>>> ANA SAYFA

        

Örnek 13

27 yaşında bir yönetici olan danışanım bir hekim arkadaşım tarafından bana yönlendirildi. Sorunlarını ve hipnoterapiden beklentilerini şöyle ifade etti: " Kendimi bildiğimden beri bende var olan zihnimdeki karışıklığa son vermek istiyorum. Kendime değer vermekte çok zorlanıyorum. Yaptığım bir çok şey için kendimi suçluyorum. Bir çok konuda kendimi yetersiz hissediyorum. Yeni bir yolda yürümeye başladım ama kafamın içindekiler ( özellikle eskiler) bir çok yeni adımıma engel oluyor. Kendimi açmak ve korkmadan en derinimdeki mutlulukları görmek istiyorum. Her şey çok saçma geliyor. Hiç bir şeyin önemi yok. Bazen iç dünyama kendimi kaptırdığımda her şey boş geliyor. Hakkımda hiç bir şey bilmiyorum. İnsanları seviyorum ama o enerjiyi onlara veremiyorum. İçimdeki sıkıntının kaynağını tanıyamıyorum. İnsanlardan sıkılıyorum çünkü basit şeylerle ilgileniyorlar. Sanki iki tane ben varmış gibi hissediyorum. Mümkün olsa da 1-2 iki sene hiç evden çıkmasam. Hep kitap okumak istiyorum ama okuduğum şeye konsantre olamıyorum. Ara sıra neşeli olsam bile o halime korumam çok zor oluyor. Bazen kafayı yediğimi düşünüyorum. Her yerde kendimi bir mahkum kadar suçlu hissediyorum. Cinsellik kafamda karmaşa halinde mevcut. Kendimi önemsemiyorum. Bir çok kişiye oradan nasıl görünüyorum diye soruyorum. Spiritüel konularla uğraşa uğraşa hem şaşırdım hem yaşamla aramdaki bağ zayıfladı. Bilincim açıkken rüya görmeye başladım. Odamdaki başka varlıkları hissedebilir hale geldim. Kendimi kurcalaya kurcalaya bir çok şeyi bilinmez ve belirsiz hale getirdim. Bazen fiziksel olarak iyi görünmediğimi düşünüyorum. Fiziksel olarak kendimi sık sık diğer insanlarla kıyaslıyorum." İlk hipnoterapi seansı öncesinde amaçlarını liste halinde bana vermesini danışanımdan istedim. Bana aşağıdaki listeyi verdi:

-Ne istediğimi bilmek.
-Kararlı davranabilmek.
-Yalnız olduğum yerlerde korkmamak. Gece uykusuna korkmadan rahatlıkla dalabilmek.
-Başladığım her şeyi bitirebilmek.
-Özgüvenimi geliştirmek.
-Sebepsiz iç sıkıntılarımın yok olması. Neşemi huzurumu ve pozitif enerjimi koruyabilmek.
-Sorumluluğunu aldığım her şeyi layığıyla yapabilmek.
-Evin tüm sorumluluklarını kolayca yerine getirebilecek cesareti bulabilmek.
-Geçmişte yaşadığım gereksiz olduğunu düşündüğüm cinsel yaşantılarım için kendimi affetmek ve bundan sonrakiler için daha dikkatli olmak.
-Abartmadan konuşabilmek.
-Hakkımda ne düşünüldüğüne aldırmamak.
-Üşengeçlik yapmamak.

Devamı >>>Burada

Örnek 14

30 yaşında olan Ç.İ  hipnoterapi için müraacat ettiğinde aşağıdaki şekilde kendini ifade etti:

Hukuk Fakültesini bitirdim, avukatlık stajımı yaptım ve ruhsatımı da aldım. Ancak aşağıda göreceğiniz üzere kendime Avukat denmesinden hoşlanmıyorum.

1- İşimi sevmiyorum. Hakimlerden, Savcılardan, Adliyedeki memurlardan ve en önemlisi müvekkillerden korkuyorum. Duruşmaya gitme fobim var. Ne zaman öyle bir durum ortaya çıksa ve bana duruşmaya gitmem gerektiği söylense bütün gece uyuyamıyorum, ertesi günü düşündükçe korkudan kalbim fırlayacakmış gibi atıyor. Yanlış bir şey söylerim, yeterince etkili olamam diye çok korkuyorum.

Bu işi iyi yapabilmek için, tuttuğunu koparan, inatçı, baskın karakterli, sesini gerektiği yerde yükseltebilen ve karşındakinden korkmayan biri olmak lazım. Ama ben kesinlikle bu özelliklere sahip  biri değilim. Adliyedeki memurlardan bile korkuyorum. Onlardan dosya isterken bile  beni adam yerine koymuyorlar.

Birisi ile tanıştığımda avukat olduğumu söyleyemiyorum. Bir şey sorarlar ve bilemezsem diye ödüm kopuyor.

Erkek arkadaşım da bir avukat. Yaklaşık 10 yıllık bir beraberliğimiz var. İlk tanıştığımızda ben daha hukuk fakültesine girmemiştim. Ve onun bürosunda sekreter olarak çalışıyordum. Daha sonra hukuk fakültesini kazandım ve bitirdim. Şu an birlikte çalışıyoruz. Ancak benim iş yerine gerçek anlamda yaptığım bir katkı olduğuna inanmıyorum. Telefonlara hala ben bakıyorum, notları ben alıyorum, büronun ön muhasebe işlerini yapıyorum, vergilerini çıkarıyorum, SSK bildirgelerini falan düzenliyorum o kadar. Gördüğünüz gibi avukatlık dışında her işi yapıyorum.  Büroyu arayan müvekkillerin hiçbiri benim avukat olduğumu bilmiyorlar. Çünkü söylemeye korkuyorum. Hiç cesaretim yok.  Bir şey sorarlar ve benim o konuda söyleyecek bir fikrim olmaz, rezil olurum diye korkuyorum.  Ve inanın mezun olduktan sonra, tek bir hukuk kitabı sayfası açıp okumadım. İçimden gelmiyor ki, nefret ediyorum. Bir sürü kanun değişti ve benim pek çok değişiklikten haberim dahi yok. Çünkü açıp bakmadım ne değişmiş ne değişmemiş diye. İlgim sıfır…

Bir dosyayı açıp gerekli dilekçeleri yazayım diye bir düşünce aklımın ucundan dahi geçmiyor. Erkek arkadaşımın masası yazılması gereken dilekçelerle dolu ama bir tanesini dahi alıp en azından ne yapabilirim diye bakmak gelmiyor içimden. Böyle bir istek, hırs yok yani…

Bütün gün internette işimle hiç alakası olmayan konularda araştırmalar yaparken buluyorum kendimi. İşte nasıl olurda başka bir ülkeye gidilir, nasıl terzi olunur, modelist olunur, nerde hangi kurslar var, kaç para, vs vs…. Aklım hep bu işi nasıl bırakabilirim, başka ne yapabilirim gibi konularla meşgul. Bir türlü bu mesleğe konsantre olamıyorum.

Kendimi yararlı bir iş yapıyormuş gibi hissetmiyorum. Benden başka herkesin yaptığı işi kıskanıyorum. Mesela sizin işiniz. İnsanlara yardım ediyorsunuz, onların sorunlarını çözüyorsunuz, onların hayatını değiştiriyorsunuz.. Ne kadar güzel...İnanırmısınız bir aralar masözlüğe bile ilgi duymuştum. Kurslarının araştırmıştım falan. Ya da köpek eğitmeni falan olmaya kalkmıştım. Yurtdışına gidecektim bir okula bunun için neredeyse....

Devamı>>>Burada


Örnek 15

Danışanım Y.ile hipnoz seansı öncesi bir görüşme yaptım. Y.nin en önemli şikayeti her zaman ve her yerde nedenini bilmeden ağlaması idi. Bunun dışında kesinlikle hiç bir sorunu olmadığını, eşini ve çocuğunu çok sevdiğini söylemişti. Bu ağlama sorunu için daha önceden terapistlere gittiğini söylemişti. Bu seferde daha önce denemiş olduğu terapi tekniklerinden farklı olan hipnozu denemesini tavsiye ettim. Rahatlıkla kabul etti. İlk seansta çok kısa sürede başarılı bir şekilde hipnoza girdi. Hipnoza girer girmez hemen ağlamaya başladı. Hem ağlıyor hem de konuşuyordu. Normal günlük hayatta da ağlayan ama bunun nedenini bilmediğini az önce bana söyleyen suje seans sırasında tüm sorunlarını ve neden ağladığını bir bir anlatıyordu.

Devamı>>>Burada

Örnek 16

29 yaşında web tasarım işi ile meşgul olan S.A'nın bulumia  rahatsızlığı vardı. Ne yerse yesin hemen ardından yediklerini çıkarıyordu. Bu sorun 5 yıldır vardı. 5 yıl önce hamileliği esnasında 36 kilo almış. Çocuk dünyaya geldikten sonra diyete başlamış ama diyeti bu güne kadar bırakamadığı gibi yediklerini de çıkarır olmuş. Yediklerimi kusarım inancından dolayı dışarı çıkmıyor ve dışarıda yemek yemiyordu. "En son dışarıda ne zaman yemek yediniz" diye sordum: "Hatırlamıyorum" dedi. Gece yatmadan önce biraz bir şeyler yerse uyuduğu için dışarı çıkaramıyordu ve bu şekilde yediği yemeklerle hayatını sürdürebiliyordu. S.A bu sorunu çözmek için yüksek bir motivasyonla bana ulaşmıştı. Yani S.A'nın en büyük 3 sorunu bulumia nevroza, kilo takıntısı ve çok mecbur kalmadıkça dışarı çıkamamaktı. Danışanım şu sözlerle konuşmasına devam etti: " İnsanlardan kaçıyorum. Onların benim hakkımdaki yorumlarını duymak istemiyorum. Ne vücudum eski vücut ne de ruhum eski ruh. 10 yıllık evliyim. Etrafımda söylenen her türlü sözü kaldıramıyorum. Çocuğumun çocuk olduğunu anlayamıyorum. Annem babam bile benim canımı sıkıyor. Oysa onları çok seviyorum. Sadece eşim bana çok yardımcı oluyor. Her zaman çok inatçı ve mükemmeliyetçiydim. Zayıflarken bambaşka bir insan oldum. Önceden her şeyi  içime atardım ya da hoş görü ile karşılardım bulumiadan sonra  şimdi insanlara ağzıma ne gelirse söylüyorum. Bulumiadan önce her zaman başkaları için yaşardım ve uysaldım. Bulumiadan sonra çok bencil oldum. Babam çok otoriterdi annem ise oldukça titizdi. Ben de çok titizim. Temizlik, yıldırım ve itfaiye takıntım var. Dışarıya çıkınca kendimi mutsuz edecek bir şey buluyorum. Her şekilde olumsuz düşünürüm. Eşim hariç dünyada ki tüm insanlarla problem yaşarım. Sosyal fobi belirtileri de fazlası ile bende var."

Devamı Burada

Örnek 17(Tik bozukluğu)

31 yaşında Fotoğrafçılık ile meşgul olan N. nin Tik bozukluğu vardı. Hazırlık seansımızda bana konuşma bozukluğu olduğunu söylüyordu. Ancak ben onun konuşmalarında kekemelik tarzında bir bozukluk göremiyordum. Konuşmaları esnasında her 3 saniyede bir ya öksürüyor ya da yutkunuyordu. Yani yutkunma ve öksürme şeklinde bir tik bozukluğu söz konusuydu. Yutkunma ve öksürmeler biraz fazla olduğundan bu durumda konuşmaklarını bozuyordu. Tüm bunlar N. nin kendine güvenini zedeleyerek içine kapanmasına neden oluyordu. Sosyal ortamlarda konuşması gerektiği durumlarda rahatsız oluyor ve kendini kasıyordu. Zaman zaman kelimeleri boğazında TIKANDIĞINI söylüyordu. Tıkandığını hissettiği anlarda ise büyük bir üzüntü ve kaygı yaşıyordu. N. Bana yukarıdaki sorunların 5 yaşlarında iken başladığını ve nedenini kimsenin bilmediğini söyledi. Babasının otoriter olduğunu ve kaba kuvvet uyguladığını öğrendim.

N. sözlerine şöyle devam etti: Bende aşırı heyecan var. Heyecanlandığım zaman yemek borusundan aşağıya sıcak bir şey akıyor. Karşımdaki bir insan bana gözlerini diktiği zaman tıkanıyorum ve konuşamıyorum. Böyle durumlarda çenem hareket ediyor ama ağzımdan ses çıkmıyor. Konuştuğum zaman beni kötü karşılayabilirler.

Hazırlık seansında aldığım bilgiler yukarıdaki gibiydi. Birkaç gün sonra ilk hipnoz seansına başladık. Sorunlarının nedenleri hakkında N’yi içsel araştırma sürecine yönlendirdim. Bu süreci başlattıktan 10 dakika sonra biz başka şeyler hakkında konuşurken aşağıdaki olayları hatırladı.

1-   Ben 5 yaşlarındayken (sorunun başladığı yıllar) yanlış bir şey söylediğimde babam beni çok fena döverdi.

2-    Abim sürekli ben konuşmaya başladığımda SUS derdi.

3-    Evimizin yakınlarında bir dere vardı. Ben bir kurbağa öldürmüştüm. O günden sonra kurbağalar rüyalarıma girer ve -biz de seni öldüreceğiz. diye bana bağırırlardı.

Anladığım kadarı ile ne zaman konuşsa cezalandırılan N. İçin boğazına bir şeyin tıkanması ve konuşamaması demek babasından dayak yememek anlamına geliyordu. Yani konuşmayı engelleyen yutkunma, tıkanma hissi ve öksürme durumu o yıllarda dayağı da engelliyordu. Çünkü N. konuşmadığı sürece babasına karşı güvendeydi. Seansta gerekli telkinleri yaptık. Ayrıca seansta N.nin yanlış şekilde nefes aldığını fark ettim ve ona doğru nefes almayı öğrettim. Doğru nefes alması için egzersizler verdim.

2.Hipnoz seansına geldiğinde N. Oldukça mutlu görünüyordu. Özellikle konuşmalarını iyi izleyebilmek için hipnoza geç başladım. N çok iyi görünüyordu. Herhangi birisi onun herhangi bir konuşma ve tik bozukluğu olduğunu anlayamazdı. N. nin sorunlarına ilk hipnoz seansında çok büyük bir darbe indirmiştik. Asıl işin bittiğini hissediyordum. Konuşmaları çok iyi di ancak 26 yıllık problemin bir seansta bittiğine ikimizin de inanması doğrusu zor oldu.

3 seansta kendi kendine hipnoz uygulaması yaptı.

Sanıyorum ki hipnoz tik bozukluklarının terapisinde en etkili yoldur. Son seansımız bittikten 1 ay sonra telefon görüşmesi yaptık. Telefondaki sesinden o olduğunu çıkaramadım. Her şey gayet güzeldi. Artık öksürme ve yutkunma şeklindeki tik bozukluğu % 100 oranında yok olmuştu.

Örnek 18

Üniversite öğrencisi olan Ç.H.nin en büyük sorunu hastalık hastalığı idi. Heyecan, dışarıdan fark edilmeyecek bir el titremesi ve yüz kızarması diğer sorunları idi. Bu belirtiler topluluk içinde ilgi onda toplandığında zirveye çıkıyordu. Ç.H hazırlık seansında şunları söyledi:  İki kardeşiz. Aile olarak hepimiz birbirimize çok düşkünüz (Ancak bu kadar düşkünlükte insanı düşürüyor.)

Ailem dışarıda olduğunda ya bir şey olursa diye düşünmekten rahat edemem. Çok evhamlıyım. 94 yılında bir trafik kazasında ablamı kaybettik. Ölümden çok korkarım. En çok ta ailemden birinin ölmesi düşüncesi sürekli zihnimde. 10 yıllık bir köpeğimiz var. Köpek ölürse ne yapacağız diye ailece kara kara düşünüyoruz. Çok küçükken televizyonda bir tabut görmüştüm. O gün bugündür “annem ölürse ben ne yaparım” diyorum. Ablamın ölmesinden sonra yolda gördüğüm arabaların plakalarını okuma takıntısı başladı. (eğer herhangi bir kaza olursa plaka lazım olur diye. Ablasının ölümüne neden olan arabanın plakası alınamamıştı.) Plakaları okumadan rahat edemem.

Hipnoz seansına geçmeden önce amaçlarını aşağıdaki gibi listeledi:

1-      Her zaman ve her yerde rahat olabilmek.

2-      Daha girişken olabilmek.

3-      İnsanlarla iyi ilişkiler kurabilmek.

4-      Daha az ve daha geç yorulmak.

5-      Sabırlı olmak.

6-      Sürekli yakınlarımdan birinin öleceğini düşünmemek.

7-      Tutumlu ve kararlı olmak.

8-      Gece yatarken dişlerimi gıcırdatmamak. (Diş sıkmaktan dolayı gece yatarken dişini bile kırmış)

9-      Saç dipleri ile oynamamak.

2.Seansa Ç.H oldukça sevinçli geldi çünkü yukarıdaki amaçlarının hepsi gerçekleşmişti. 2.seans için aşağıdaki amaçları buldu ve 'keşke geçen seans söylemiş olsaydım şimdiden bu amaçlarım da gerçekleşmiş olurdu' dedi. Bir seans gecikmeli gelen amaçlar şu şekildeydi.

1-  Her durumda soğukkanlı olmak.

2-  Ufacık şeylere sinirlenmemek.

3.seansta hiçbir sorunu kalmadığını öğrendim. Son seansta kendi kendine hipnozu uyguladı ve sen sağ ben selamet vedalaştık. Bir daha bir psikologla işi olacağını sanmıyorum. Görev tamamlanmıştırJ. İnsanları amaçlarına ulaştırmak ne güzel. Onun mutluluğunu görünce bir an kendimi iyilik meleği sandım J

Örnek 19

16 yaşında lise öğrencisi olan Ö.S’nin annesine, ablasına ve teyzesine daha önceden seanslar yapıyordum. Aynı aileden 4.kişi olarak Ö.S geldi. Annesi Ö.S hakkında şöyle dedi: “Oğlumun sorunu şu: İlk yazılılarda mutlaka sınıfın en kötü notunu alır. Son yazılılarda ise sınıfın en iyi notlarından birini alır. Bu dengesizliği ne öğretmenleri ne de biz anlayabilmiş değiliz. Hipnoz yardımıyla en azından nedenini öğrenebiliriz diye düşündük.

Ö.S ile hipnoza başladım. Hipnoz esnasında şöyle söyledi: “Çok küçükken sık sık hastalanırdım. Yine hasta yatağımda yatarken babam bana bir hediye almıştı. O güne kadar babam bana hiç hediye almamıştı. Çok kötü bir durumdan hemen çıkarak iyi olmuştum. Bu benim için hayatımın en güzel ve en harika sürprizi idi. Hem ailem sevinmişti hem de ben çok sevinmiştim.”

Ö.S’nin yukarıdaki özellikle altını çizdiğim sözlerini bir de onun notlarını düşünerek okuyunuz.

Yani Ö.S “Son yazılılardan çok iyi notlar alarak o günkü duygularını tekrar tekrar yaşatıyor. Hiç beklemedikleri anda ailesine sürpriz yapıyor. Ve bundan da müthiş haz alıyor. Tıpkı hediyeyi aldığı ve iyileştiği günkü duygularını tekrar tekrar yaşıyor. O günkü duygularını şu sözlerle ifade etmişti :”Çok kötü bir durumdan hemen çıkarak iyi olmuştum. Bu benim için hayatımın en güzel ve en harika sürprizi idi. Hem ailem sevinmişti hem de ben çok sevinmiştim."

Örnek 20

22 yaşında bir enürezis (altını ıslatma) vakası. Danışanımın annesi hipnoterapi seansını izlemek istedi. Seans odasında başka izleyicilerde vardı. Sujem gayet başarılı şekilde hipnoza girdi. Ben analizime başladım ve danışanıma geçmişi ile ilgili sorular sormaya başladım. Bu sırada seyircilerin içerisinde bulunan danışanımın annesi seansa müdahale etmeye başladı. Sessizce bana kızıma şunu'da bunu'da sorar mısınız? diyordu. Kadın sorularının sayısını artırınca bardağı taşırmaya başladı ve kendisine kırmızı kart göstererek seans odasının dışına (Trübüne) aldım.

Devamı>>>Burada


Örnek 21

Danışanım 16 yaşında erkek lise birinci sınıf öğrencisi bir genç. Ailesi onun sorununu uyumsuzluk, sorumsuzluk, kontrolsüzlük ve derslerde başarısızlık olarak tanımlamıştı. Bu danışanımın annesi ve babası öğretmendi ve biz hayatımızda bu kadar başarısız bir öğrenci görmedik demişlerdi. Gerçektende gencin tek iyi olan dersi beden eğitimi dersi idi.

Devamı>>>Burada

Örnek 22

Aşağıdaki mailin konu başlığı lay lay lom olarak bana geldi. Çok mutsuz ve  depresyonda olan bir insandan aşağıdaki maili almak beni sevindirdi. Kendisinin öss ile ilgili yoğun korku ve kaygıları vardı. Kendisinden aşağıdaki haberi ilk seanstan sonra aldım.

meraba:)) ben iyiyim:)) (biliyorum siz büyük bi ihtimalle bu mailleri okuyamıyosunuz ama ben gene de belki okursunuz diye yazıcam) dünden sora benim artık dengeli bi mutluluğum var! dün aslında ilk defa kendimi hipnozdan sora harpten çıkmış gibi yorgun hissettim ama olsun gene de içim eskisine göre daha huzurluydu..fişlerim takılmış, şarjımı olmuştum. ama acaba ben hep böyle sizin o ılımanlığınızla beni mutlu etmenize mi muhtacım? yoo hayır benim içimdeki güçlerle kendi kendimi iyileştirmem lazım..hep sizin benim yanımda olmanızı isterdim ama imkansız o yüzden ben kendi kendimi iyileştirmeliyim.yapıcam yapıcam sizin sayenizde artık daha dirençli ve mutlu bi .......... olcam. kendi kenidmi iyileştirmeyi öğrencem.zaten yavaş yavaş,çok şey öğrendim sizin sayenizde içsel güçlerimin farkına varıp kullanmaya başladım. güzel güzel yoluma devam etcem herşey iyiye gidicek.. hem zaten daha huzurlu ve rahat ders çalışabiliyorum artık içimdeki korku azaldı. herşey düzelcek azcık daha sabretmeliyim..ben şimdi gidip tekrardan dersime çalışmaya devam ediym..öss yolcusu yoluna devam etsin bakalım.görüşmek üzereee.kendinize çok dikkat edin aman size bişey olmasın:)

Bir tıp fakültesi öğrencisi olan bu danışanımın yazdığı Farkındalık ve Hipnoz İsimli Makale >>>Burada

Örnek 23

9 Yaşında erkek olan C. nin başlıca problemleri şu şekildeydi:

1-Sürekli ailesi ile birlikte olma isteği. Annesi yanında olmadan uyuyamama. Annesinden hiç bir şekilde ayrılamama.

2-Rüyasında canavarlar görüp korkmak ve uyanmak.

3-Uyumadan önce çeşitli seslerden (örneğin rüzgar, şimşek) bile korktuğu için uyuyamamak.

4-Toplum içinde cesaretli olamamak. (Bu sorunun nedeni ailesinin aşırı koruyucu tutumları idi. Öyle ki annesi 'biz bu çocuğu büyütürken hiç ağlatmadık' demişti.)

5-Sünnet korkusu.

Küçükken annesinin canını sıktığı zaman annesi sürekli 'Canımı sıkma yoksa seni bırakıp giderim'diyormuş. Çocukta annesi bırakıp gider düşüncesi yüzünden bir saniye bile ondan ayrılamaz olmuş.

İlk hipnoz seansında önce çocuğun  Bugs Bunny, Duffy Duck, Ninja kaplumbağalar ve Tom and Jerry çizgi filmlerini sevdiğini öğrendim. Hipnoz esnasında yaklaşık yarım saat bu çizgi filmleri (beynindeki çizgi filmleri) izledi. Bundan sonra gece rüyalarında canavarlar değil çizgi filmler izleyeceğini söyledim. Seansın üzerinden aylar geçti hala rüyalarında çizgi filmler izliyor:))

İkinci seansımıza C. oldukça hipnozdan faydalanmış olarak geldi. Bende 'bu sefer ne istersin benden' diye sordum. Küçük C. çok tatlı bir şekilde ve ciddi ciddi şöyle söyledi: 'Okul olmamasını isterim ve ölümsüz olmak isterim'

3.Yani son seansta daha rahat ve ağrısız bir sünnet operasyonu geçirmesi için seans yaptık. Seanstan önce bana 'sizce ağrır mı?' diye sordu. 1 Hafta sonra sünnet olmuş ve sünnet olacak çocukların içinden hemen öne fırlamış ve "önce ben olmak istiyorum" demiş:)) Bir ay sonra annesi ile görüştüm ve her şeyin yolunda olduğunu söyledi.

Örnek 24

Bu örneği daha iyi anlayabilmek için kişiye hipnoterapiye yönlendiren sorunlarını dinleyelim.

-Ara ara vücudumda titremeler meydan geliyor.
-İşime Konsantre olamıyorum.
-İçimden hiçbir şey yapasım gelmiyor.
-Son üç gündür de sabah işe geliyorum akşama kadar net e anlamsızca geziniyorum.
-En ufak sorunu problem yapıyorum.
-İçinden çıkılmaz bir ruh halindeyim.
-Yaptıklarım dan hiç haz duymuyorum.

2 hafta öncesinde dahiliye doktoruna gittim beni norolojiye sevk etti noroloji doktoruda aşırı stres altında kaldığımı ve bir ilaç vereceğini söyledi bunu kullanıyorum adı XANAX.

Yukarıdaki sorunlarla bana müracaat etmiş olan danışanım Sayın M.A ile bir seans yaptıktan sonra kendisinden öğrendiğim gelişmeler aşağıdaki gibidir:

Merhaba Tuncay Bey,

ilk hipnoterapi seansından ayrıldıktan sonra yaşadıklarım benim için hem garip hem de yaşamadığım duygulardı. İskeleye doğru yürürken bir köpek gördüm ve gülmeye başladım. Çok garip ! bu gülme iskeleye kadar ara ara devam etti. Halen hatırladıkça gülüyorum nedenini bilmiyorum ama gülüyorum.

Sonrasında eve geldim yemek yedikten sonra büronun yolunu tuttum ve inanılmaz bir konsantrasyon içerisindeyim, Klavyeye her dokunuşta ayrı bir tat almaya başladım ve halen devam ediyor.(Öncesinde Amatör Dönemlerimde Yaşadığım Bir Duygu İdi.) Sabah 4 kadar çalışmaya devam ettim.

Ve gece yaklaşık 1 saat sizin telkinlerinizi çözümlemeye çalıştım. Sabah uyanış şeklim yine benim açımdan olumlu ; gece programın(işimin) yarım bıraktığım bölümünü düşünür bir halde uyandım. Vücudumda her hangi bir ağırlık hissi yok ve bir amacım vardı.

İnternet te Boş gezinme mevzuunda e-maillerime bile bakasım gelmiyor. Sizin telkininiz aklıma geliyor.Önce iş diyorum.

Anlattıklarım seans sırasında belli bir miktar su depoladığımı gösterir olsa gerek. (Önceden en küçük (kıvılcım) sorun yangın çıkarabiliyordu. Gevşemek burada su depolamak metaforu olarak danışana verilmişti).

Bu duygularımı bir an önce sizinle paylaşmak istedim. Paylaşmak isteyip de ifade etmekte de güçlük çektiğim için paylaşamadığım bir çok duygu var.

Bu iyi hal ne kadar devam edecek onu bilmiyorum. Umarım rahatsızlık vermemişimdir.

iyi çalışmalar.

Benim kendisine cevabım aşağıdaki gibi olmuştur:

Sevgili ................

 İlk seanstan sonra yaşadıklarınız size garip gelse de bana oldukça olağan geliyor. Artık iyileştiğiniz için bu olağan durum (iyilik haliniz) size bir süre daha garip gelmeye devam edebilir. Çünkü siz uzun süre problemlerin içinde yaşadığınız için birden bire normale dönmek sizi oldukça şaşırtmış görünüyor. Ama bu gördüğüm kadarıyla çok mutlu bir şaşkınlık. Yakında şaşkınlık yok olur mutluluk kalır. Çünkü bana göre her insanın içinde kendine yetecek kadar mutluluk zaten vardır. Siz seansta sadece içsel mutluluğunuzun üzerine çöreklenmiş olan karanlıkları kaldırdınız.

 Her ruh (insan) yaşamı boyunca bir düşüncenin kölesi olmaya devam ederken bununda hiç farkında olmayabilir. Hipnoterapiden sonra siz düşüncelerinizin, ruhunuzun ve aklınızın efendisi oldunuz. Ben sadece o düşünce ile olan zincirinizi kırdım. Dolayısıyla artık geleceğinizin efendisi ve kendi efendiniz oldunuz.

 Selam ve sevgilerimle. Psk.Tuncay ÖZER

Örnek 25

Danışanım aşağıdaki cümlelerle sorunlarını ifade etmiştir:

"KARŞI CİNSTEN ÇEKİNİYORUM, UYKUDAN DOKUNULARAK UYANDIRILDIĞIMDA SIÇRAYARAK VE KORKARAK UYANIYORUM. KORKUM SADECE UYKUDA DEĞİL BUNUN DIŞINDA ANİ OLAN SESTEN, ÖZELLİKLE KÖPEKTEN KORKUYORUM. KENDİMİ SUÇLU HİSSETTİĞİMDE DE ÇOK KONUŞUYORUM. KONSANTRASYON PROBLEMİM VAR. BİR ŞEYE ÜZÜLDÜĞÜM ZAMAN HEMEN AĞLIYORUM VE AŞIRI MİDE BULANTISI OLUYOR. SÜREKLİ BAŞKALARIYLA KONUŞURKEN HAYIR VEYA AMA İLE BAŞLAYAN CÜMLELER KURUYORUM."

Danışanım ön görüşme esnasında kendine güvensizlik, geçmişte yaşadığı başarısızlıklar konusunda suçluluk duygularından bahsetti. Çalıştığı işlerde hep elinden gelenin en iyisini yapıp kısa sürede terfi alıyormuş, ancak üniversite mezunu olmaması hep önüne çıkan ilk engel oluyormuş. "Bir dönem hayatım iş ve kurslardan ibaretti " dedi.

Yukarıdaki sorunlar nedeniyle bir seans çalıştığım Sayın.E.K ile yaptığım online görüşmede ondan öğrendiğim gelişmelere buradan gidebilirsiniz.

Örnek 26

"İnsanların ikiyüzlülüğünü, çıkarcılığını hazmedemiyorum. Özellikle akrabaların. Ailemin bu tur insanlara çanak tutmaları ise beni kızdırıyor. Kim ne ise ne ben kendime bakmalıyım diyorum olmuyor. 

Anamnez bilgilerinden bir kısmı şöyleydi:Ailemden takdir göreceğime hakaret gördüm. Bazı insanlar benden değil, ben olamamaktan nefret ediyorlar. Yalnız ve yaratıcı bir çocuktum. Babam bu kızın bacakları çarpık derdi."

Yukarıdaki sorunlara benzer nedenlerle hipnoterapiye başladığım Ç.D ile iki seans yaptım. İki seans sonucunda ondan öğrendiğim gelişmelere buradan gidebilirsiniz.

Örnek 27

Canavarlar:

Danışanım S.K Geçe yattığı ve gözlerini kapattığı anda gözlerinin önüne bir çok canavar geldiğini söylüyordu. Bu yüzden geceler boyunca uykusuz kaldığını söyledi. Hipnoz esnasında kendisini renkli bir balık olarak denizde yüzdüğünü gördü. Denizin dibinde bir mağara vardı. Bu mağarada bekçilik yapan iki canavar vardı. Bu mağaranın içinde bir beyaz ışık vardı. Beyaz ışık bekçiler tarafından dışarı çıkarılmıyordu. Renkli balığı (Hipnozda kendisini renkli balık olarak sembolize ediyor) canavarlar korkutuyorlardı.

Hipnoz esnasında o canavarlardan korkmaması gerektiğini çünkü aslında onların çok korkak iki insan olduğunu, korkaklıklarını gizleyerek kendilerini savunabilmek amacıyla canavar kılığına girdiklerini söyledim.

Danışanım şu anda gece yattığında canavar değil bazı insanlar görüyor. Bu insanlar genellikle sorun yaşadığı yakın çevresinden insanlar. (Aile ve arkadaş gibi.) Canavarlar S.K'nın çevresi ile yaşadığı olumsuz ilişkilerin bir sembolüydü ve şu anda yoklar. Beş yıl hastane hastane dolaştıktan sonra hipnoterapi sayesinde bu aşamaya gelebilmek S.K için sevindiriciydi. S.K ile seanslar bittikten 1 ay sonra yaptığım telefon hipnoz sayesinde artık evden dışarı çıkabildiğini, hatta yüksek lisansa başladığını öğrendim. Artık geceleri rahat uyuyor ve canavarlarla uyumadan önce canavarlarla boğuşmak zorunda kalmıyordu.

Örnek 28

Hekim bir arkadaşımın oğlunun uçağa binmekle ilgili sorunları vardı. Uçağa binebiliyordu ancak yolculuk esnasında aklına kötü kötü düşünceler geliyordu. En ufak bir tıkırtıyı ve sesi büyük bir tepki ile karşıladığını ve terler boşaldığını söylüyordu. Daha önce bir yolculuğu esnasında kötü bir türbülans deneyimi olmuştu. Eğitimi dolayısıyla bol bol yurt dışına uçması gerekiyordu.

Genç bir iki seans başka bir konuda hipnoz çalışması yapmış. Gencin bir kaç gün sonra uçağı vardı. Yani muhtemelen tek seanstan başka uygulama yapma şansım yoktu. Ama genç hipnoza oldukça yatkındı ve hipnoz deneyimi vardı. Gerekli telkinlerde bulunduktan sonra aynı zamanda uçağa bindikten sonra tıpkı bizim burada yaptığımız gibi hipnozu uygulayabileceğini söyledim. Uçakta kendi kendine hipnozu uygulamış. Annesi yanındaymış ve uçaktan indikten sonra şöyle söylemiş: (bana annesi söyledi) "Bu kadar rahat bir uçak yolculuğu da gerçekten fazla."

Telkinlerin gücüne hipnozun doğasında bulunan gevşeme rahatlamayı da eklediğimizde sorun doğal olarak çözüldü. Uçakta herhangi bir panik nöbeti geçirmedi.

>>> ANA SAYFA

 

 

 

 

   

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.