasif, öfkeli ya da çaresiz bir konumdan daha aktif altruist bir role çevirmeye çalışırım. Eşi de dâhil ettiğim bu tip bir çalışma bana aynı zamanda eşler arasındaki etkileşimi görme fırsatı sağlar. Gelen eşe haftada dört gün uyumadan önce yatakta eşinin başına masaj yapmasını öneririm. Bu öneri doğrultusunda bana başvuran ağrılı hasta ve eşlerinin ortalama %50’si arasında duygusal bir patlama yaşanır ve ilişki kötüye gitmeye başlar. Diğer yarısında ise aksine bir yakınlaşma başlar. Her ikisi de beklediğim, kabul ettiğim bir yüzdedir. Kronik ağrı sendromu ile yaşayan kişilerin en önemli özelliği, yaşamlarının bir yerde takılır gibi olmasıdır. Harekete geçmekte sorun yaşarlar. Bu yüzden buradaki amaç onları harekete geçirecek bir etki yapmaktır.

Hipnoza başlamadan bir dakika önce hastadan bir istekte bulunurum.”Şu an vücudunun %40ı sağlıklı, konsantre ol ve ağrını hissederek bunu %30’a düşür” derim. Bunu yapmanın özel bir nedeni bulunmaktadır. Hipnoza başladığınızda sıklıkla karşılaştığınız bir durum ağrının yükselmesidir. Benim hipnoza başlamadan önce hastamdan ağrısını artırmasını istemem, onun ağrısının arttığını görerek hipnotik indüksiyona hazır hale gelmesidir. Bu yöntemi kullanmaya başlamadan önce hipnoz yaptığım hastalarım hipnozdan 10 dakika sonra “ağrım kötüye gitmeye başladı ben zaten hipnozun işe yaramayacağını biliyordum” diyerek gözlerini açmaktaydı. Bu yöntemi kullanmaya başladıktan sonra ise böyle bir sorunla karşılaşmadım.

Hastanın bu ağrıyı yükseltmesini istememin ikinci nedeni de, hastam 20 sn. boyunca bu ağrıyı yükseltirken ben onu izlerim. Ona “nasıl yaptın da bu ağrını arttırmayı başardın?” diye sorarım. “Kendimi gerdim, ağrıya odaklandım” der. Bu anlamda olumsuz bir transa girmiş gibidir. İşte o zaman üçüncü ona şunu söylerim. “Yalnızca 20 saniye içinde ağrı üzerindeki etkinle bu ağrıyı sen arttırdın”. Birçoğu ağrıları üzerinde bir etkileri olduğunu kabul etmek istemez. Bununla birlikte eğer ağrıyı yükseltmelerini isterseniz yükselteceklerinden emin olabilirsiniz. O zaman “ağrıyı sen değiştirdin, sen yükselttin, senin yapman gereken bu olumsuz durumu, olumlu duruma çevirmek. Eksilttiğin bir şeyi kolaylıkla, hızlı bir şekilde artıya çevirebilirsin. Dolayısıyla eğer ağrıya odaklanırsan ağrın artar, eğer ağrıdan uzaklaşırsan ağrın azalır. Eğer kendini gerersen, ağrı artar. Eğer kendini gevşetirsen ağrı azalır”. Hastanın bunu nasıl yaptığını gözlemlemek; tanı koyma aşamasında oldukça işime yaramaktadır. İşte üçüncü aşama hastanın ağrısı üzerinde etkili olduğunu fark etmesidir.

Kronik ağrılarda normal bir hipnoz indüksiyonu başlatırken hastanın kollarını kullanırım. Kollarını bu şekilde tutarak (hastasının kollarına verdiği pozisyonu kendi kolları üzerinde göstermektedir. Kollar omuz hizasında, avuç içleri birbirine bakacak şekilde, yere paralel olmakla birlikte dirsekten hafif kırık biçimde öne doğru uzanmaktadır). Transa girene kadar bu şekilde kıpırdamadan durmasını isterim. Burada amaç kollarını bu şekilde tutarak hastanın transa olan direncini kırmaktır.

“Transa girdiğin anda kolların içe doğru kapanacaktır. Bu senin bilinçaltının transa girdiğini ve dolayısıyla senin onayladığını gösterir. Eğer bilinçaltın hayır derse, kolların içe doğru değil, dışarı doğru açılacaktır. “Ben transa rahatlıkla girebilmen için şimdi yanında olacağım. Tüm dikkatini zihnine ver ve bilinçaltının sana bir hediye gibi sunduğu sembolü bekle”. Bu noktada elimle alnının ortasına parmağımla dokunurum. Transa girmesine yardımcı olacak bilinçaltından gelen görüntüyü bir kez gördükten sonra ona odaklanmasını ve tanımlamasını isterim. “Genelde hiçbir şey görmediklerini söylerler”. Bende onlara “bu hiçbir şeye odaklanmayın lütfen” derim. Onlara “bu hiçbir şeyin siyah mı, gri mi olduğunu sorarım. Bir rengi var mı? Bir sembol var mı ?” derim. Bazıları “hiçbir şey yok” derken, bazıları “deniz kenarı” gibi bir şeyler gördüğünü söyler. Her ikisi de kesinlikle doğrudur. Hipnoterapist olarak bizim görevimiz direnç ne kadar büyükse o anlamda o kadar esnek olmaktır.

Transa sokmak için öncelikle bir görüntüye odaklanmasını isterim. İkinci olarak da bir sözcük, zihne kendiliğinden fırlayan bir sözcük söylemelerini isterim. Eğer görüntü varsa, hastalar ona uygun bir isim seçerler, resim yoksa çalan müziğe odaklanmasını isterim. Bu sırada bilinçaltı kararını vermesini ve kinestetik hareketle, idiomotor olarak kollarını kullanmasını beklerim. Bazen hastalar kollarını hiç kıpırdatmadan uzun bir süre tutmalarına, yani transa girmek için idiomotor bir işaret vermemelerine karşın, bir manipülasyon yaparak, “evet işte böyle; bilinçaltına bu evet sinyali için teşekkür et” derim. Gözü kapalı transa girmeye çalışan hasta, şaşkınlıkla kolları kapanmaya başlar. “Bu kadar direndiğim halde kollarım içe mi hareket etti” diye düşünür. İşte bu akıl karışıklığı onların transa girmesine yardımcı olur. Aklı karıştıktan sonra “buna inanmanı sağlayan aklına da teşekkür et” deyince iyice şaşırır, aklı karışır ve bunun sonucunda kolları içeri doğru hareket eder. Çünkü gerçekte olmayan bir şey için terapistin teşekkür etmesi hipnozda çok işe yarar.

Hastanın ağzında kanayan bir bölge olduğunu varsayalım. Bunun için “şimdi kanamayı durdur” derim. Bununla birlikte, kanama hala yoğun bir şekilde devam etse dahi; “harika şimdi çok daha az kanama var ve şimdi kanamayı tamamen durdurabilirsin”. Harika bir iş yapıyorsun, bunu yapmaya devam et”, derim bunu yapmazken söylemek, kişi içinde içsel çatışma oluşturur. İlk “evet” tepkisini alınca, hastaya “senin bilinçaltın bu ağrının bir gün gideceğini biliyor mu?” sorusunu sorarım. “Evet” yada “hayır” tepkisi gelir. “Hayır” tepkisini vermesi durumunda “senin bilinçaltın bu ağrıdan nasıl kurtulabileceğini biliyor mu?”diye sorarım. Eğer yanıt evet ise ” senin bilinçaltın senin aklının bu sorundan ne zaman kurtulacağını bilmesine izin veriyor mu?” diye sorarım. “bilinçaltın bu problemle beraber gelen hediyeyi (çünkü bu durumda sorun hastaya hediye metaforu ile verilmektedir) sana niye veriyor?” diye sorarım. “Senin bu sorundan nasıl bir ödül kazanmanı bekliyor. Tanrı sana bu sorunu bir hediye olarak verdi. Şimdi bilinçaltına, bu sorunla ilgili neyi öğrenmeye ihtiyacın olduğunu sor. Belki hayatında, belki de şu andaki bir şeyi değiştirmeye ihtiyacın var. Belki bu ağrı seni bir şeylerden koruyor. Belki bu ağrı yüzünden işe gitmiyorsun. Belki eşin bu yüzden sana iyi davranıyor şimdi lütfen bu ağrıya sahip olmanın getirdiği yararları ifade eden beş farklı neden bul. Bir dahaki randevuya gelene kadar bu beş nedeni saptamış ol”.

Sonra hastamdan, sağlığı bir avucunun içine ağrıyı diğer bir avucunun içine koymasını isterim. Sonra her ikisi içinde birer sembol bulmasını isterim. Sağlık ve ağrı için birer sembol “bu sembolleri avucunun içinde hayal et. Ve şimdi bu sembolleri taşıyan iki elin (eller yumruk işareti) birbirine yaklaştığını hayal et. Bu iki sembolden, bizim çözüm sembolü dediğimiz başka bir sembol çıkacaktır. Bazen ellerin birbirine yaklaşması uzun zaman alabilir. Kişinin ikincil kazanımı ne kadar büyükse; ellerin birbirine yaklaşması da o kadar zordur.

Hastanın bilişsel süreçlerinin, bu iki sembolün birleşip yeni bir sembol oluşumunu etkilememesi için, aynı anda hastama başka bir imgelem çalışması veririm. “Kendini minicik bir parça olarak düşün. Bu minicik parça olarak bedenine gir ve bedeninde bir yolculuğa çık. İşte bu küçücük halinle bedeninin içinde dolaşırken bedenini iyileştirecek tüm araçlara sahipsin. Elinde oradaki yaraları iyileştirecek kremler, damarların iyileşmesini sağlayan vanalar ve yollar var. Bu noktada lütfen vücudunun içinde dolaş ve bedenini iyileştir”. Günde üç kez oto-hipnoz yapması telkinini veririm.

On yıl önce bir hastamdan bir saat süreyle oto-hipnoz uygulamasını istemiştim. Ama yapamamıştı. Bu yüzden günde üç kez beş dakika oto-hipnoz öneriyorum. “Rahat edebileceğin bir ortam bulun, hatta bazen tuvaleti bile kullanabilirsiniz. Kollarını karşılıklı olarak, dirsekten bükük şekilde, eller yukarı gelecek biçimde zihninde bu çözüm sembolünü canlandır; ve iki elin bir araya geldiğinde kucağına bırak. Vücudun içine girerek ne yapman gerekiyorsa beş dakika kadar onu yap”.

Hastalar 2. seansa kadar bu cd’yi dinler ve günde 3 kez oto-hipnoz yapar. 2. seansa gelirken kendisinin çizdiği iki resim isterim. Resimlerin kalitesi önemli değildir. 1. resim şu anki sorunlu halini temsil eder. 2 resim iyileştiği halini temsil eder. 2 . seansta bu resimleri kullanırım, çünkü resimler yalan söylemez ve o resimleri kullanarak pek çok bilgi sahibi olabilirsiniz.

UYGULAMA

(Albert Shimirer sunumuna devam etmektedir).

Schimirer: ben hastalarıma önce açıklama, sonra uygulama yaparım.

İki öğrenme şekli vardır: 1) Bilişsel süreçleri kullanarak bilgiyi depolamak ve 2) Depoladığımız bilgiyi uygulayarak öğreniriz. Bu yüzden şimdi bunu deneyimlemenizi istiyorum.

“Şu anda midenizden öğreneceksiniz. Başlamadan önce lütfen hangi konuda kendinizle çalışmak istediğinizi düşünün. Biraz önce açıkladığım bu yapıyı sadece kronik ağrı sendromunda değil; başka farklı sorunlar içinde kullanabilirsiniz. Bir çok probleminizde olabilir, ama aklınıza ilk gelen problemi alın. Aranızda hiç bir sorunu olmadığını düşünen ama bir sorun sahibi olan insanlarda vardır. Belki sorun yaratmadan üzerinde çalışabileceğiniz bir sorun da vardır. Kronik ağrılı hastalarla çalışırken, önce bu ağrıyı temsil edecek bir sembol bulmalarını isterim. Çünkü eğer hipnoz sırasında, sürekli ağrı sözcüğünü kullanırsanız sorun artacaktır. Klinik gözlemlerime göre hastalar ağrıyı daha çok şimşek işareti olarak kullanır. Ama siz hastaya asla ve asla sembol konusunda öneride bulunmayın. Eğer hastanız sembolü anlamakta ya da sembol bulmakta güçlük çekerse, geçmişte bir hastanızın seçtiği sembolü örnek olarak verebilirsiniz. Örneğin bir hastam ağrıyı tanımlayan bir şey seçmesini istediğimde kırmızı top seçmişti. Siz “bu sorunu size tanımlayan bir obje, bir görüntü ne olabilir de diyebilirsiniz.

Şimdi sizler kendi kişisel sembollerinizi bulduysanız başlayabiliriz. (fondan rahatlatıcı bir müzik duyulur. Tüm katılımcılar, kolları dirsekten yukarı kırılmış olarak ve parmaklar içe doğru bakar halde uygulamaya katılırlar). Bir sembol sorununuzu temsil etsin, diğer sembol de kaynağınızı temsil etsin. Transa girdiğinizde elleriniz içeri doğru dönecek ve birbirine yaklaşacak. Bilinçaltınızdan, sorununuza ilişkin elleriniz aracılığıyla “evet” yanıtı gelirse birbirine yaklaşacak. Ama bilinçaltınızdan “hayır” yanıtı gelirse birbirinden uzaklaşacak. Aradaki farkı net olarak algılamalısınız. Kendinizi rahatlatın, kollarınızı rahatça koyabileceğiniz bir yer bulun ve rahatlayacak bir biçimde derin nefesler alın. Derin bir nefes alın, ciğerlerinizi hava ile doldurun. Bedeninizdeki gerginliği hissedin. Bir kaç saniye bekleyin ve sonra tüm ciğerlerinizdeki havayı boşaltın. Nefesinizi verdikten sonra birkaç saniye nefes almadan durun. Ardından tekrar derin bir nefes alın ve bu nefesin ciğerlerinize dolduğunu hissedin ve nefesinizi verin. Bu şekilde gevşedikten sonra bilinçaltınıza sorun, nasıl bir görüntü nasıl bir sembol sorununuzu çözmede yardımcı olacak. Zihninizde beliren bir mum ışığı ya da aklınıza gelebilecek başka bir görüntü ya da manzara yararlı olabilir. Gördüğünüz bu görüntüye odaklanırken, nefes alıp verin ve bedeninizin ritmini hissedin. Her nefes alışverişte bedeninizi hissedin. Şimdi bilinçaltınızdan transa girmenize yardımcı olacak bir sözcük söylemesini isteyin. Bu sözcüğü bu müziği yada hiçbir şeyi düşünüyor olmanız fark etmez. Yalnızca kendiniz olun çünkü transta olmak çok güzel bir evin kapısında durmaktır. Kapıyı açın, içeri girin, zihninizi açın güzel bir manzara göreceksiniz ve buna odaklanıp deneyimi hissedin. Zihninizi açın. Şimdi artık bilinçaltınıza transa geçmeye hazır olup olmadığını sorabilirsiniz. Elleriniz yavaş yavaş harekete geçecek. Elleriniz içeri hareket ediyorsa bunun için bilinçaltınıza teşekkür edin. Eğer ellerinizin kıpırdadığından emin olamadıysanız, ikinci bir bedene sahip olduğunuzu düşünün, Bu beden camdan yapılmış bir beden. İçinizdeki bu camdan yapılmış ikinci bedenle, sahip olduğunuz ağır bedenden yükselerek tavana doğru yükseldiğini hayal edin. Kendinizi oradan izleyin. Bedeninizde neler oluyor gözlemleyin. Şimdi bilinçaltınıza ikinci soruyu sorun.”Sorunumla şu anda çalışmak için hazır mıyım.?” Bu noktada sorununuzla çalışmak için sembolünüzü bulun. O sembol zihninizde belirdiği anda elleriniz biraz daha birbirine yaklaşacak. Şimdi hangi el bu sembolün sorumluluğunu almak istiyor. Ellerinize sorun hangi eliniz bu sembolü almak istiyorsa size bir şekilde kendini ifade edecek. Şimdi diğer elinize çözüm kaynağınızı temsil eden bir sembol koyun. Bu kaynak biraz önce sorununuzun çözümünü temsil eden kaynak. Bu kaynak sorunuzun çözülmesi ve size yardımcı olacak herşeyi temsil etsin. İhtiyaç duyduğunuz tüm kaynaklar içinizde var. Belki bu güne kadar bu kaynaklara sahip olduğunuzu fark etmediniz. Ama onlar şimdi orada ve siz şu anda bu kaynaklara sahip olduğunuzu fark ediyorsunuz. Şimdi bu kaynakları sembol olarak elinizde tutacaksınız. Hangi eliniz hangi sembolü alacaksa bilinçaltınız bunu size iletecek. Bir elinizde kaynaklarınız ve onunla ilgili sembolünüz; diğer elinizde sorununuzla ilgili sembolünüz. Şimdi bu iki elinizin yavaş yavaş birbirine yaklaşmasına izin verin. İki eliniz birbirinize yaklaştığında, iki sembol birbirine kaynaşsın ve sorununuzu çözmenizi sağlayacak yeni bir sembol oluştursun. İki elinizin yavaş yavaş kucağınıza değmesine izin verin. Kucağınıza değdiklerinde daha derin bir transa giriyorsunuz. Elleriniz kucağınıza değdiğinde tüm bedeninizi serbest bırakın. Tamamen rahatlayın ve gevşeyin. Bazen aniden çok derin bir transa gireriz. Elleriniz birbirini bulduğu anda, siz de bu sorununuzu çözecek çözümü bulacaksınız. Kendinizi zorlamayın. Bırakın elleriniz nasıl hareket etmek istiyorlarsa birbirlerine ne hızla yaklaşmak istiyorlarsa o hızla yaklaşsınlar. Çünkü bazen ne bildiğimizi bilmek istemeyiz. Bilinçaltınızdan kaynaklarınızın yardımı ile bu sorunu otomatik olarak çözmesi için onun yardımını istediniz. Bazen bu çözüm siz farkında olmadığınız bir anda da gelebilir. Bazen bilinçli aklınız hiç fark etmediğiniz bir biçimde, bir yerde bir sembolün, bir sorunu çözüverdiğini fark ederiz. Şimdi artık birkaç dakika rahatlayarak, gevşeyerek kendinizi hissedin bu sorunun çözüldüğüne ilişkin kendinize teşekkür edin. Tüm bedeninizin gevşediğini, yenilendiğini hissedin. Çok iyi bir iş başardınız. Bu anın keyfini çıkarın ve rahatlayın. Transınız için gerektiği kadar, istediğiniz kadar zamana sahipsiniz. Transta iken zamanın hiç bir önemi yoktur. Gelecekte çözmeye ihtiyaç duyduğunuz bir sorun için şu anda uyguladığınız bu oto-hipnoz yöntemini kullanabilirsiniz. Eğer bu sürece belli bir zamana yaymak isterseniz, zihninizi çıkmak istediğiniz bu zamana programlayın ve oto-hipnozdan sonra o zamanda transtan çıkacaksınız. Eğer başlangıçta kullandığınız derin nefesleri kullanırsanız; bunu yapmak sizin için daha kolay olacaktır. Şimdi kollarınızı yukarı kaldırın, transa girmenize yardımcı olabilecek görüntüyü zihninizde canlandırın. Sonra bir sözcük yada bir resim bularak ya da müzik dinleyerek transa girmeye çalışın. Daha sonra bilinçaltınızı sorunu bulmak, sorunu çözmek için serbest bırakın. Eğer bu sorunu çözmek sizin sağlığınız için iyiyse ve doğru zamansa; bilinç altınız sorunu çözmek için gerekeni yapacaktır. Bilinçaltınıza tümüyle güvenebilirsiniz. Birazdan müziği yükselteceğim ve müziği azalttığımda kendi içsel hızınıza uyum sağlayarak yavaş yavaş transtan çıkacaksınız. Transtan çıktığınızda kendinizi son derece güçlü, enerjik, tazelenmiş ve dinamik hissedeceksiniz.” (Tüm katılımcılar yavaş yavaş transtan çıkarlar).

“Gruplarda hiç bir şey deneyimleyemeyen kişiler olduğu gibi, bir çok şey deneyimleyen kişiler de bulunabilir. Şimdi deneyimlerinizi paylaşın ve sorun.”

İzleyicilerden biri: Ellerimde aynı kutupta mıknatıs var gibiydi. Ellerim çok zor birleşti. Birleştiği zamanda karanlık bir yerdeydim. Başım ve vücudum döndü

Dr. Schimirer: Aklınızı bulmadan önce kaybetmeniz gerekiyor.

İzleyicilerden biri: Transa girmişken aklımdaki sorular nedeni ile çıktım ve etrafa baktım. Tam o sırada siz bana bakıyordunuz. Bu bir tesadüf müydü?

Dr. Schimirer: Nasıl düşünmek istiyorsan öyle düşünebilirsin.(Gülümseyerek)

İzleyicilerden biri: Transa girdim ama transtan çıkmama yakın dönemde, “kollarınızı kaldırın” dediğinizde, birden sanki herkes transtan çıkmış gibi algıladım ve gözlerimi açtım. İki arkadaşım gözlerini açmış bana bakıyorlardı. Sonra salona baktım herkes transtaydı bu beni çok şaşırttı.

Dr. Schimirer: Ne kadar güzel değil mi, doğamız gözlerimiz kapalı iken bile bir başkasının bize baktığını hissetmemize izin veriyor. Yolda yürürken bile birisinin sizinle ilgilendiğini anlarsınız. Beş duyumuzun sağladığından daha fazlasını, sağlayan bilgilerimiz bu altıncı, yedinci duyularımız ile anlarız. Sezgisel bilgilerimiz konusunda araştırmalar da var. Bu konuda bir çok teori bulunmaktadır.

İzleyicilerden biri: Sorunu sağ ele veya sol ele almanın önemi var mı? Bir de eller birbirini kavradığında onların birbirini kavrama şeklinin önemi var mı? Örneğin sorunumu sol elime aldım. Çözüm sağ elimdeydi ve devamında sağ elimin sol elimi kavradığını hissettim. Zaman zaman sağ elimi açtığımı ve sol elimi hareket ettirme isteğimin olduğumu hissettim. Bunun bir anlamı var mıdır?

Dr. Schimirer: Bireysel çalışmalarımda hastamın sağ yada sol elini tercih etmesini gözlemelerim ve bu deneyimi yorumlaması için bilinçaltına sorarım. “Sorunu sağ yada sol eline almanın bir nedeni var mı?” diye ama grupta bunu yapamıyoruz. Çünkü sol el geçmiş, sağ el gelecek olarak yorumlandığı için bir klinikçi olarak bu konuda bir yorum yapamam; bunu bilinçaltına bırakırım.

İzleyicilerden biri: Soruna odaklandığımda dalgalanan bir Japon bayrağı gördüm. Kaynak olarak, faaliyete yeni geçen bir yanardağ gördüm. Sorunun çözümü olarak da, bir tabakta dört adet ev baklavası gördüm. Transtan çıkarken iki tanesi yoktu.

Dr. Schimirer: İlginç değil mi bir yanardağın patlamasını görmek, bir bayrağın dalgalandığını görmek…

 

ÜÇ SÖZCÜKLE İNDÜKSİYON TEKNİĞİ

Önce ne yaptığımı size göstermek istiyorum. Bunun için bir gönüllüye ihtiyacım var.

(Katılımcılardan bir kişi Shimirer’in karşısındaki sandalyeye oturur.)

Bu tekniği her gün kullanıyorum. Bu tekniği özellikle yeni başlayan hastalarım için kullanıyorum. Diş doktoru korkusu olan ve henüz hipnoz hakkında bilgisi olmayan hastalarım için kullanıyorum. Bu tekniğin başarılı olması için öncellikle mayalanma önemlidir. Burada mayalanma tekniğini sekreterim üstlenir ve hastaya telefonla iki soru sorar :

1- Bizim ofisimize geldiğinizde sizi rahatlatmak, memnun etmek ve gevşemenizi sağlamak için ne yapabiliriz? Verilen bu soru bir telkindir ve hasta “farklı bir şeyler uygulayan bir diş doktorunun muayenehanesine iyileşmeye gidiyorum” diye düşünür. Böyle bir sorunun diğer bir amacı da, kişiyi iyileşmeye odaklamaktır. Bu yüzden iyimser ve pozitif bir düşünce ile muayenehaneye gelir. Yaşayabileceği olası kaygıdan korumak için, onu zihinsel olarak iyi ve olumlu bir çerçevede tutmamızı sağlar. Randevu zamanına kadar, normalde kişinin kaygısı, beklediği zamanla orantılı olarak artacaktır. Bu yüzden bu ilk soruyu sorarız. Genelde sıradan cevaplarla karşılaşabiliriz. Örneğin “ağzımı daha sık çalkalamak isterim” gibi; ama bu arada kişiye şu mesajı vermiş oluruz: “buraya geldiğinizde ihtiyaç duyduğunuz ne varsa bize söyleyebilirsiniz”. Sekreterim bu yanıtları benim için bilgisayara kaydeder ve benim için hazırlar. Çünkü normal koşullarda hastamız hakkında bir çok bilgiye sahip oluruz ama zamanla bu bilgileri unuturuz. Diyelim ki bu hastanın geleceği tarihte ben Türkiye’ye gideceğim. Geldiğimde bu notları okur ve bu bilgiler biriktikçe hastam hakkında oldukça bilgi sahibi olabilirim. Ayrıca hastam geldiğinde bu bilgiyi ” Örneğin ağzınızı sıklıkla çalkalamak istiyorsunuz?” gibi yansıtırım.

2- “Randevuya geldiğinizde kendinizle birlikte bize güzel bir anınızı getirmenizi istiyoruz” deriz. Bu soru, üç kelimeli indüksiyon tekniği için çok önemli bir adımdır. Sekretere “neden böyle bir anı istediniz” diye sorarlarsa sekreter bu konuda yanıt vermez. Çünkü amacımızonların bize kafalarında bir soru işareti ile gelmesidir. “Neden anı istedi ?” ve “bu anıyla ne yapacaklar?.”

İlk gelişinde sekreter ya da hemşiremiz onu kapıda karşılar ve ona adı ile hitap ederler . Bu hastanın çok hoşuna gider ve beş evetleme soruları başlar. Öyle sorular sorar ki, hasta birçok kararlar almak zorunda kalır. Örneğin “başvuru formunuzu kendiniz mi doldurmak istersiniz yoksa ben mi doldurayım?”Ya da “burada mı doldurmak istersiniz; diğer odada mı?” ya da ” çay mı içersiniz kahve mi alırsınız?” gibi. Hastamıza burada iyi korunduğu ve gözetildiği mesajını veririz. Böylece hasta seçim yapmak zorunda kalır ve kararlarını kendi verir. Kendisi ne kadar çok karar verirse o kadar kendini güvende hisseder. Ben odamdan çıkıp hastanın yanına giderek onu karşılarım. Muayenehaneme alırım. Ona “ağzını şimdi mi kontrol etmemi istersin yoksa senin arzu ettiğin bir başka günde mi? Böylelikle yine ona seçenek tanırım. Yine ona “şu an hipnoz yapabiliriz; ağzına hiç bakmam ya da ağzına bakarım ondan sonra hipnoz yaparım” diye seçenek tanırım. Bir çok hastam “ağzıma bakabilirsiniz; bunun için hipnoz yapmanıza gerek yok “der. İşte bu durumda hastama üç kelimeli indüksiyon tekniğini uygularım.

İzleyicilerden biri: Hasta gelirken hipnoz yapılacağını bilmiyor mu? Ya da hastanın randevu talebi nasıl oluyor?

Dr. Schimirer: Gelen hasta hipnoz bilgisi olan bir hastaysa, sekreterim onu bu konuda bilgilendirir. Hipnoz hakkında bilgisi yok ise bu konuda konuşmam. Ama yine de gelen her hastaya bu tekniği uygularım.

Hastalarımız başvuru formunu doldururken onlar için beş seçenek vardır. Bu seçenekler

1- Gevşemek için bir müzik tercih eder misiniz?

2- Gevşeme tekniklerini öğrenmek ister misiniz?

3- Hipnoz hakkında bilgi ister misiniz?

4- Hipnoz uygulanmasını ister misiniz?

5- Genel anestezi uygulanmasını ister misiniz? Kısaca hastalarımıza yardım etmek için geniş seçenekler sunarız. Eğer hipnoz hakkında bilgi edinmek isterse onu bilgilendiririm. Ama müziği isterse hipnoz ile ilgili konuşmam, yine de üç kelimelik indüksiyon tekniğini uygularım. Hastama sorarım “şu anda ofiste mi , muayenehanede mi konuşmak istersin?” Sonra “benim koltuğumda mı oturmak istersin, yoksa hastalarımız için kullandığımız koltukta mı oturmak istersin?”. Bu zamana kadar hastaya birçok seçenek sunmuş oluruz. Böylelikle kontrol bende duygusunu sağlayarak, kendisini güçlü ve güvenli hissetmesini sağlamış oluruz. Hasta “artık tamam ağzıma bakabilirsiniz” der. İlk randevuda iğne kullanmam ve çengel gibi olan, hastayı rahatsız eden aletler kullanmam.

Neden diş doktorlarının hastayla ilk karşılaşmalarında bu tip malzemeler kullandıklarını anlayamam. Bu aslında tanı koymak için gerekli bir davranış değildir. Yalnızca bakmak yeterlidir. Bu yüzden bu aleti kullanmak gereksizdir. Bu durumda hastanın kaygısı da olmaz. Zaten aslında hastanın gerilmesi için yalnızca koltuğa oturması yeterlidir. İşte bu noktada üç kelimeli indüksiyon tekniğini uygularım. Dişçi koltuğu her zaman olumsuz bir çapadır. En kötü çapalardan bir diğeri de kimyasal maddelerin yaratmış olduğu kokudur. Bu korkudan kurtulmak şarttır. Artık üç sözcüklü indüksiyona başlayabilirsiniz. Üç sözcüklü indüksiyonun en kolay yanı kolay olmasıdır. Bu üç sözcükle hafif bir trans haline getirebilirsiniz. Psikoterapide de kişiyi rahatlatmak, zihinsel bir iyilik durumuna getirmek için bu tekniği kullanabilirsiniz. Dişçi koltuğuna oturduğu sırada bir çok hastanın vücuduna kramplar girer. İşte tam bu sırada elimi omzuna koyarım ve “senin için bir sakıncası yoksa sana dokunabilir miyim?” derim. “Evet” dese de beden dili “hayır” diyebilir. Mesela omuzlarını yukarı kaldırır yada yüksek bir ses tonu ile “evet” diyebilir. Ben beden dilini kabul ederim; çünkü benden diline güvenirim. Bu durumda elimi çekerim. Hastaların %90’nı bu dokunuştan hoşlanır. Bedensel dokunuş önemlidir. Psikoterapinin geleneksel çalışma şekli bedensel temasa izin vermeyen bir yapıya sahiptir. Son zamanlarda bedensel temasa izin veren ve buna yardımcı olan teknikleri görüyoruz.

    UYGULAMA

Dr. Schimirer burada daha önce yaptığı diş tedavilerinden bir tanesine ait görüntüleri ekranda katılımcılara göstermektedir. Aşağıda bu görüntünün deşifresi sunulmaktadır.

Dr. Schimirer: Size dokunmamın bir sakıncası var mı?

Süje: Hayır, bir sakıncası yok.

Dr. Schimirer: Peki beraberinde getirdiğin güzel anınla ilgili 3 sözcük nedir?

Süje: SU-ÇOCUK-TUVALET.

Dr. Schimirer: Şimdi ben senin koltuğunu arkaya doğru yaslarken, sen bu üç sözcüğü arka arkaya bir daire şeklinde tekrarlayarak söyleyeceksin. İster gözlerini açık tut; ister kapalı. Bu üç sözcüğü söylerken, yalnızca anılarının zihninde ne kadar güçlü olduğunu izle; bunu dene ve o daireyi takip et.

Dr. Schimirer: (suje kelimeleri söylerken) şimdi ne oluyor?”

Süje: Kelimeler çemberin üzerinde dönüyor.

Dr. Schimirer: Şimdi daha hızlı, daha hızlı. Resimler hızlandıkça o anın kokusu burnuna gelecek ve o kokuyu bulduğunda “şu anda” orada olacaksın. O anda kendini tümüyle o anıya bırak. Bedenin o anının içinde; ama ağzın ve dişlerin benim onları kontrol etmem için burada. (Ellerini süjenin çenesine götürüp ağzını açar, bu arada diğer eli süjenin omzunda durmaya devam etmektedir). Ağzını kontrol etmem için açmaya hazırsın, dişlerinin bana bakmasına izin ver. Ağzın açıldıkça ve açılmaya devam ettikçe sen bu anının daha çok içindesin. Şu anda hemşirelere bir takım sayılar söyleyeceğim. Bu sayıların senin için hiçbir anlamı yok. Sen bu anının içinde, o güzel zamanı yaşamaya devam edeceksin. (bu arada ağzındaki işlemi yapar) Gelecekte ne zaman bu koltuğa oturursan; kendini son derece rahatlamış bir biçimde ve o sevdiğin güzel anının içinde hissedeceksin. Bakmam için ağzını bana bırakırken; tüm zihnin ve bedeninle o güzel anının içinde, o güzel zamanı yaşayacaksın. Tekrar geri geldiğinde ve bu koltuğa oturduğunda; benim sesimi duyduğunda tamamen rahatlamış olacaksın. Tüm zihnin ve bedenin rahatlamış olacak. O anıyı, o güzel anıyı yaşıyor olacaksın. Yalnızca ağzına ihtiyacın olmadığı için bana vereceksin ve benim onu görmeme izin vereceksin. Şimdi ağzını kapatabilirsin. Ne zaman ihtiyaç duyarsan bu güzel anıyı kullanabilirsin. Teşekkür ederim.

Süje: Ağzımdaki tükürük salgısında artış oldu.

Dr. Schimirer: Transta parasempatik sistem devreye girince çok daha fazla tükürük salgılanır. Transa giren kişilerin daha fazla yutkunduklarını görürüz. Bu, parasempatik otonom sinir sisteminin bir tepkisi olarak gevşeme ile artan tükürük salgısının bir yansımasıdır. Peki seni rahatsız eden bir şey oldu mu? Süje: Olmadı.

Dr. Schimirer: İşine yarayan şey neydi?

Süje: “Sesler, koku”

Dr. Schimirer: (Görüntüyü dondurup, katılımcılara döner ve açıklar) Kokuyu burada sorduk ama söz konusu rahatlatıcı şey bir ses ya da görüntü olabilirdi. Tat da olabilirdi. Şimdi size adım adım bir takım açıklamalar sunacağım.

  1. ADIM

“Bize iyi bir anını getirdin mi?” sorusuna karşılık bir çok insan “bu soruyla ne kastediyorsun” diye sorar. Bu durumda hastaya somut bir örnek veririm. “bir hastam gittiği bir tatili güzel bir anı olarak kullandı” şeklinde bir örnek son derece uygun olabilir. Güzel bir anısıyla kastettiğim şey, son altı ay içinde yaşadığı güzel bir olaydır. Genelde anneler bebeklerini kucaklarında emzirdikleri anı getirirler, fakat ben bunu tercih etmem. Çünkü kucağında çocuğunu hayal eden bir annenin aslında çok daha derin, karmaşık, stres yaratabilecek, kaygı yaratabilecek başka duyguları olabilir. Bu yüzden hafif, hoş bir anıyı tercih ederim. Örneğin arkadaşlarla paylaşılan bir yemek gibi..

  1. ADIM

“Bu anıyı benimle paylaşmak ister misin?” sorusunu sormama karşın benim amacım hastamın anısını dinlemek değildir. Örneğin Maldivi’lerde bir dalış anısı olsun ve ben de daha önce Maldivilerde bulunduysam bu durumda “ne zaman oradaydın” ya da “hangi tarihteydi?” gibi sorular sormam. Çünkü bu durumda oluşacak arkadaşça atmosferi istemem. Hasta anısını anlattığında yalnızca dinlerim ama yorum yapmam. Bu yüzden “paylaşmak zorunda değilsin” diye eklerim. Ancak paylaşmak isterse de sadece dinlerim. Yorum yapmam. İyi anının ne olduğunu bilmezsem, sözcükleri çok daha iyi yansıtabilirim.

  1. ADIM

Hastanın anısını tanımlayacak üç anahtar sözcük bulmasını isterim. Bu konuda ona gerektiğinde örnek olması amacıyla “örneğin bir tatil anısı ise güneş-kum-deniz” olabilir şeklinde açıklama yapmama karşın; bu üç anahtar sözcüğü kendisinin bulmasını isterim. Ona kendi anahtar sözcüklerini bulması konusunda yardım etmem. Yanlış telaffuz ederse sözcükleri düzeltmem. Aynı şekilde kullanırım. Mesela “şamdan” değil “şamdam” derse, ben de öyle kullanırım. Eğer bir insan kendi sözcüklerini yaratıyorsa, oluşturduğu sözcükler onun için doğrudur.

  1. ADIM

Bu üç kelime ile oynarım. İlk kelimeyi yüksek ses tonu ile; ikinci kelimeyi orta; üçüncü kelimeyi daha hafif, yavaş ses tonu ile söylerim. Bu sözcükleri iki üç kez tekrarlarım. Sözcükleri ben tekrar ederken kendim de bir trans durumunda konuşuyormuş gibiyimdir.

  1. ADIM

“Gözlerin açık olarak mı, kapalı olarak mı bu anıyı daha iyi yaşıyorsun; şimdi bunu hisset” derim. Direk olarak “gözlerini kapa” demem. Gözler kapandığında ise “işte böyle” der ve yönlendiririm. Gözleri kapandığında tekrar gözlerini açarsa “ne zaman istersen gözlerini kapatabilirsin” derim.

  1. ADIM

“O güzel anıyı sanki şu anda oluyormuş gibi yaşa ve hisset” derim. Kişiye anısını hatırlattıktan sonra, üç kelimeyi tekrarlatır ve “ne görüyorsun? Şimdi ne oldu?” sorularını sorarım. Eğer hiç bir şekilde yanıt vermiyorsa artık çalışmaya hazırdır.

Burada dikkat edilmesi gereken şey, çalışmaya başladıktan 5 dakika sonra bu üç kelimeyi artık kullanmamaktır. Bu üç kelime yalnızca indüksiyon amaçlı kullanılmalıdır. İndüksiyonu başlattıktan sonra bu üç kelimeyi özellikle kullanmamanın nedeni şudur: Kişi o anıya girdikten sonra, bir kaç dakika içerisinde, o anıyı başka anılarla ilişkilendirir ve anılar arasında gezintiye çıkar. Eğer o üç kelimeyi kullanırsanız, kişiyi rahatsız edecek biçimde, ilk anısına döndürmüş olursunuz. Bu üç kelimelik indüksiyonu yalnızca bir dahaki sefere hasta ofisime geldiğinde, hastayı karşılama ve selamlaşma esnasında kullanırım. Örneğin “hoşgeldin deniz-güneş-kum” derim. O yüzden hastanın kullandığı üç anahtar sözcüğü yazmak gerekir. Bu kelimeleri kullanmam gereken başka bir zaman; eğer hastam gözlerini açıp rahatsız olduğunu belirten bir ifade kullanırsa, örneğin ağzını çalkalamak için ara verirse o zaman bunu sakin bir şekilde kabullenip, ağzını çalkalaması ona için izin veririm. Ona “şimdi güzel bir ara verdik” derim. “Şimdi tekrar o üç kelimene dön. Deniz-güneş-kum” diye tekrar ederim. Bu üç kelimeyi tekrarlarken, “şimdi ne oluyor” diye sorduğumda yanıt vermez ise uygulamaya geçerim. Ancak yanıt verirse o son cümleyi tekrarlarım. Tıpkı bir ayna gibi yalnızca son cümleyi tekrarlarım ve “şimdi ne oluyor?” sorusunu eklerim. Örneğin hasta “şimdi su sesi duyuyorum” dedi. “Su sesi duyuyorsun” derim. Ardından “şimdi ne oluyor?” sorusunu sorarım. Hasta “kapı kapandı” derse; “kapı kapandı. Peki şimdi ne oluyor?” diye sorarım. Hasta konuşmayı bırakana kadar devam ederim.

  1. ADIM

“Anıya konsantre ol. Disosasyonu[2] gerçekleştirdiğimizde, istediğin yerde ol ama ağzını burada bırak” dediğimiz noktada “dişlerine bakmak istiyorum” yerine, “dişlerini bana bırakmanı istiyorum” cümlesini kullanırım (Dr. Schimirer fondaki diş tedavisi cd’sindeki görüntüyü kaldığı yerden devam ettirir).

Süje: Ağzıma dokunmasaydınız sanki ağzım açılmayacak gibiydi ama ağzıma dokununca yapacak başka bir şey kalmadı.

Dr. Schimirer: Temel tepki olarak çeneye dokununca ağız açılır. Ağzın açıldıkça ve işlem devam ettikçe sen daha çok anının içindesin. Şu anda hemşirelerime bir takım sayılar söyleyeceğim bu sayıların senin için hiç bir anlamı yok”

Süje: Bunları söylerken ben disosasyon yapıyorsunuz diye düşündüm.

Dr. Schimirer: Evet zaten öyle yapmaya çalışıyorum. Bazen bu disosasyonu gerçekleştirmek için böyle uygulamalar yapıyorum. Siz özel bir süjesiniz. Başka insanların verdiği tepki, “ben kendi anılarım içine giderim” şeklinde bir tepkidir (Dr. Schimirer görüntüyü dondurur ve sunumuna devam eder).

  1. ADIM

Hastalarımın dişleri ile ilgili işleme başladığımda, artık hiç konuşmam, ama belli bir monotonlukla bu transı korurum. Bu ritmi korumak için siz isterseniz bir metronom, bir müzik kullanabilirisiniz ya da aletle çıkardığınız bir ses kullanabilirsiniz. Ne zaman hastanız bu süreç içinde rahatladığına ilişkin tepki verirse, “harikasın” diyerek onu ödüllendirin.

  1. ADIM

Posthipnotik telkini 9. adımda kullanırım (cd sunumuna devam eder).

Dr. Schimirer: Gelecekte ne zaman bu koltuğa oturursan, kendini o güzel anının içinde hissedecek ve o güzel zamanı yaşayacaksın. Tekrar buraya geldiğinde benim sesimi duyduğunda ve bu koltuğa oturduğunda, bu güzel anının içine gireceksin (cd’yi durdurur).

Bu oldukça özel bir tekniktir ve çok kısa sürede uygulanan bir tekniktir. İki dakikada oluşan bir tekniktir. Şimdi üçerli gruplarla bu tekniği uygulamak için on dakikalık bir zaman veriyorum size. Bu zaman içinde, sanki oyun oynarmış gibi deneyimleyin ve neler yapabileceğiniz görün. (katılımcılar, üçlü gruplar halinde bu tekniği denerler).

Dr. Schimirer: Öğrendiğiniz her iki tekniği de birlikte kullanabilirsiniz. Örneğin hastam ikinci kez geldiğinde, diyelim ki diş çekimi için gelmiş olsun, onu kapıda karşılar ve “Hoş geldin,DENİZ-KUM-GÜNEŞ” derim. “Şimdi derin bir nefes al ve nefesini tut” dedikten sonra, kolunu yukarı kaldırırım ve şimdi o üç kelimeyi düşün” derim işte o anda her iki teknikle tek bir hipnoz gerçekleşir. Her türlü tekniği kullanabilirsiniz, yeter ki karnınızı dinleyin.

 

ÇOCUKLARDA HİPNOZ

Bu bölümde Dr. Schimirer bir yandan multivizyon gösterimiyle, diş tedavisinde çocuklara yaptığı hipnoz uygulamaları görüntülerini gösterirken, öte yandan uygulamaları hakkında sistematik bilgi sunmaktadır.

Dr. Schimirer: Hipnoza alınan sujelerin yaşları 2,5 yaş ile 70 yaş arasında değişmektedir. Çocuklarla yapılan hipnoz çalışmalarındaki tedavi uygulamaları yetişkinlerle yapılan hipnoz uygulamalarına benzemekle birlikte, küçük farklılıklar içermektedir. Çocuklarla yaptığım çalışmalardan her zaman keyif almışımdır.

ÇOCUKLA TEDAVİDE UYGULANMASI GEREKEN AŞAMALAR

1-Çocukla iyi bir güven ilişkisi (raport) kurmuşsanız, hipnozda mucizeler yaratabilirsiniz.

2-Çocuğa ne zaman isterse elini kaldırarak uygulamayı durdurabileceğini söyleyin.

3-Çocuğa uygulamayı yapmadan önce mutlaka ne yapacağınızı açıklayın. Örneğin “şimdi bu alet ağzındaki tükürüğü elektrik süpürgesi gibi çekecek” gibi metaforlarla açıklayın.

4-Aşırı bilgi bombardımanı altında onu çatışmaya sürükleyin, şaşırtın.

5-Bedensel temasınızı kullanın ona dokunun.

6-Ellerini sürekli meşgul edin.

7-Sizde transa girmiş gibi hareket edin.

8-Eğer güven varsa çocuk rahat bir şekilde transa girecektir.

9-Onlara sihirli bir kolları olduğunu söyleyin. Çocuklara özel dokunuşlar vardır. Onların başına, şakaklardan elinizin tersi ile ve parmaklar yukarıda açık olacak vaziyette dokunmalısınız.

İzleyicilerden biri : Çocuk ellerini meşgul etmek için değişik yöntemler kullanıyor olabilir, bunlar nelerdir?

Dr. Schimirer: Biraz sonra video gösteriminde göreceksiniz.

İzleyicilerden biri: Hipnozu hangi yaş aralığında uygulayabiliriz?

Dr. Schimirer: 2,5 – 70 yaş aralığında uygulayabilirsiniz. Şimdi bir uygulama göstereceğim (Dr. Schimirer diş tedavisinde çocuğun nasıl transa alındığını gösteren bir görüntü kaydını başlatır. Kayıtta Dr. Schimirer’in “Turbo Sistem” olarak adlandırdığı aşağıdaki görüntüler yer almaktadır).

Çocuk dişçi koltuğuna yatar. Doktorun elinde bir fener bulunmaktadır. Doktor elindeki feneri çocuğun gözüne doğru odaklar ve “bir iki üç” diye sayarak feneri hızla çocuğun gözüneyaklaştırır. Çocuğun gözleri kapanınca hızlı bir şekilde feneri göz kapaklarının üstünde dolaştırmaya devam eder. Doktor bu arada çocuğa “daha derin daha derin” diyerek onun transa girmesine yardımcı olmaktadır. Bir iki dakika sonra fenerin hızını yavaşlatır. Feneri bırakıp çocuğun kolunu yukarı kaldırır. Çocuğun koluna küçük darbelerle dokunur. Çocuğa “kolun tamamen katı ve sertleşiyor. Hissiz, şimdi bu hissizlik midenden ağzına geçti ve tüm ağzın ve diş etlerin tamamen hissiz” der. Bu arada dişle ilgili işlemi başlatır. Dr. son derecede hızlı bir şekilde hareket eder.

Dr. Schimirer: Ne kadar hızlı hareket ederseniz o kadar iyi olur. Sürekli konuşarak çocuğu sözlerinizle bombardımana tutun. Şimdi lütfen kayıtta ne kadar hızlı ve çok konuştuğuma dikkat edin. Bakın ne kadar çok konuşuyorum (görüntüyü çalıştırır, ses tonu inişli çıkışlıdır).

İzleyicilerden biri: Çok ses zarar vermez mi?

Dr. Schimirer: Ne kadar çok bombardıman eder ve metafor kullanırsanız o kadar rahat çalışırsınız. Yaptığınız her şeyi anlatın. Metafor kullanın “şimdi yağmur yağıyor, yağmurluk geliyor, şimdi elektrik süpürgesi geliyor” gibi. Bu arada şarkı veya tekerlemeler şeklinde konuşurken “senin sihirli kolun havada kalıyor “gibi metaforlarla onu bombardımana tutun. Çocuklarla çalışırken kendinizden son derecede emin olmalısınız. Çocuk başka bir olasılığın olduğunu düşünmemelidir. Çünkü çocuklar beden dilini çok iyi okuyabilir, sizin hissettiklerinizi anlayabilir ve ayna gibi sizi yansıtırlar.

Eğer içinizden “şu küçük canavarı şurada geberteyim” gibi düşünceler geçirirseniz bunu hissederler ve öyle davranırlar. Çünkü çocuklar sizin düşüncelerinizi okurlar. Eğer kendinizden memnunsanız ve ne yaptığınızı biliyorsanız çocuklarla rahat çalışırsınız. Çünkü çocuklar doğal olarak bu mesajı da alırlar.

Ailemle ve kendimle barışık olursam çocukları rahatça tedavi edebilirim. İşte çocuklarla çalışmanın zor yanı budur. Eğer ne yaptığınızı biliyorsanız ve kendinizden memnunsanız çocukla artık rahat çalışabilirsiniz. Artık “tedavi edilemeyen çocuk” kavramını kullanmıyoruz; bunun yerine “hiçbir çocuk” kavramını kullanıyoruz.

İlginç çocuklar, çok ilginç çocuklar, çok çok ilginç çocuklar. Zor bir çocukla çalışırken “çok ilginç bir çocuk” olarak düşünmek ayrı, kollarınız sıvayıp “haydi savaş zamanı” diyerek düşünmek ayrıdır. Bu nedenle çocuğun beni nasıl aynaladığını gördükten sonra, tedavide kendimi iyice kontrollü hissetmem gerekir. Çünkü çocuk bu mesajı alır (yeniden görüntü kaydına döner ve cd’yi çalıştırır).

Dr. Schimirer: Şimdi işlem bitti. Artık aynaya bakabilirsin. Bak bakalım ağzında delikler kaldı mı?

İzleyicilerden biri: Anneyi almıyorum demiştiniz bu uygulamada anne yanında mıydı acaba?

Dr. Schimirer: Hayır.

 

 

BAŞPARMAK TELEVİZYONU TEKNİĞİ

Bu teknik uzun yıllar hastanede çalışırken oluşturduğum farklı bir tekniktir. Bu tekniği uygulamak için çocuğun kolunu kaldırarak başparmağında bir televizyon olduğunu ve bunu seyrettiğini hayal etmesini söyleyin. Ona “ne kadar şanslısın ne zaman istersen bu TV’yi izleyebilirsin” deyin. Diğer yandan kulaklıkla bir masal dinletin. Bu iyi bildiği bir masal olmalıdır. Bu sırada çocuğa “başparmağındaki TV’den de bunu izleyebilirsin. Bu arada sadece bir karıncalanma hissedeceksin” deyin. Çocuk kulaklıkla masalı dinlerken ve başparmağındaki TV’den filmi izleyip izlemediğini de evetleme (onaylatma) tekniği ile öğrenin.

Çocuklar gözleri açık transa girerler ve bundan hoşlanırlar. Burada amaç tam bir uyaran bombardımanı oluşturmaktır. Bir yandan kolunda kol katalepsisi, bir yandan tv yi izlemesi, öte yandan işitsel olarak kulaklıktan anlatılan masalla bombardıman sağlanır. Zaman zaman çocuğun kolu aşağı düşse de, “başparmak televizyonunu izleyeceksin” ifadesini kullanın ve kolu yukarı kaldırın. Çünkü çocuklar transa çok kolay girer ve çok kolay çıkarlar. Önemli olan onu transta tutmaktır. Bu arada dinlediği masalı bilmesinde yarar vardır; çünkü çocuk başparmak televizyonunda bunu daha rahat canlandıracaktır. Özellikle çocuklar için kullanabileceğimiz bir cd yaptık. Bir metafordan yararlanarak yaptığımız bu cd’de, bir çocuğun dişinin doldurulması masal şeklinde anlatılmaktadır.

Tedavi bittikten sonra çocuğu odadan hemen çıkarmayın, kendini iyi hissedene kadar odada tutun. Annesi odaya girdiğinde “çocuğunuz çok başarılıydı ve çok başarılı çalışma yaptı” derim. Anne babanın tedaviden sonra çocuğa hediye verme hakkı yoktur; çünkü bu küçük hediyeyi biz veririz. Aileye verilmek üzere, on iki dilde de tercüme edilmiş bir mektup bir mektup bulunmaktadır. Bu mektupta, anne baba anneanne dede ve büyükannelerinin uzak olmalarını isterim. Çünkü aile çocuğu teselli ederken “canın acımayacak, hiç korkmayacaksın” gibi negatif sözcükler söyleyerek çocuğu etkiler.

Çocuk diğer odada oyun oynarken, annelerin bu mektubu okumasını isterim. Ayrıca annenin operasyon boyunca dışarıda olmasını isterim. Çünkü böylelikle çocukla güven ilişkisini daha rahat kurarım. Çok küçük çocuklar için ise (2-2,5 yaştan 4 yaşa kadar) annenin kucağında yada karnında tedavi edilmesine müsaade ederim. Ancak tedavide anne yerine daha çok hemşireyi tercih ederim. Bu durumda anneden mümkün olan en kısa zamanda çocuktan uzaklaşmasını isterim. Çünkü annenin dışarı çıkması benim çocukla güven ilişkisini kurmam anlamına gelmektedir. Bu arada video sistemi sayesinde, ses olmadan, anne diğer odadan çocuğunu izleyebilir. Böylelikle annenin aynı zamanda çocuğunun hayati tehlikede olduğunu hissettiğinde içeri girme ve yardımcı olma olasılığı vardır. Annenin durumun tamamen onun kontrolü altında olduğunu hissetmesini isterim.

Çocuklarla çalışırken en önemli şey, bedensel teması kesmemektir, yoksa transtan çıkabilirler. Hediye torbasının içinde 2 kilogramlık mercimek vardır. Mercimeklerin içinde hem oyuncaklar, hem de deniz kabukları bulunmaktadır. Çocuğun hediyeyi seçerken dikkatli olması gerekir. Çünkü deniz kabukları elini kesebilir. Bu yüzden ona bir kolu yukarıda iken diğer elinle hediyeni bu torbanın içinden seçebilirsin derim. Buradaki amaç çocuğun ellerini meşgul etmektir. Ona “kolunu ne kadar çok kaldırırsan o kadar az karıncalanma hissedeceksin” derim. Diğer elindeki hediye torbasının içindeki hediyeyi çok dikkatli araştırmak zorundadır. Daha önce çocuğun ellerini nasıl meşgul edeceğiz diye sormuştunuz işte bu şekilde meşgul ediyoruz. Bu şekilde çocuğun kinestetik duygusal ve dokunsal hislerini ağzından eline yönlendirerek getirmiş olurum.

İzleyicilerden biri: Tedavi boyunca torba elinin altında mı?

Dr. Schimirer: 4-5 yaşından büyük çocuklara bu torbanın içinde, hissederek üç farklı obje bul ve bu objelerin ne olduğunu bana tanımla derim.

Bu arada eline bir alet veririm. “İhtiyacın olduğunda bu aleti kullanarak, bu aletin üzerindeki düğmeye basarak beni durdurabilirsin” derim. Ayrıca karnını sıkıştırdığında gülmeye ve kıpırdayan ses çıkaran küçük bir domuzcuğumuz bulunmaktadır. Ara vermek için bunu da kullanırım. “Ne zaman bir ara vermeye ihtiyacın olursa buna basabilirsin” derim. Bir çok metafor kullanıyorum. Ve aynı zamanda yüzüne nasıl dokunduğuma dikkat edin (elinin tersiyle). Diş temizleme aletini gösterir ve ona “dişini temizlemem gerektiğini biliyor musun?” diye sorarım. Bu arada işte bu senin sihirli kolun, bu sihirli kolunu ne kadar çok yukarı kaldırırsan o kadar az karıncalanma hissedeceksin. Buraya gelen çocukların % 80’ine enjeksiyon kullanmadan tedavi ediyorum, yalnızca bu tekniği daha önce hipnoz tekniği kullanmayan bir diş doktoruna gitmiş ve olumsuz deneyimi olan çocuklarda enjeksiyon kullanıyorum. Çünkü çocukların en çok nefret ettiği şeylerden biri iğne sonrası hissettikleri uyuşma durumudur.Tedavi  esnasında çocuk biraz acı hissettiği zaman kolunu yukarı kaldır, kolunu kaldırdıkça yalnızca hafifçe bir karıncalanma hissedeceksin, ne kadar çok yukarı kaldırırsan o kadar az hissedeceksin” derim. Ve çocukla oldukça yumuşak ve hoş bir şekilde konuşurum.

İzleyicilerden biri : Bu arada çocuk, aleti hiç kullandı mı?

Dr. Schimirer: Hayır hiç kullanmadı, çünkü burada önemli olan çocukların kendilerini güvende  hissetme duygusudur.

Bazı çocuklar oldukça fazla alete basarlar. O zaman ben ona “hadi şimdi bas, hadi şimdi tekrar bas” diyerek onun semptomunu ona yansıtırım. Ve bir süre sonra çocuk basmaktan vazgeçer. Eğer çocuk gerçekten çok çok ilginç çocuklardan biriyse, dışarıda bağırarak sorun yaratıyorsa, dışarı giderim ve “ a ben seni tanıyorum sen Michael’sın derim”. Ve “biliyor musun bu gün çok yorgunum, kendimi tembel hissediyorum ve bugün sana bir tedavi yapamayacağım” diyerek onun hayır demesine izin vermeden ben hayır demiş olurum. Genellikle, çocuklar diş doktoruna gittiklerinde onlar bizi hipnotize ederler biz onları değil. İşte böyle durumlarda bu davranış kalıbını bozmak için siz bir şey yapmalısınız, o hayır demeden siz hayır demelisiniz. Dolayısıyla bu davranış kalıbını bozmak için, bu gün seni tedavi etmek istemiyorum ama sana bir hediye vermek istiyorum derim. İkinci ve üçüncü randevularımda da bunu yaparım. Taa ki çocuk “ama ben artık tedavi olmak istiyorum” diye haykırana kadar. Bazen, bu sorunlu çocuklar için başka bir uygulama yaparım. Çocuk geldiğinde ben dişçi koltuğunda uzanmış, hipnoz altında uyuyor gibi yaparım. Bu da yine davranış kalıbını kırmak için yaptığımız bir manipülasyondur. Buna paradoksal müdahale deriz.

Bu noktada Dr. Schimirer cd gösterimini başlatır. Burada  kendisi dişçi koltuğunda hipnotik trans durumunda yatıyor ve çocuklar etrafında onu izliyorlar. (Dr. Schimirer’in eşi yardımcı olarak yanında) İlk randevuları ve daha önce üç ayrı diş doktoruna gitmiş ve annesi genel anestezi uygulamamızı istemiyor, burada eşim çocuklara açıklama yapar. “Biraz sonra eşim uyanacak, sizin ağzınıza bakacak ama bunu yapmadan önce, siz onun ağzına bakarak size neler yapabileceğini görebilirsiniz. Şimdi onun altın dişlerine bakabilirsiniz, nerede diş olmadığını ve eşimin nasıl çalışacağını anlarsınız. Burada rolleri değiştirdik, çocuğu aktif hale getirerek bir güven ilişkisinin kurulmasını sağladık. Ve eşim çocuktan benim ağzıma su ile hava kullanarak müdahale etmesini ister. Özellikle beni tedavi ederek bu şekilde bir güven ilişkisi kurulduktan sonra artık çocuğu tedavi edebilirim. (Kendisi transtan çıkar ve ayağa kalkar.) Sonra çocuklarla konuşur. Bir hiperaktif çocuk birkaç kere geldi, önce birkaç kez reddettim sonra o beni tedavi etti ama ona yine de müdahale yapmayı kabul etmedim, “aramızda bir güven ilişkisi kuruldu, bugün ne yapacağımı biliyorsun artık gidebilirsin seni kabul etmiyorum’ derim.

İzleyicilerden biri: İlk seferde kontaminasyon sağladığınız, rolü ona verdiniz, geri almak için mi tedaviyi yapmıyorsunuz?

Dr. Schimirer : Ayrılırken çocukla bir sözleşme yaparım, tekrar görüşeceğiz ve çalışacağız diye çünkü çocuklar sözleşmelerine sağdık kalırlar.

İzleyicilerden biri:  Bu durumda her seansta ücret alıyor musunuz ?

Dr. Schimirer: Evet tabii ki, ben sonuçlar için değil zaman için çalışıyorum, dolayısıyla zaman ücreti alıyorum. Yeterince zamanınız ve sabrınız var ise her zaman için çocukları tedavi edebilirsiniz. Şunu her zaman bilmeniz gerekiyor ki bu ilişkide patron sizsiniz. Ve tedavi süresince burası benim yerim, buranın patronu benim ve ben burada ne dersem o olur şeklinde davranır ve konuşurum. İlk tedaviden sonra genelde artık aramızdaki o buz kalıpları kırılmış olur ve diğer tedaviler çok daha kolay olur. Bir iki ay sonra geldiğinde aynı çocukla tamamen normal bir çalışma yapılabilir.

 

BİR ÇOCUĞUN TRANSTA OLDUĞUNU NASIL ANLARSINIZ?

Şimdi size trans indüksiyonu başlatmak için çocuğa nasıl dokunabileceğinizden bahsetmek istiyorum

Transı başlatmak için çocuğun omzuna dokunun, başını elinizin parmakları ile şakaklardan iki yandan dokunarak bir yandan da koltuğu arkaya doğru yatırarak çocuğun da başını tamamen arkaya doğru yatırınız. Hayvanlarla dokunarak yaptığımız en çabuk trans indüksiyonudur. Bu çocuğu nazikçe tutarak yapılan ve aynı zamanda pozisyonu da değiştirerek yapılan bir indüksiyon tekniğidir. Önemli olan bedensel temastır. Çocuğun bedeninin alt bölümlerine dokunun. Başına avuç içi ile iki elinizle başının iki yanından dokunmayın çünkü böylesi bir dokunuş stresin yukarı çıkmasını ve başta kalmasını sağlar bu yüzden iki elinizin sırtı ile parmaklarınız açık kalacak şekilde çocuğun başına iki yandan dokunun. Parmaklar yukarı gelecek şekilde. Böylesine dokunuş stresin dışarı gitmesine izin verir. Eğer çocuğun kolu (veya eli) yukarıda ise transta olduğunun göstergesidir. Birçok çocuk gözleri açık transa girerler. Birçok çocuk kolunun yukarı kaldırır. Bu bir oto trans belirtisidir. (Bazı doktorlar bunu kendilerine karşı bir hayır belirtisi olarak algılayabilirler.) Rahatlamış parmaklar da bir trans belirtisidir. Küçük kuklalar tüylü ve yumuşak oyuncaklar son derecede yararlıdır. Eğer tüylü oyuncaklarda birçok seçenek varsa çocuğun hangi oyuncağı seçtiği psikoterapide de önemlidir. Örneğin tavşanı seçti ise korktuğunu, aslan ya da leoparı seçti ise onun arkasına saklanmak istediğini ifade eder. Çocuklarda aynalama çok işleyen bir tekniktir. Çocuğun ağzını açmak için avuç içi ve parmaklarınızı kullanarak ona dokunun. Yaşça küçük çocukların başını tutmak ve başını ışıktan korumak için elleri kullanmak önemlidir. Başının iki tarafına ellerinizde dokunun (başının arkasından iki elinizle parmaklar açık ve aşağıya gelecek şekilde dokunun) daha küçük çocuklarda elinizin tersi ile başın iki yanına dokunun parmaklar yukarı gelecek şekilde ve açık. Önemli olan parmakların açık olmasıdır. (Katalepsi pozisyonu) Çocuğun eli yukarıda ve dirsekten bükülmüş olarak duruyorsa bu bir trans belirtisidir. Daha küçük çocuklarda çocuğu kendi göğsünüzde tutabilirsiniz ya da annenin karnı üzerinde tedavi edebilirsiniz. Çocuklarda bir de çığlık transı vardır onlar ağlarken ya da çığlık atarken bundan rahatsız olmadığınız sürece onları tedavi edebilirsiniz. Ama ağlama sizi rahatsız ediyorsa bunu değiştirebilirsiniz. Tek yapmanız gereken çocuğun daha yüksek sesle ağlamasını istemektir. Yada “çukulata diye çığlık atabilir misin mavi veya yeşil ağlayabilir misin ? ” böylelikle modeli değiştirmiş oluyorsunuz . Ve bu arada çocuk susarsa hemşireye “şimdi senin zamanın “deriz ve o ağlamaya başlar bu durumda çocuk şoka girer. Ve o zaman ” şimdi senin zamanın şimdi sen ağlayabilirsin “derim. Böylelikle bir çocuk, bir hemşire ağlar ve bir oyun kurulmuş olur. Semptomu tanımlayın, biçimi değiştirin ve biçimle oynatarak durumu kontrol altına alın. Ağlayan bir çocuk tarafından hipnotize edilmenize izin vermeyin.

İzleyicilerden biri: Bu uygulamayı özellikle siren sesi gibi ağlayan çocuklarda mı yapılıyor yoksa her türlü ağlamada mı ?

Dr. Schimirer: Normal şartlarda ağlayan bir çocuk istemiyorum ama ağlıyorsa bununla bir şekilde baş etmek zorundasınız. Burada ağlamanın tipi önemli değildir, çok ağlaması, siren sesi gibi ağlaması. Öğürme refleksi gibi durumlarda bastırmak çok önemlidir. Başının üst kısmı tepe (taç) çakrasını elinizle bastırın.

İzleyicilerden biri: Parmak emme sorunu olan çocuklarda nasıl bir teknik kullanıyorsunuz?

Dr. Schimirer: Parmak emen çocuklarda davranışsal olarak paradoks kullanırım. Ama öncelikle çocukla güven ilişkisi kurmak gerekir. Ve çocuğa “parmağını emmekten hoşlanıyorsun ama hep aynı parmağını kullanıyorsun, bu harika bir şey ama her seferinde tek parmağını kullanıyorsun, say bak senin tam on parmağın var sen yalnızca bir parmağını emerek diğer dokuz parmağına haksızlık ediyorsun. Bundan sonra her gün diğer parmağını emmeni istiyorum. Böylelikle diğer dokuz parmağını da emmelisin” derim. Bu bir paradoks yaratır. Ve çocukta tam bir karışıklık ve hayal kırıklığı oluşur ve bunun sonucunda parmak emmeyi bırakır.

.

 

[1] Suje, hipnoz uygulamasında hipnoz olan birey için kullanılan bir terimdir.

[2] Disosasyon sözcüğüyle hastanın transa girmesi kast edilmektedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Hipnozla Tedavisi

27 yaşında bir erkek olan danışanın (G.İ) başlıca sorunları aşağıda sıralanmıştır. 1- İnsanlarla iletişim …

Telkinle Tedavi Nedir?

Telkinle tedavi, telkin gücünü kullanarak bazı sağlık sorunlarından kurtulmanızı sağlamayı hedefleyen tedavi tekniği …

Telkin Nedir?

Telkin, şuur dışı bir süreçte kişilerdeki belli fikirlerin ya da fiziksel bazı durumların değiştirilmesini sağlamak …