ERİCKSON
YAKLAŞIMDA BİLİNÇALTI ve BİLİNÇALTI ARAŞTIRMA
“Problemi
yaratan da çözen de bilinçaltıdır.”
Milton H.Erickson
“Bir çok
davranışımız bilinçaltımız tarafından belirlenir.”
Milton H.Erickson
"Hipnozu
öğrenmek ve kullanmak istiyorsanız, kendi bilinçaltınıza tam
olarak güvenmelisiniz."
Milton H.Erickson
"Bir çok
bilgi vardır ki, hiç bilmeden (farkına varmadan bilinçaltı
tarafından) öğrenilmiştir." (Lankton, 1983, s.149)
Milton H. Erickson
"Bilinçaltınız, çok geniş, öğrenmeleri ve kaynakları
içerir."
Milton H. Erickson
"Bildiğinizi, düşündüğünüzden daha fazla biliyorsunuzdur.
Bilinçaltınız bilincinizi korur ve uygun bir zaman ve yerde,
bilincinizin artık zaten bildiği ama bildiğinizi
bilmediğiniz bilgiyi size öğretir."
Erickson’un kişisel sohbetlerinden 1970)
“Ericksonian yaklaşım terapiyi hipnotik telkinlerle
yürütmektense, danışanın bilinçaltı potansiyellerini
bilincin sınırlandırmalarından kurtarmayı amaçlar”
Hypnotic Realities, Erickson & Rossi & Rossi, 1976
BİLİNÇALTININ İÇSEL ARAŞTIRMASI
Sternbergin
1975 yılındaki araştırması bilinçli düzeyde bir sorunun
yanıtı alındıktan sonra bile bilinçdışı olarak soruya
yanıtın kapsamlı olarak tüm hafıza sisteminde araştırılmaya
devam edildiğini göstermiştir. Bu bilinçdışı araştırma ve
zihinsel süreçlerin otonom düzeyde aktivasyonu indirekt
yaklaşımımızın esasıdır (Erickson & Rossi, 1979 s.27).
Wilson ve Zajonc’ın (1980)
frekans-cazibe etkisi adlı deneylerinin sonuçlarına göre
gördüğümüz, somut varlıklara görmediğimiz varlıklara
nispeten (geometrik şekiller-nesneler) daha fazla duygusal
yakınlık gösterme (sevme-tercih etme) eğilimindeyizdir. Bu
araştırmada deneklere taçhistoskop cihazı ile çeşitli
geometrik şekiller gösterilmiştir. Resimler çok hızlı
değiştiğinden bilinçli çaba ile hangi geometrik şekillerin
geçtiğinin anlaşılması mümkün değildir. Ancak bilinç
algılayamasa da bilinçaltı elbette hangi geometrik şeklin
ekrandan kaç defa geçtiğini algılayabilmektedir. Her deneğe
gösterilen geometrik şekillerin frekansı farklılık
göstermektedir. (Örneğin bazı deneklere üçgen çok daha fazla
gösterilirken bazılarına dikdörtgen daha fazla
gösterilmiştir.)
Deneyin diğer aşamasında deneklere sevdikleri
geometrik şekillerin hangi şekiller olduğu sorulur. Deney
esnasında üçgen şekli daha fazla gören denekler bu soruya
çoğunlukla üçgen cevabını verirken, dikdörtgen şeklini
görenlerse ağırlıklı olarak “dikdörtgen “ yanıtını
vermişlerdir.
Bir halk deyimi vardır “Sabah akşamdan daha
akıllıdır” diye. Bir problemle uyuduktan sonra sabahleyin
çözümü daha kolay buluruz. Açıkça belikli bilinçli zihin
uyurken bilinçaltı zihin problemi çözmüştür (Erickson &
Rossi, 1979 s.27-28).
Uyku esnasında insanların sorularına yanıtlar
bulabildiği ve yaşamla ilgili alternatiflerin
sentezlenebildiğine dair bilimsel kanıtlar mevcuttur.
Erickson’a göre en önemli öğrenmeler bilinçaltı
düzeyde gerçekleşir. O bilinçli yaşantıları daha az
güvenilir ve daha sınırlı olarak değerlendirirdi. Bilinçaltı
araştırmayı indirekt telkinler başlatır. Danışanlar bu
araştırmanın kendilerine ulaştırdığı cevaplar karşısında
genellikle şaşırırlar (Erickson & Rossi, 1976s.7).
Terapist problemi çözmek için danışanın
bilinçdışının yaratıcılığına güvenmelidir. Böylece töropatik
hipnoz (Erickson kendi yaklaşımını töropatik hipnoz olarak
adlandırmaktadır) serbest psikolojik araştırma periyodu
olarak değerlendirilebilir. Bu araştırmada terapist ve
danışan işbirliği yapar ve hipnotik cevap danışanı töropatik
değişime ulaştırır (Erickson & Rossi, 1979 s.10).
Erickson hipnoz seansında “Muhtemelen bunun
nedenini sonra söyleyebilirsiniz” şeklindeki sözlerle içsel
araştırmayı teşvik ederdi (Erickson & Rossi, 1979 s.16).
Erickson bilinçli zihni, daha zayıf, daha az
zeki, daha az güvenilir, ve daha kolay aldatılabilir olarak
değerlendirmiştir. Bir çocuk yürümeyi öğrenirken bilinçdışı
zihin nefes almayı düzenlemeyi ve kas koordinasyonunu
öğreniyordur. Bu esnada yürümeyi öğrenen çocuğun bilinçli
zihni hangi oyuncağın raftan alınacağını veya büyüklerin ne
diyeceğini düşünüyordur.
Bilinçaltı zihnin önemine sadece Erickson
değinmemiştir. Örneğin Alfred Adler "İnsan anladığından daha
fazlasını biliyordur" yorumunu yapar (Lankton, 1938, S.258).
Daha fazla bilgi her zaman, iç dünyamızda ve bilinçaltımızda
mevcuttur.
Erickson, danışanın bilinçaltıyla doğrudan
iletişime geçmeyi amaç edinirdi. Bunun için danışanının
hipnoz esnasındaki kendiliğinden meydana gelen bazı vücutsal
değişiklikleri ve hareketleri bir aracı olarak kullanırdı.
Hatta bu araçları kullanarak hipnozu derinleştirirdi.
Hipnoz, bazı algısal ve zihinsel değişikliklerin
meydana geldiği, bilinçaltı süreçlere ulaşılabilirliğin
sağlandığı, bilinçlilikle karakterize edilen özel bir
durumdur. Erickson hipnozdaki telkine yatkınlığın
artmasından (suggestibility) çok, hipnoz esnasında hastanın
bilinçaltı ile girdiği karşılıklı iletişim ve etkileşim
sonucunda tedavisini uygulardı.
Her düşünce mutlaka ve mutlaka bilinçaltından
geçer. Ama her bilinçaltı içerik bilinçten geçmez. Sadece
bilinç alanında kalıp bilinçaltıyla ilişkiler kuramayan bir
düşünce; cılız, duygusuz ve sıradan bir düşüncedir. Çünkü
bilinçaltı; bilincin üstesinden gelemediği görevleri,
başarıyla gerçekleştirebilen gizli potansiyellerimizdir.
Maalesef bilinçaltının üzerimizdeki güçlü etkisinin
yeterince bilincinde değiliz.
Erickson’un bir çok tekniği bilinçaltı ile
ilgili düşünceleri üzerine temellendirilmiştir: Bu
düşüncelerin başlıcaları aşağıdaki gibidir:
1. İnsanların bilinçaltı
aktiftir.
2. Bilinçaltı, düşünceleri ve
davranışları bilinçten bağımsız olarak yönlendirebilir.
3. Psikoterapide danışanın
bilinçaltı ile iletişim kurabilmek, bilinci ile iletişim
kurabilmekten daha önemlidir.
4. Bilinçaltı insanı daha iyi
temsil eder.
5. Bilgiyi insan hiç farkında
olmadan (bilincin hiçbir çabası olmadan) da öğrenir.
Erickson‘un bu düşüncelerinin doğruluğu çok sonradan
deneylerle ispatlanmıştır. Bilinçaltının bilinçten gizli
öğrenmesi (subliminal learning) fenomeni günümüzde, bilimsel
bir gerçekliktir.
Erickson hipnoz ve psikoterapide insanlara kendi
problemlerinin nedenlerini araştırma ve kendi çözümlerini
üretme şansı verirdi. Çünkü bilinçaltı kendi ürettiği
çözümlere ve telkinlere direnç gösteremez. Bu teknikte
hipnoz esnasında problemlerin kaynağı hakkında."
Problemlerin hakkında aslında bildiğin ama belki de
bildiğini bilmediğin fikirler, sebepler, çözümler
düşünebilirsin” telkini verilirdi. Danışan bu içsel
araştırmasını hipnozdayken daha rahat yapar. Çünkü
düşünceleri sözcüklere dökmek için herhangi bir çaba
gerekmemektedir.
Hipnoterapi uygulayıcısı danışanını içsel
araştırmaya yeterince teşvik ettiğinde bazı soruların cevabı
hemen alınamasa da zamanla cevapları bilinçaltı mutlaka
verecektir.
Bu durum bilinçaltından cevaplar (responses)
alınırken zamanın olduğundan kısa ya da uzun algılanması
şeklinde bir tür zaman çarpıtması "Time Distortion" meydana
geldiğini göstermektedir. Elbette içsel araştırmanın hemen
yapılması beklenemez."Şimdi soruyorum şimdi cevap vereceksin
" telkiniyle içsel araştırmaya sevk etmek olmaz. Danışana
zaman vermek gerekir.
Gün içinde aklımızdan geçen bin bir türlü garip
düşüncenin kaynağı birkaç gün önce kendi kendimize
sorduğumuz sorular olabilir. Soruları algılayan ve içsel
araştırmayı tamamlayan bilinçaltı bir şekilde sonuçları
yüzeye (bilince) ulaştırmaktadır. Bilinçaltı tepkisiz
olmadığına göre ona soru sormasını bilirseniz ve onunla
iletişime geçebilirseniz ondan istediğiniz sonuçları er geç
alırsınız. O mutlaka bir işaret gönderecektir. Bu bakımdan
bilinçaltınız size en fazla 1-2 hafta uzakta duruyordur.
Egzersizlerle bu mesafeyi kısaltmak mümkündür.
Yeterince içsel araştırmaya yönlendirilen
danışan terapistine "Probleminin çözümü hakkında bir rüya
gördüm" diyerek gelebilir. Çünkü Erickson’un dediği gibi
"Psikoterapi sadece bilinçaltının öğrenmesini sağlayan ve bu
öğrenmeleri çeşitlendiren bir motivasyondur." Bundan dolayı
psikoterapide yapılamayanları hastanın bilinçaltı yapabilir.
Aslında her rüya sonuçta içsel sorunlarımıza çözüm
arayışıdır.
Az veya çok, bilerek veya bilmeyerek her
psikoterapi danışanı içsel araştırmaya yöneltir. Erickson
psikoterapide içsel araştırma hızlandırılmıştır.
SONUÇLAR
Ericksonian yaklaşımda hipnoz öğretme ve psikoterapi
arasında fazla bir fark yoktur. Çünkü hepsi bilinçaltı
üzerinden gerçekleşir.