>>> ANA SAYFA

        

 

1.Uygulama seansında danışanın halasının İngilizce öğretmeni olduğunu ve halası ile arasının hiç iyi olmadığını öğrendik. Babası yaz aylarında halasından zorla İngilizce dersi aldırıyormuş. Bu derslerde danışan kendini çok kötü hissediyormuş çünkü akranları dışarıda futbol oynarken havuzda-denizde yüzerken gramer ile uğraşmak hiç hoşuna gitmiyormuş. Danışan seansta İngilizce öğretmeninin sınıfın önünde kendisini küçük düşürdüğünü hatırlıyor.

Sonuç olarak İngilizce'yi öğrenmemek için ya da öğrendiklerini unutmak için danışanın yeterli duygusal nedenleri var. Duygularımız her şeyimizdir. Uygun duygulara sahip isek her şeyi öğrenebilir ve yapabiliriz. Şimdi bu danışanın nasıl duygularını değiştirerek İngilizce öğrenmeye başladığını anlatayım.

Bir sonraki seansta LOST dizisinin DVD görüntülerini İngilizce olarak izledik. Ben çevirmenlik yaptım. Çevirmenlik yaparken gramerden hiç bahsetmedim. LOST dizisi onun çok hoşuna gitmişti. Kendisine bir dili öğrenmek için gramere değil olumlu duygulara ve hayal gücüne ihtiyaç duyduğumuzu söyledim. Bir film izlerken hayal gücünüz iyi ise zaten filmin geçtiği yerde kendinizi götürebilirsiniz. Bundan dolayı danışana önce imgeleme tekniklerini öğrettim. Hayal gücümüz sayesinde artık LOST dizisini ekrandan izlemiyorduk  dizinin içine girmiştik. Dizinin aktörleri ile yaşıyor ve konuşuyorduk. Bir dil öğrenmek için yurt dışına gitmek şart değildir.

Hayal gücünü kullanarak dil öğrenme tekniği danışanın çok hoşuna gitmişti. LOST dizisini de çok sevdi. Zaten LOST dizisi tüm dünyada bağımlılık yaratan bir dizidir.

Bir sonraki seansta danışana geçen seans öğrettiğim hiçbir şeyi unutmadığını gördüm. Danışan öğrenmeye başlamıştı çünkü dil öğrenirken duyguların ve hayal gücünün ne kadar önemli olduğunu anladı.

Birlikte LOST dizisinin bazı  bölümlerini izledik. Danışana dil öğrenmek diye bir şey olmadığını dilin ancak ve ancak anlaşılabileceğini öğrettim. İngilizce yi anlayabilmesi için bazı tüyolar verdim. Ezberlemenin yanlış olduğunu ezberlemenin unutmanın tohumu olduğunu anlattım. Yani tıpkı bir Amerikalı çocuk İngilizce yi nasıl öğreniyorsa dili o şekilde öğrenmemiz gerektiğini söyledim. Bundan dolayı kendisine bol bol İngilizce çizgi roman verdim. Tabi ki çizgi romanı okumadı romanın içine hayal gücünü kullanarak girdi.

Bir sonraki seansa geldiğinde halasına neden İngilizciyi öğrenemediğini anlatan bir mektup yazmış. Mektubu İngilizce yazmış. Ayrıca mektupta İngilizciyi öğrenirken kullandığımız imgelem tekniklerini anlatmış. 

Danışan 2 ay gibi bir sürede İngilizce olarak izlediği bir filmi anlayabilecek düzeye ulaştı.  İngilizce yazışmalarını yapabiliyor. Her şeyden daha önemlisi şu ki artık öğrendiklerini hemen unutmuyor. Kendisi ile msn de sık sık yazışıyoruz. Yazışmalarımızı İngilizce olarak yapıyoruz. Danışan artık rüyalarınında bile bol bol İngilizce konuştuğunu söyledi. Rüyalarının dili bile değişmiş. İşte bilinçdışı zihnin gücü. Bilinçdışı zihin ile dost olursak o bize her konuda yardımcı olur. Onun sesini duymaz isek düşünmek veya bilmekçok fazla işe yaramaz. Çünkü önemli olan bilinçdışı zihninizin ne hissettiği ve bildiğidir. 

Beynimiz bir şeyi öğrenirken kötü duygular hissederse öğrendiği şeyi kolay unutur. Danışana ben İngilizci'nin zevk ile öğrenilebileceğini gösterdim. Hem eğlendik hem öğrendik.

Başarımızın en önemli nedenlerinden biri de danışanın zaten bir sinema sever olması. Filmleri zaten izliyordu. Bu sayede ekstradan İngilizce öğrendi. İngilizce'yi ekstradan bir dakika bile zaman ayırmadan öğrenmek çok güzel bir şey. İngilizce'yi öğrenmenin en iyi yolu duygularımızı değiştirmek ve imgelem tekniklerini öğrenerek hayal gücümüzü kullanmaktır.

 

 

   

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.