HİPNOZ ESNASINDA NELER GÖZLENİR
Erickson’a göre transın en önemli işareti danışanda
duygusal, algısal, duyusal, ve bilişsel değişiklikleri
meydana getirebilmektir. Kendiliğinden de meydana gelen
hipnotik fenomenler (Amnezi, anestezi vücut imajında meydana
gelen değişiklikler, katalepsi, regresyon, time distortion,
vb.) hipnozun derinliğinin bir ölçütü olamaz (Erickson &
Rossi, 1979 s.11-12).
Sayın Hocam Ali Eşfer Müezzinoğlu’nun bakış
acısı Milton Erickson’ın bakış açısı ile bir çok noktada
aynıdır. Ali Eşref Müezzinoğlu hocam “hipnozun değil
tedavinin derinliği önemlidir.” der. Hocamın bu sözlerinden
Türkiye’deki bilinçli hipnoz yaklaşımının kalitesinin Milton
Erickson kalitesine ulaştığını anlamak çok zor olmamalı.
Kuruculuğunu Opr.Dr. Hüsnü İsmet Öztürk’ün yaptığı bilinçli
hipnoz yaklaşımı gerçektende Milton Erickson’un yaklaşımı
ile bir çok benzerlik içermektedir. Yeri geldiğinde bu
benzerlikleri işleyeceğim.
Eickson hastasının dikkatini içe, içsel
araştırmalar yapmaya yönlendirirdi. Hafif bir hipnoz
sırasında hastada abartılı bir yüz ifadesi ile birlikte, çok
dikkatli bir bakış, göz kırpmama ve hareketsizlik, nabız
atışında azalma ve reflekslerde değişme gibi durumlar
gözlemlenirdi.
Hipnoz esnasında değiştirilmiş bir farkındalık
ve yoğunluk halinden dolayı zihinden geçen düşünceleri daha
canlı olur. Ancak bir deneyim olarak hipnoz kişiden kişiye
farklılıklar gösterir.
Geleneksel hipnoterapistler danışana “Şimdi
hipnozdasınız ya da şimdi hipnoza gidiyoruz mesajını” direkt
verirken, Erickson direkt olarak hipnoza giriş işareti
vermezdi. Örneğin danışanın hipnoza girişinden sonra sesini
ve konuşmasını yavaşlatarak, başını aşağıya indirerek veya
hastadan uzaklaşarak, sesinin yönünü ve tonunu değiştirerek
hipnoza giriş mesajını indirekt olarak verirdi. (Zeig &
Lankton 1985). Danışana bir şekilde hipnozda olduğunun
mesajını vermek hipnoza daha derin girilmesini sağlar. Kimse
nereye gittiği belli olmayan bir yolda daha fazla ilerlemek
istemez. Bundan dolayı danışanın hipnozda olduğunu
hissetmesi bu açıdan önemlidir.
BEŞ HİPNOTİK CEVAP(4)
Çok düzeyli bir
iletişimin sonunda beş subjektif tecrübe ortaya çıkar.
Hipnoz bu beş subjektif tecrübenin bir kombinasyonu
yaşanıldığında danışan tarafından bildirilir ve hipnoz
danışan tarafından algılanır. Doğal olarak meydana gelen bu
hipnoz belirtilerini terapist hipnoza atfederek hipnozu
derinleştirebilir. Aslında bu belirtiler terapistin elde
etmek istediği amaçlardır. Hipnozun tanımlanması için beş
belirtinin de görülmesi gerekmez ve her danışanda farklı
oranlarda görülebilir. Genel olarak bu beş deneyim ne kadar
artarsa hipnoz o kadar derinleşir.
1. Modified Awarenes
(Değiştirilmiş Farkındalık)
İndüksiyonun sonucu
olarak danışanlar sıklıkla dikkat etme ve konsantrasyon
süreçlerinde değiştirilmiş bir farkındalıktan bahsederler.
Aslında farkındalıkta değişiklik bir çok şekilde meydana
gelebilir. Farkındalık bir şeye odaklanabildiği gibi
dağılabilir de. Farkındalık içe yönelmiş, dışa yönelmiş veya
bölünmüş olabilir. Her şekilde danışan tarafından bu durum
hipnoz olarak rapor edilir. Bu yüzden danışanlar sık sık
“Sizi dinliyordum ama bir parçam başka bir yerlerdeydi”
şeklindeki farkındalığın bölünmesini de hipnoz olarak
algılarlar. Burada önemli olan nokta farkındalığın çok yönlü
olarak değiştirilmiş olmasıdır. Ericksonian hipnozda
aslında dikkatin içe yöneltilmesi gibi zorunlu bir kural
yoktur.
2. Altered İntensity (Değiştirilmiş Yoğunluk)
Başarılı şekilde hipnoz uygulanmış kişilerin ikinci
olarak belirttikleri farklılık değiştirilmiş yoğunluktur. Bu
yoğunlaşma etkisinden dolayı bazı hatıralar hipnozda çok
canlı yaşanılabilir.
3. Avolitional
Experiences (İradi Olmayan Deneyimler)
İradi olmayan deneyimler fiziksel ve zihinsel
olabilir. Fiziksel olan deneyimlere örnek vermem gerekirse:
Bir danışanım vücudunu iki kat halinde algılamış, bir diğeri
kollarının uzadığını hissetmiş, bir başkası ise düz uzandığı
halde yan yattığını söylemişti. Yine hipnoz esnasında bir
danışanımın çok özlediği babasını birden bire karşısında
gördüğünü söylemesi de zihinsel iradi olmayan deneyimlere
örnek olarak gösterilebilir.
Zihinsel ve fiziksel, iradi olmayan deneyimler
telkine bağlı olmadan kendiliğinden de ortaya çıkabilir. Oto
hipnoz esnasında oluşmaları da mümkündür. Bu tür deneyimleri
ben mutlaka anlamlandırmaya çalışırım. Hiç bir şeyin durduk
yerde ortaya çıkmayacağını düşünüyorum. Bu tür deneyimler
tesadüfe bağlı değildir. Örneğin ellerinin uzadığını
hisseden danışan bazı şeyleri kontrol etmek istediğini
vurguluyor olabilir. Hipnoz esnasında bu tür deneyimler
danışanları şaşırtır. Korkulacak bir şey olmadığını bu tür
deneyimlerin hipnozun belirtileri olduğu vurgulanarak hipnoz
derinleştirilebilir.
4. Avolitional
Responsivenes (İradi Olmayan Tepkiler)
Bu konunun yukarıdaki iradi olmayan deneyimlerle
benzerlikleri vardır. Hipnoz esnasında danışanın terapiste
verdiği irade dışı tepkiler farklılıklar gösterebilir.
Danışan sorulan sorulara vereceği cevapların süresi çok
uzayabilir, cevap verdiğinin de farkında olmayabilir,
sorulara çok kısık sesle cevap verebilir.
5. Durumu Hipnoz
Olarak Tanımlamak
Danışan yukarıda anlatılan deneyimleri yaşarken
bunun hipnozdan kaynaklandığını tahmin edemeyebilir.
Korkulacak bir şey olmadığını bu tür deneyimlerin hipnozun
belirtileri olduğunu vurgulayıp hipnoz derinleştirebilir.
Tüm bu hipnoz belirtilerinin oluşmasının ya da
hipnoterapist tarafından telkinle oluşturulmasının nedeni
nedir? Bu beş belirtiyi, yani hipnozun oluşturulma nedenini
klasik hipnozcular telkinler verebilmek amacına bağlarlar.
Ancak modern hipnoz anlayışına göre “neden” danışan ile uyum
ve işbirliğini geliştirmek, danışanın gizli yeteneklerini
tedavide kullanarak onu etkilemek ve olumlu davranışların
ortaya çıkmasını sağlamaktır.
BEN HİPNOZDA MIYIM
Kİ ?
Bazı danışanlarımla
seanslar bittikten sonra yaptığım telefon görüşmelerinde şu
soruyu sık sık duyarım: Ben gerçekten hipnozda mıydım ? Oysa
hipnoterapi bitmiştir danışan problemlerinden çoktan
kurtulmuştur. Hipnoz konusunda bunca yanlış bilgi ve inanış
varken danışanın hipnoza girdiğini anlamasını beklemek
oldukça zordur.
Amerikanın önde gelen hipnoterapistlerinden Psikolog
Roberta Temes’e bir danışanı gönderdiği mektubunda:
Sevgili Doktor,
Yanlış anlamayın ama
benim hipnoz olduğumdan emin misiniz ? Bu arada size iyi
haberim var. Geçenlerde yoğun bir şekilde sigarayı bırakma
düşüncesi gelmeye başladı. Bu düşüncelerin ardından artık
sigara içmiyorum.
Roberta’nın bu danışanı hipnoterapiye zaten sigarayı
bırakmak için gelmişti. Roberta hipnoz esnasında kendine
yoğun düşünceler oluşturacak şekilde bir hafta sonra
sigarayı bırakacağı telkinlerini danışanına vermişti.
Bir danışanım;
- Hipnozda olduğumu anlayabileceğim deliller var mı,varsa
nedir ?" demişti. Aramızdaki diyalog şöyle devam etti:
Ben: Bana bahsettiğiniz konulardan daha önce
gittiğiniz terapistler dahil kimseye söz edebilmiş miydiniz
? Seansta kazandığınız içgörünün bir benzerini daha önce
kazanmış mıydınız?
Danışan: Hayır.
Ben: Hipnoza girmeden önce her şey hakkında sayısız
soru soruyordunuz. Hipnoz esnasında hiç soru sordunuz mu ?
Danışan: Hayır.
Ben: Daha önce hiç böyle bir deneyim yaşamış mıydınız
? Hiç bu kadar gevşemiş miydiniz?
Danışan: Hayır.
Ben: Hipnoza girdiğiniz konusunda bundan daha güzel
deliller olabilir mi ?
Danışan: Hayır.
Hipnoz hızlı
etkili ve hoş bir teknik olmasına rağmen mitleri ve yanlış
inançları bol bir konudur. Hipnozu zaman zaman hipnozu
uygulayan hekim ve psikolog arkadaşlara uygularım. Yıllardır
uygulayan insanlar bile hipnoza girip girmedikleri konusunda
tereddüt yaşayabilirler.