Enürezi ( G.E.)

22 yaşında bir enürezis (altını ıslatma) vakası.Danışanımın annesi hipnoterapi seansını izlemek istedi. Bu sujem çalıştığım hastanenin(eski) baş hekiminin yakını olduğu için ricayı kıramadım ve hastanın annesini seansa istemeyerek de olsa aldım. Seans odasında başka izleyicilerde vardı. Danışanım gayet başarılı şekilde hipnoza girdi. Ben analizime başladım ve danışanıma geçmişi ile ilgili sorular sormaya başladım. Bu sırada seyircilerin içerisinde bulunan danışanımın annesi seansa müdahale etmeye başladı. Sessizce  bana kızıma şunu'da bunu'da vs. vs. sorar mısınız? diyordu. Kadın sorularının sayısını artırınca bardağı taşırmaya  başladı ve kendisine kırmızı kart göstererek seans odasının dışına aldım ve önümüzdeki seansta da kendisini seans odasına alamayacağımı söyledim (bir maç cezalı) Kadın" peki" dedi. Kadını  seans odasının dışına alır almaz danışanıma. Annen hayatına sık sık ve  gereksiz yere müdahale eder mi?"oldu.  Danışanım "etmez olur mu ? Her şeyime karışır. Bakın hipnozda bile rahat bırakmıyor." dedi. Annemin aşırı derecede düzenlilik takıntıları vardır. Benim de düzenli olmamı ister. Kendisi gibi düzenli (takıntılı) olmadığım için bana sen pasaklı kızsın seni kimse almaz der "dedi.

Danışanım G.E' nin altını ıslatma probleminin nedeni ortaya çıkmaya başlamıştı. Seanstan sonra anne ile özel bir görüşme yaparak kızına düzenli olması yönünde baskı kurmaz ise altını ıslatmalarının azalacağını söyledim. Anne zor da olsa bunu kabul etti. Tabi bir çok obsesif kompülsifte olduğu gibi kendileri normaldi. Sadece etrafatki insanların %99' u düzensizdi.

İkinci seans bir hafta sonra idi. Aradan geçen bir hafta içinde danışanım altını hiç ıslatmamıştı. Evet doğru iz üzerinde idim. Yine  hipnoanaliz seansıma başladım. Danışanıma hatırla yaşadığın en kötü anılarını anlat dedim. Danışanım "Babam ben küçükken hep annemi döverdi. Bende anneme sarılır ağlardım. Babam annemi döverken ben çok korkardım ve altıma ıslatırdım korkudan."dedi. Bu günlerden sonra danışanım ne zaman korksa altını ıslatıyordu.Bu danışanımda korku duygusu ile altını ıslatma davranışı adeta birbiri ile eşleşmişti.Danışanıma peki son zamanlarda en çok nelerden korkuyorsun diye sordum. Danışanım gayet doğal şekilde "EVLENMEKTEN" dedi. Çünkü bu problemiyle haliyle evlenemezdi. Peki diyelim ki bu problemini çözdük o zamanda evlenmekten korkar mısın? diye sordum danışanıma. Danışanım "evlenmeyi istemiyorum ki" dedi. Ben neden? dedim. Danışanım  "Anneme kimse bakmaz, ben evden ayrılırsam çalıştığım için annem maddi olarak sıkıntıya düşer çünkü babam hayatı boyunca doğru düzgün çalışmadı. Ayrıca yine babam annemi döver." yani evlenmek senin için büyük bir problem oluşturuyor değil mi dedim. Gözyaşlarıyla  sorumu onayladı. Böylece altını ıslatma probleminin muhtemel ikinci nedeni ortaya çıkıyordu. Neden ağladın şimdi  aklına ne geldi dedim? Danışanım "erkek arkadaşım." dedi. Onu çok seviyor musun? dedim . Derin bir nefes alarak "Çoook" dedi.

Seans bu şekilde ilerlerken  en son altını ne zaman ıslattığını sordum.İki hafta önce erkek arkadaşının ailesinin kendisini istemeye gelmesinden önceki gece altını ıslattığını öğrendim. Evet danışanımın bilinçaltında  evlenmeye karşı  korku olduğu için bu korkuya da bir gece öncesinden altını ıslatarak klasik tepkisini vermiş oluyordu.


Bu düşüncemi doğrulayan başka bir gelişme daha oldu. Üçüncü seansa gelmeden bir akşam önce  altını ıslattı. Evet benim seansıma gelmek  danışanımın bilinçaltını artık korkutuyordu. Çünkü seanslara devam ederse iyileşme ihtimali vardı.O'nun için düzelmek demek evlenmek ve annesinden ayrı kalmak demekti. Annesinden ayrılmayı da bilinçaltında hiç istemiyordu. Çünkü annesi onu her bakımdan kendine bağımlı olarak yetiştirmişti. Evlenip annesinden ayrılmamanın en mantıklı (Bilinçaltı için) yolu ise annesinin kendisine hep dediği gibi PASAKLI bir kız olmaktı. Bundan dolayı  altını ıslatıyordu. Yani annesinden ayrılmamak ve annesini babasının zulümlerinden koruyabilmek için pasaklı bir kız oluyor ve altını ıslatıyordu. Sujem bir ara her akşam kendi evlerinde altını ıslatmasa da bir misafirliğe yalnız gidemediğini giderse de mutlaka altını ıslattığını söylemişti. Bununda nedenini burada anladım çünkü misafirlik demek bir anlamda annesinde kısa sürelide olsa ayrılmak demekti. Bu bile danışanım G.E için korkunçtu. Tabi yine buna da tepkisi misafirliğe gittiği evde altını ıslatmakla klasik tepkisini veriyordu.


Sujemin annesine altını ıslatma sorununun nedeninin kızının bağımlı kişiliği ve anne sinden ayrılma korkuları olduğunu kızının iyileşmesini istiyorsa ona hala bir bebekmiş gibi davranmaması gerektiğini söyledim. Zor da olsa kabul etti. Ayrıca G.E' yi mümkünse başka bir evde yatmaya yavaş yavaş alıştırmalarını istemiştim. Annesi oğlunun askere gittiğini bundan dolayı geliniyle yalnız kaldığını yengesiyle beraber kızının kalabileceğini söyledi.


Bir sonraki hipnoz seansında sujeye aynen şöyle söyledim."Hasta olduğuna inandığın için altını ıslattığına kendini ve çevrendekileri inandırmaya çalışıyorsun. Gerçekte  sen hasta falan değilsin. Gerçekte annenden ayrılmak istemediğin için ne zaman böyle bir risk ortaya çıksa altını ıslatıyorsun ki annenden ayrılmayasın. Bu geceden itibaren yengenlerde kalacaksın  annenden ayrı kaldığın için altına yapmakta özgürsün. Altına yaparsan bu hasta olduğun için değil annenden ayrıldığın için senin altına yaptığını ispatlar. Aniden ses tonu değişti sorularıma cevap vermemeye verse de çok geç cevap vermeye başlamıştı. Çünkü danışanımın bilinçaltını tam bir kıskaç içinde bırakmıştım. Yengesi ile kaldığı sürede altına yapsa benim dediğim gibi bu hasta olduğu için değil annesinden ayrı kaldığı için olmuş olacaktı. Altına yapmasa artık iyileştin deyip onu evlendirme ihtimalleri vardı. Bende çok merak ediyordum  hangi yolu seçecekti. Bir sonraki seans yengesinde kaldığı sürede sırasıyla bir gece altına yaptığını bir gece ise yapmadığını bunun dönüşümlü olarak devam ettiğini söyledi (daha önce haftada 1-2 kere düzensiz aralıklarla altını ıslatıyordu.) Yani burada danışanımın bilinçaltı yine kaçamak bir yol bulmuştu.Yani  altımı ıslatmak işime geliyor çünkü annemden  ayrılmak istemiyorum, diğer yandan da altımı ıslatmasam hipnotistimin hasta  olmadığım düşüncesini doğrulayacağım ne yapsam bilmiyorum  şeklindeki bilinçaltında ki çatışmasını, bir gece altını ıslatarak bir gece ıslatmayarak ifade ediyordu. Adeta danışanımın bilinçaltı ile köşe kapmaca oynuyordum. Bilinçaltını ne kadar etkilemeye çalışsam da sujenin bilinçaltı benimle adeta köşe kapmaca oynuyordu. Bilinçaltı bir çıkış yolu mutlaka buluyordu. Zor bir vaka idi.


Seans bitti ben evime doğru geliyor idim. Arabada sujemin içinde bulunduğu çatışmayı belki de kendi bilinçaltımda düşünüyordum. Bu kız evlensin annesinden ayrılsın kesinlikle artık altını ıslatmaz diye bir düşünce aklıma geldi. Evet dedim sorunun çözüm yolu onu evlendirmekten geçiyordu. Ailesi onu evlendirebilmek için altını ıslatma sorununun giderilmesini benden bekliyordu. Kız ise evlenmemek için altını ıslatıyordu. Bu denkleme göre kız evlenirse artık altını ıslatmasının bir anlamı kalmayacaktı. Kızlarının iyileşmelerini istiyorlarsa kızlarını nişanlamalarını ona artık evli ve yetişkin bir kız gibi davranmalarını ayrıca düğün tarihini belirlemelerinin kızın iyi olması için yararlı olacağını söyledim. Böylece danışanımın bilinçaltına artık kaçacak yerin yok bak mecburen evleneceksin. Hem zaten evlenmeyi sen de istiyorsun. Evlenememenin tek nedeni ise annene bağımlılığın mesajını verdim. Aileye  kimse kendisini almasın(evlenmesin) diye kızlarının bu sorunu sürdürmeye devam ettiğini söyledim. Eğer durum kızın erkek arkadaşına izah edilirse ve bu genç bize yardımcı olursa sorunu çözeriz dedim. Aile kabul etti. Kızın erkek arkadaşıyla konuştum kız arkadaşının rahatsızlığının tamamen duygusal nedenli olduğunu söyledim (Baş hekimimizde tıbbi hiçbir neden bulamamıştı.) Tedavisi için kızı annesinden hem psikolojik olarak hem de fiziksel olarak kademeli olarak ayırmamız gerektiğini söyledim. Bununda en kestirme yolu kızın önce nişanlanması sonra ise evlenmesi idi. Bu genç durumu anlayışla karşıladı kız arkadaşını çok sevdiğini onun her halini kabul edebileceğini söyledi.

Bundan sonraki seansta erkek arkadaşının kendisini bu haliyle kabul ettiğini artık
evlenebileceğini söyledim. Kendisinin altını ıslatma sorunun ailesi ile ilgili problemlerle olduğunu evlenip farklı bir yaşam tarzı ile karşılaşınca bu sorunu rahatlıkla çözebileceğini söyledim. Artık danışanımın  bilinçaltını iyice köşeye sıkıştırmıştım. Sonra ne mi oldu nişanlılık döneminde nişanlısının ve kızın abisinin olumlu yaklaşımlarının da yardımıyla bu kıza ailede artık bir çocuk değil evlenmenin eşiğine gelmiş bir genç kız muamelesi yapılıyordu. Anne zamanla hatalarını anlamıştı. Nişanlılık döneminde altını ıslatmaları yok oldu. Sonra evlendiler.Bu danışanımın şimdi bir erkek çocuğu var. İsmini de benim ismimi koymuşlar. Evlendikten sonra hiç altını ıslatmamıştı.   

 

>>> ANA SAYFA

©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir.                                                                                                                  

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.