HİPNOTİK
TELKİNLERİN ÖZELLİKLERİ
Field
ve Kline (1974), Amerikan Klinik Hipnoz Dergisindeki bir
makalelerinde semptomun altında yatan nedenleri önemsemeden
ve semptomun hasta için önemini anlamadan hipnotik telkinle
semptomu yok etmenin tehlikeleri konusunda uyarıda
bulunurlar. Örnek olarak 27 yaşında aşırı kilolarından
hipnotik telkinle kurtulmak için müracaat eden bir erkek
hasta, aşırı yeme sorunundan bir seansla kurtulabileceğine
inanarak tedaviye gelmiştir. Bu inancın nedeni iki yıl önce
hipnozla tek seansta bruxism (diş sıkma) tedavisiyle bundan
kurtulmasıdır. Hastanın kilo sorunları da iki yıl önce
başlamıştır. Field ve Kline bu hastanın bruxizm ve kilo
sorunlarının altında depresyon ve ajitasyon bulunduğunu
söylemektedirler. Aynı şekilde Kline (1978) el paralizisi
için direkt hipnotik telkinler alan bir adamın da hipnozdan
sonra karısını boğduğu bir vakayı bildirmişlerdir.
30 yaşında bayan akrabama hipnoz uygulamıştım.
akınım olduğu için hiç analize girmeden tek bir telkin
vererek seansı bitirdim. Verdiğim “Mutlu olacaksın”
telkiniydi. Kendisi hipnozdan sonra çok daha mutluydu. Ama
nasıl ? Hipnozdan sonra alış veriş yapma isteği artmıştı.
Artık sevgili yakınım, alış veriş yaparak “mutlu oluyordu”
Öyle ya hipnotik telkin olarak “mutlu ol” dedim ama nasıl
mutlu olunur açıklamadım ki. Akrabam kendi kişilik yapısına
uygun olarak mutlu olma yollarını bulmuştu. Bir sonraki
seansta” nasıl mutlu olunabilir” konusuna açıklık getirdik.
Zaten kendisi mutlu olan birine "daha mutlu olacaksın" demek
bile sakıncalı olabiliyordu. O günden sonra her seansımı
bitirmeden önce şu konuşmayı mutlaka danışanlarıma yapar
oldum. Bu telkine ben tedbir telkini diyorum.
Burada kendi kendinize yaptığınız programlar ve
aldığınız her türlü telkin asla size zarar veremez. Eğer
dilimiz sürçmüşte yanlış bir program yapmış isek bu program
ve telkinler uygulanmayacaktır. Yani sizin sağlığınız
mutluluğunuz huzurunuz ve başarınız için zararlı olabilecek
programların iptal edilmesi için kendi kendinize program
yapmalısınız. Şu anda yapıyor musunuz?
Bu telkin sayesinde hipnoterapinin yanlışlıkla
danışana bir zarar vermesinin önüne geçmiş oluyoruz. Sosyal
fobisi olan bir danışanım ile çalışıyordum. 3 Seans boyunca
sosyal fobi artık yoktu. Yalnız hipnoterapinin bir türlü
etkili olamadığı bir problem vardı: Bu problem dalgınlık,
dikkat ve konsantrasyon güçlüğü idi. Oysa bu konularda da
danışanım telkinler almıştı. Sonradan öğrendim ki eğer
hipnotik telkinler danışanım tarafından yerine getirilseydi
ona büyük zararlar verebilirdim. Çünkü danışanımın eşinin
bana bildirdiğine göre danışanım bir işkolikti. İşkolik
birsinin konsantrasyonunu hipnotik telkinlerle arttırırsanız
ona zarar vermiş olursunuz. Çünkü işkolik aşırı çalışarak
kendine zarar vermektedir. Bende tatile gitmesini danışanıma
önerdim. Tatil dönüşü dalgınlıktan eser kalmamıştı. Eğer
yukarıda bahsettiğim tedbir telkinini danışanıma vermeseydim
onun çalışırken dikkatini arttırarak ona zarar verebilirdim.
Tedbir telkini hipnoterapist ve danışanın sigortasıdır.
Direkt yaklaşımla semptom yok etmenin dışında
kullanılabilecek yaklaşımlar da vardır. Örneğin çocuklara,
semptomun tedavisinde, terapistin elinde sihir olduğu için
siğillerin yok olacağı şeklinde telkin vermektir. Çocuklar
için fanteziler önemlidir. Tedavide çocukların sihir yapma
fantezilerinden yararlanabiliriz. Şu da var ki fantastik
dünyalarından yararlanarak yapılabilecek telkinler
yetişkinlerde işe yaramayabilir . Onlara daha gerçekçi
açıklamalar yapmak gerekir. Örneğin siğillere kan akışı
engelleneceği için siğiller kuruyacak şeklinde telkin
verilebilir. Kısaca her yaş döneminin kendine özgü
telkinleri bulunmakta, bu ayrıntı gözetilerek
kullanıldığında daha olumlu sonuçlar alınabilir.
Barber (1978 ) semptom yok etmede pozitif
düşünceleri vurgulamanın negatif düşünceleri vurgulamaktan
daha etkili olacağını söylemektedir.
Psikoterapinin esası : algısal, duygusal,
entelektüel ve davranışsal değişmelerin danışanda terapistle
iletişimi sonucunda meydana gelmesidir. Sacerdote (1972) bu
bakımdan hipnoterapide “değişimden” önce “gelişim”
amaçlanmalıdır fikrini savunur. Bu bakımdan her hipnotik
telkin için söylenebilecek tek zorunluluk danışanı
geliştirmesi zorunluluğudur.
Psikanaliz dahil
tüm psikoterapiler telkinden yararlanır. Telkinlerin gücü
derin pozitif “transferans” ve “rapport” (terapist ile
danışan arasındaki olumlu, uyumlu, anlayışlı ilişki) ile
arttırılabilir. Psikanalitik hastalar bir tür transa, içsel
araştırma (inner searching) sürecinin ve serbest çağrışımın
bir sonucu olarak girebilirler. Aslında psikanaliz,
hipnoterapinin yavaş işleyen bir türüdür denilebilir.
Bazı durumlarda terapinin yavaş ilerlemesi elbette
yararlıdır (Zeig & Lankton, 1985 ).
Kişisel görüşüme göre aslında her düşünce bir
telkindir. Gün içinde kendi kendimize yaptığımız yüzlerce
düşünsel telkinlerimizin gerçekleşme ihtimali çoğunlukla,
düşünebilme ve hayal edebilme gücümüz ile orantılıdır.
OTO TELKİN
İnançlarımız ve
yaşam senaryolarımız kısa ve uzun vadeli oto telkinler
olarak değerlendirilebilir. Erickson’un naklettiği bir olay
oto telkinin gücü konusunda oldukça kayda değerdir(Rossi,
Ryan, & Sharp, 1983).Colorado Psychopatik Hospital‘da bir
hasta “ Ben önümüzdeki cumartesi sabahı saat 10.00 da
öleceğim” diye duyuru yapar. Duyurudan sonra hasta iyi
yemekler yer,uykusunu iyice alır. Sağlık durumu kontrol
edilmiş, hiçbir sorun ile karşılaşılmamıştır. Cumartesi
sabahı saat 10.00’ dan önce tüm hastane personeli hastanın
başında toplanır ve hastanın ölümünü seyretmek için
beklemeye başlar. Hasta daha önce söylediği saatte ölür.
Sonrasında yapılan otopside hastanın ölümüne neden olacak
hiçbir belirti bulunamamıştır. Erickson’un bu olay
hakkında; “Düşüncelerin, duyguların, hislerin, tutumların ve
inançların insan vücudu üzerine olan güçlü etkisini gösteren
bir olay” yorumunu yapar. Hipnoz sırasında tedavi için
kullandığımız mekanizma bu hastayı öldüren mekanizma ile
aynıdır.