MAKALELER

Hipnoterapi hakkında daha fazla bilgi edinebileceğiniz uzman makaleleri.

Kişiler Arası İlişkilerin İmaginative Evocation Teknikleri

Amaç

Bu tekniğin amacı, hastanın diğer insanlara karşı doğru iç tavrı (inner attitude) elde etmesini ve diğerlerine karşı gereken davranışları başarılı şekilde yapabilmesini sağlamaktır. Bu iki aşamada mümkün olabilir: Birincisi, doğru iç tavrın serbest hareket etmesini engelleyen bilinçdışı ve bilinci yerinde ? (conscious) engelleri yok etmek. Bu, sadece diğerlerine karşı istenen tavrın gelişmesini değil kendisine karşı da istenen davranışların gelişmesini içerir. İkinci aşama ise, diğer insanlar arası ilişkilerde kolaylığın kademe kademe geliştirilmesidir.

Mantık

Birinci aşamanın mantığı; catharsis tekniğinin dayandığı engellerin yok edilmesi, başka bir deyişle hem bilinçdışında hem de bilinçte var olan duygusal charges’ların dış ifadesiyle yok edilmesi gibi engellerin yok edilmesidir. Bu, basit bir catharsis den daha fazlasını gerektirebilir, yani negatif duyguların vb. anlaşılması

İkinci aşamanın mantığı ise: imaginative visualization’ın yaratıcı etkileri ve pozitif hayallerin çağrılmasıdır. Bunlar “modeli” yaratır ve başarılı eylem için dürtüleri harekete geçirir.

Prosedür

Prosedür, en basit olaylardan birine uygulanan eylem içerisindeki tekniğinin gerçek tanımlanmasıyla, başka bir deyişle zor görünen, korku ve endişe uyandıran eylemin gerçekleşebilmesini mümkün kılmak ve ya bunu hazırlamakla en iyi açıklanabilir.

İlk adım, hastaya gerçekleşmiş bir eylemin, mümkün olduğu kadar gerçek ve detaylı, sözlü bir tanımını vermesini sormak. Okulla ilgili sözlü sınavının bir örneğini ele alalım: öğrenciye sınavın yapılacağı binayı ve odayı tasvir etmesi, sınav yapan hoca, sınavın konusu, sorulabilecek olası sorular vb. hakkında mümkün olduğu kadar fazla detay vermesi sorulur.

Hastaya, tasviri yaptıktan sonra kanepede rahat edebileceği bir şekilde uzanması sorulur. Terapistin yardımıyla bir rahatlama egzersizi verilir (sayfa 223’ de verildiği gibi). Belli bir rahatlama derecesine ulaştıktan sonra, terapist sınavın tasvirini tam olarak ve gerçekçi bir şekilde tekrar eder aynı zamanda hastanın o anı canlı bir şekilde sanki sınava katılıyormuş gibi hayal etmesini söyler. Hastaya tepkilerini hiçbir engelleme olmadan ortaya çıkarması anlatılır, başka bir deyişle bütün tepkiler sınavın hayali olarak canlandırılmasıyla, örneğin duygusal durumların ve onların ,titreme terleme gibi,psikosomatik tepkileriyle birlikte çağrılır. Bu,  katarsiz (catharsis) gibi hareket eder.

İleriki seanslarda prosedür tekrar edilmeli. İkinci seansta tepkiler, sık sık birinci seanstakiler kadar yoğundur, fakat sürekli tekrarlarla tepkilerin yavaş yavaş yoğunluğu azalır ta ki kendiliğinden yok olana ya da çok zayıf olana kadar. Bu, “imaginative desensitization” olarak adlandırılan tekniğin birinci aşamasını tamamlar ve zamanı geldiğinde hasta daha önce korkulan büyük sınav ile tam olarak yüzleşmeye hazırlanmak için cesaretlendirilir.

İkinci aşama, “istenilen tavrın ve başarılı performansın gösterilmesi” olarak adlandırılabilir. Bu sık sık kendiliğinden olmasına rağmen, birinci aşamanın son tekrarlarında hasta kendiliğinden doğru tavrı kazandığını hissedebilir, başka bir deyişle, hayalinde sınava sakin , güvenle ve hiçbir duygusal tepki olmadan sınava girebilir. Bunun kendiliğinden gelmesi, olumsuz duyguların gerçekten yok edilmiş olduğunun bir kanıtıdır.

İki aşamasıyla bu prosedür, başka durumlara ayarlanabilir ya da uyarlanabilir, örneğin ebeveynlerle ya da büyüklerle(superiours) olan insanlar arası ilişkilerde korku olmasa bile en azından kızgınlık ve saldırganlık harekete geçebilir.

Hastanın kendisini ebeveynlerle, karşı cinsten insanlarla, bütün insanlar arası ilişkileri gözünde canlandırması yararlı olacaktır. Bu gibi durumlarda, hastanın hissettiği bütün tepkilerin serbestçe ortaya çıkmasını sağlamak için kanepeye uzanması tavsiye edilir. Hastaya, bunları üst üste seanslarda sürekli tekrar ettikten sonra, oturma pozisyonuna geçmeyi benimsemesini ve, istenen tavrı ve ilişkileri çok spesifik olarak gözünde canlandırmaya başlamasını sormalıyız.

Örnek olarak ebeveynleriyle ilişkilerinde zorluk yaşayan bir kadını düşünelim. Onlarla yaşadığı geçmiş olayları -geçmişte kalan olaylar içerisinde hissettiği, yetişkinliğinde tam olarak yaşadığı ilk öfke ve nefreti- hatırlaması ve yeniden yaşaması için harekete geçirelim. Yalnız, bunlar daha sonraki seanslarda sürekli hayalde yaşandıktan sonra, bir sonraki aşamaya ,kadının ebeveynlerine karşı olası “sevgi” tutumunu canlandırmaya geçmeliyiz.

Kendileri ve diğer insanlar arasına konulmuş bu mesafeden dolayı, kişiler arası ilişkilerde hala rahat olmayan ancak görünüşte normal ve psikolojik olarak sağlıklı görünen bir çok insan vardır. Yine, diğer insanlarla sıcak ve sevgi dolu yakın ilişkilere girmesini canlandırması sorulmadan önce, onların kişisel ilişkilerindeki zorluğun temeli olan korkuları ve düşmanca-sık sık bilinçdışı- duyguları yeniden yaşamaları gerekir.

Göstergeler ve Uygulamalar

Bunlar daha önceki paragraflarda bahsedilenden daha açık ve anlaşılırdır. Çok geniş, ancak özetlersek üç ana durumu kapsar:

  1. Zor ya da korkulan hareketin gerçekleştirilmesi.
  2. Uyumlu insanlar arası ilişkilerin ve daha kompleks sosyal davranışların gerçekleşmesi.
  3. Kişinin kendisine karşı tavırlarının farkında olmasının gelişmesi ve daha yapıcı ve daha gerçekçi olanlara uyarlanması.

Bu tekniğin etkileri çok memnun edicidir. Özneler,sık sık yeni ve eğlenceli bir özgürlük, bağımsızlık ve durumlar, konular ve ilişkiler üzerinde hakimiyet kazanırlar.

Sınırlar ve Karşı Argümanlar (Contra indications)

Terapistin, tepkilerin  bilinç dışından serbest ortaya çıkma aşamasında, dikkat etmesi gereken gerçekten kesin ve ciddi karşıt argümanlar yok, hastanın bilinç kişiliği (conscious personality of the patient), opening made/açık ……. ile serbest bırakılmış diğer bilinçaltı (unconscious)bastırılmış şeylerin doluşmasıyla bastırılmaz.

Bu tehlikeye karşı en iyi koruma, borderline psikozlarının bazı durumlarında da görülen, sadece güçlendirilmiş belli bir bilinç kişiliğinin (conscious personality) elde edilmesinden sonra ve sadece hastanın psikolojik yaşamın kurallarının ve işleyiş biçiminin farkında olmasından sonra, bu tekniğin kullanılmasında yatar.

Desoille ‘nin “Reve-Eveille” tekniğinde betimlediği gibi, terapistin bazı koruyucu image’lar (hayaller) önermesi de,hatta hastanın unconscious material tarafından bastırılmış olduğunu düşündüğü yerlerde az endişe verici image’lar sunması mümkündür.

 

Diğer Tekniklerle Kombinasyonu

Bu teknik bütün psikanalitik prosedürlerle birleştirilebilir ve onların yerine yararlı bir şekilde kullanılabilir, örneğin catharsis le birlikte. Hatta  ideal modelin imaginative evocation la yakın bir şekilde, hazırlayıcı nitelikte birleşir.

Henri Baruk’un Terapist Ve Hasta Arasındaki İlişkiler Tekniği Üzerine Yorumlar

Profesör Henri Baruk , Traité de Psychiatrie (Paris: Mason, 1959, Cilt,II) kitabında, psikiyatrik ve psikonevrotik hastalarda kullandığı temel tedavi tekniğini tanımlar. Terapistin davranışı, hazırlığı ve hastalarıyla ilişkisi  ile ilgili bir takım teknikleri vurgular.

Birinci ve daha genel konu, terapistin, kişiliğinin-ya da daha çok bir insan olarak- hasta üzerinde kullandığı her şeyi içine alan etkisini idrak etmesi gerekir. Bu kendiliğinden, doğal olarak ve kaçınılmaz bir şekilde olur ancak daha sonra bu kendiliğinden ve unconscious etkiden giderek conscious ve dolaysız etkiye ilerlemelidir.Dahası, dolaysız olarak tedavide yapıcı ve yardımcı olan bazı olası etkileri vurgulayarak-hatta yoksa geliştirerek- bu etkinin zararlı olabilecek ya da tedavide engel yaratabilecek  taraflarını yok etmelidir,.

Bu noktaya diğer terapistler tarafından da değinilmiştir örneğin, Alfonse Maeder’in La Personne du-Medecin – un agent psychotherapeutique (Neuchatel, Delachaux & Niestle, 1952) kitabında ve Alman piskoterapist Tochtermann ‘ın Der Arzi als Arznei  (Dusti Verlag, Remscheidt, 1955) kitabında.

Baruk’un kendine özgü tekniği, ciddi psikiyatrik durumlar dahi, semptomların ve bozuklukların/disorder dış görünüşünün arkasında ahlaki vicdanın bir parçası olan etkilenmeyen bir taraf kalır, her hastadaki temel conception’a dayanır. Buna onun birkaç kitabında değinildi, kavramının gerçekliğine dair tatmin edici kanıtlar verdi. ( Henri Baruk: Psychiatrie Morale Experimentale, Individuelle et Sociale, Paris, Presses Universitaires, ikinci Basım, 1950). Baruk, bu nedenle, terapisinde kendisini hastanın sağlıklı yanlarına yöneltir, bilhassa moral conscience’a  doğru. Baruk bu prosedürü kendi yarattığı ve kendi yorumuyla “güven yöntemi”, başla bir deyişle hastaya güven dediği “CHITAMNIE” kelimesiyle tanımlar. Baruk’tan bağımsız uzun yıllardan beri benzer bir tekniği kullandığımız için bu bize ilginç gelen bir konu olmuştur.Bizim vurgumuz, daha çok moral conscience/ ahlaki vicdan üzerine değil, aynı güven ruhuyla, Baruk tarafından bahsedilen hastaya güvenme ve hastadan hoşlanma (appreciation of the patient) ve kişinin hastanın iyi yanlarına kendisini yöneltme tavrını içerir. Hastaya güvenimizi söylemek ya da gösterme deneyimlerimiz çok sevindirici sonuçlara götürdü. Özel olarak çok ciddi durumlarda, örneğin intihara girişen hastalarda, yapıldı. Bu tür durumlarda normal prosedür, güvenilir yanı devam ettirmek ve hastayı bir kuruma bağlamak (akıl hastanesine kapatmak) ama tam tersine biz bu durumlarda hastayla aşağıdaki gibi konuşuyoruz.

“ yaptığın şeyin mahiyetinin ne kadar ciddi bir şey olduğunu biliyorsun. Profesyonel prosedür, hatta benim görevim bağlamında, senin kendi korunman için bir kuruma yerleştirilmen gerekir. Ama sana önerdiğim bir alternatif var: Bana belirlenmiş bir zaman(genel olarak bir ay, ama daha ciddi durumlarda bir hafta) aralığında intihar için ayrı bir girişime bulunmayacağına onur sözü verirsen , seninle yoğun psikoterapi tedavisine başlamaya içten hazırım. Bu süre içerisinde intihar etmek için ayrı bir girişimde bulunursan sana olan ciddi sonucunu ve dolaylı olarak bana etkisini bilmelisin. Bu yüzden, eğer kendin üzerinde yeterli kontrolün varsa, bu kısa sürede intihara girişmemek için içten söz verirsen, ben riski göze alırım. Ve bu dönemin sonunda, psikoterapi hakkında ve tedavinin genel olasılıkları hakkında yeterli şey bileceksin -hazır olup olmadığını ve sözünü yenileyip yenilemeyeceğini anlamak için kendini yargılayacaksın-. Eğer sözünü yenilemeyi hissedemiyorsan bir kuruma istekli olarak gideceksin. Benim tedavim devam edebilir, ama sen senin “kendine zarar verici” / self-destructive dürtülerin için dış bir koruma alacaksın.”

Bu yöntemi uyguladığımız bütün olaylarda sonuç olumluydu. Bu dönemlerde, tedavi kesinlikle çok yoğun, seanslar günlük ya da iki günde bir yapılıyordu.

Psikoterapik/ psychotherapeutic ilişkinin konusu psikoterapide ve  terapiste doğru iç eylemin gelişmesine yardım edecek uygun teknikler dizisinin gelişimi için önemlidir ve derin bir çalışmayı gerektiren, bir konuya değindik. Bu bağlamda, terapistin kişiliği en önemli faktörlerden birisidir.

Amerika’da, Rogers, kuvvetli bir şekilde hastanın bazı olumlu, yapıcı güçleri düzenleyebileceği yetisine güvenmenin önemini vurgulamıştır. Rogers’la tam olarak aynı fikirleri benimsemeksek de, etkin teknikler, terapistin karşılaşabileceği basit danışmanlık durumundan daha fazlası için gereklidir. Dahası, etkin danışmanın kişiler arası ilişkilerde rolünün normal yapıcı olduğunu düşünürüz. Örneklerle ve çocuğunun sorularına cevap veren, onların güvenini ve saygısını kazanan “bilgili yol gösteren baba” nınkine eşdeğer bir görevi olmalı. Babanın rehber olarak rolü bir çok deneme ve yanılmaları hatta ciddi hataları önleyebileceği kadar önlemek ve arzu edilen gencin kendini-yöneltme/self-direction ve kendini-gerçekleştirmesini/self-realization kolaylaştırmak ve bu süreci kısaltmak. Bazı durumlarda, anne de,özellikle kız çocuklarının kendi kadın rollerini doğru anlayabilmeleri için, bu rolü üstlenebilir. Ama bu önce annenin kendi rolünü gerçekleştirmiş olması ve bu konuda yeterli olmasını gerektirir.

Henri Baruk’un kullandığı metotlara atıfta bulunarak, ahlaki anlayış/moral sense ya da vicdanın/conscience’ın spiritual self’in özelliklerinden, tek özelliği olmamasına rağmen, biri olduğunu düşünebiliriz. Böylece terapistin kendini hastanın daha iyi ve daha yüksek doğasına yönelttiğini düşünebiliriz, tüm düşünceyi ahlaki tarafına vererek kendini ahlaki anlayışla sınırlamamalı, açıklamamızın uyumlu bölümlerinde açıklandığı gibi, tinsel/spiritual ve superconscious doğalarının faaliyetlerini ve hoş görünen diğer yanlarının uygunluğunu fark etmeli.

Bu teknikte, psikozla/psychotic ile ilgili ve psikiyatrik hastalarla ilgili durumlarda sınırlama vardır. Bu durum, Baruk’un yazılarında ve bu tekniğin etkilerini anlattığı bazı durumların tanımlanmasında kanıtlanmıştır.  Bu sadece hastanın ilgisini ve sabrını değil aynı zamanda terapistin de ilgisini hatta zamanını gerektirir. Bu nedenle, sadece terapistin güven tutumunu üstlenmesiyle olmaz, tedavi süresince hastayla ilişkiye geçen bütün insanların güven tutumunu sürdürmesi gerekir. Terapistin tamamlamaya çalıştığı şeyi mahvetmemek için aynı tutumu göstermekle tembih edilmelilerdir, ve dahası onunla, hastada güven atmosferi yaratmaya yardımcı olmak için işbirliği yapmaları sorulmalı. Bu yüzden, terapist tarafından bu amaca ayrılan bütün zaman aile üyelerinin, hemşirelerin ve diğer yardımcıların eğitilmesine harcanacaktır. Hemşirelerin ve yardımcıların eğitilmesi sadece bir ya da iki hastada geçerli değil, hastayla ilgilenecek bütün terapistler ve hemşireler için de geçerlidir. Bu, özellikle Amerika’da giderek “therapeutic community”/ “terapik toplum” adı altında kabul gören bir durumdur.

Aydınlanması gereken bir nokta var ki o da ahlaki vicdanın/moral conscience, ayırt etmesi çok önemli olan,  farklı düzeyleridir. Bir taraftan Freud’un “süper-ego” başlığı altında uzun uzadıya tartıştığı, bir noktaya kadar ebeveyn yasakları ve emirlerinden introject eden ,  moral conscience/ahlaki vicdan var. Conscience/vicdanın bu türü kişilik düzeyindedir, tabiri caizse, büyük çapta, bir şeyleri yanlış yapma korkusunun çok güçlü duygusal charge larının sonuçlarıyla bağlıdır. Ona karşı ve çocuksu “siyah beyaz” türünden ahlaklılığa karşı bir sertliği/katılığı vardır.

Tersine, Spiritual Self’den ortaya çıkan moral conscience/ ahlaki vicdan oldukça farklıdır. Makul, moral conscience/ahlaki vicdan türünü seven, sert olmayan,  İsa’nın sözlerinde ifade edildiği gibi “Komşunu, oldukları gibi sev”. Bunun anlamı, gerçek bir bilgelikle be kişilik problemlerini anlayarak “oldukları gibi sev”, bu yüzden bu çeşit conscience/vicdanın bir sertliği/katılığı yoktur, spesifik kuralların ötesine giderek kendine ilişkili olan değerlerin evrenselliğinin belli bir niteliğine sahiptir.

Bu ayrım çok önemlidir,  bazen şiddetli bazen de aşırı biçimde psikanalizin ve genel olarak modern dünyanın tepki gösterdiği bastırıcı ahlakı önlemek için akılda iyi tutulması gerekir. Ama kişilikte bulunabilecek, Baruk tarafından haklı ve doğru olarak vurgulanan ,daha yüksek, doğru, gerçek spiritual morality/ tinsel ahlaklılığın ilkel gelişmemiş belirtileri olacaktır. Bu adaletin duyumudur (sense of Justice). Baruk, ciddi derecede sarsılmış hastalarda bile adalet duyumunun varlığını sürdürdüğünü söyler. Bir çok şiddetli hasta küçük de olsa kendilerine gerçek ya da sanal adaletsizlikler yapıldığında öfkelendiler: çünkü bunlar, onlara geçmişte yapılan adaletsizliklerin simgeleridir. Bu tür hastalarla, iyi sonuçlar gösteren hastalarla, ilgilenen Baruk, özellikle bu adalet be adaletsizlik meselelerini inceler.  Baruk bu konuda çok derine gitti ve adalet duyumu ile ilgili, ibranice bir kelime olan, Tsadek Testi diye adlandırdığı bir test geliştirmiştir. Bu test kendisi tarafından Le Test Tsadek, le jugement moral et la delinquence adlı kitabında açıklanmıştır (Paris, Fransa Üniversitesi basımı, 1950).

Teknik Üzerine Bazı Genel Yorumlar

Başlangıçta söylediğimiz, psikosentez tekniklerine sadece başlangıç olan notları tekrar etmeliyiz. Uygulanması ve test edilmesi gereken ilk yaklaşımlardır. Meslektaş klinik tedavi uzmanlarından gelecek yorumları, raporları, ayrıntıları, eklentileri ve spesifik olaylarla ilgili yaşantıları/deneyimleri almaktan mutlu olacağız ve bu konuda herhangi bir işbirliğini içten/kalbimizle hoş karşılayacağız.

Bize, tekniğin uygulanmasıyla ilgili istatiksel bilgiler verip veremeyeceğimiz soruldu. İstatiksel bilgileri, toplayıp bir araya getirmenin aşağıdaki nedenler dolayısıyla zor olduğu düşüncesindeyiz.

  1. Her bir hastanın tedavisi, spesifik durumlarına ve ihtiyaçlarına göre fark eden tekniklerin kombinasyonunu ya da birbirinin yerine izlenmesini gerektirir.
  2. Her bir hasta, bir sınıfın üyesi olmaktan çok kendine özgü bireysel tabiatı ve durumu açısından düşünülür ve araştırılır.

Başka bir deyişle, standart bit tanı koymaktan daha çok bu kitapta gösterildiği gibi bir “kanı”(assessment) ‘ya ulaşmayı hedefliyoruz. Gerçekte, aynı hastada, genel olarak başka psikiyatrik isimler altında sınıflanmış veya atfedilmiş semptomları buluyoruz mesela farklı oranlarda karışmış psychosomatic disorder/psikosomatik bozuklukları, neurotic manifestation/ nevrotik belirtileri ve sexual abnormalities/ cinsel anormallikleri vb.

Sonuçlarla ilgili olarak, psikosomatik bozuklukların, fobilerin, homoseksüel eğilimlerin tedavisinde elde edilenlerin en iyi olduklarını söyleyebiliriz.

Ortaya çıkardığımız bir başka gerçek, tedavinin başarısı, hastanın semptomlarının yoğunluğundan ve doğasından daha çok  hastayla etkin işbirliğinin derecesiyle pozitif bir korelasyon oluşturur. Bu, bazı durumlarda daha ciddi rahatsızlıkların daha az rahatsız olanlardan tedaviye nasıl daha kolay cevap verdiği, paradoksunu açıklar. Birincisi, hastada, tedavi tarafından verilen istekleri kabul etmede ve karşılamada daha güçlü bir dürtüyü harekete geçirebilir.

Bu nedenlerle, istatiksel kaygılar için daha genel ve büyük sayıdaki olaylar yerine, araştırma nispeten küçük sayıdaki olayların yoğun araştırılmasına ve tedavisine yöneltilirse, daha karlı olabilir.

Meslektaş terapistlerin kendilerini bu alanda önceden yararlanılmış tekniklerle sınamalarının ilginç ve teşvik edici olabileceğini düşünüyoruz.

Meslektaş terapistlere tekrar, ilginç bulacakları bu teknikleri terapide veya eğitimde kullanmadan önce kendilerinin denemelerini tavsiye edebiliriz.

Bu sayfalarda tartışmadığımız daha pek çok teknik vardır, ama gelecek yıllarda kalan tekniklerden bir kısmını sunmayı umut ediyoruz. Dahası, gerçek olaylarda çeşitli tekniklerin spesifik terapi durumlarında nasıl uygulandığını gösteren araçlar hala çok önemli bir sorun.Bu aşamada , çok fazla detaya girmektense temel tekniklerin esasını sunmanın daha önemli olduğu düşünülüyor. Gelecek sunumlar, Avrupa ve Amerika’daki terapistlerin daha geniş ve daha büyük sayıdaki deneyimleriyle birleşerek daha yararlı olacak.

Borderline Kişilik Bozukluğu Hipnozla Tedavisi

27 yaşında bir erkek olan danışanın (G.İ) başlıca sorunları aşağıda sıralanmıştır. 1- İnsanlarla iletişim …

Telkinle Tedavi Nedir?

Telkinle tedavi, telkin gücünü kullanarak bazı sağlık sorunlarından kurtulmanızı sağlamayı hedefleyen tedavi tekniği …

Telkin Nedir?

Telkin, şuur dışı bir süreçte kişilerdeki belli fikirlerin ya da fiziksel bazı durumların değiştirilmesini sağlamak …