İç güdülerimizin bize söylediği şeyleri büyük ihtimalle yerine getiririz. Örneğin bir anne kollektif bilinçaltında ki annelik içgüdüsü gereği çocuğuna bakar büyütür. Ancak içgüdüler beynimizde doğuştan bulunmaktadır. Hipnotik telkinlerden içgüdülerin farkı ise: iç güdülere doğuştan sahip olmamız telkinlerin ise sonradan verilmesidir. Her içgüdüye uymak şart olmadığı gibi her telkini de yerine getirmek şart değildir. Annelikte bir içgüdüdür ve her bayanın anne olmak istememesi nasıl ki normal ise, her telkine danışanın uyması da beklenemez.

Hipnoz hakkında en çok sorulan sorulardan biri de hipnoz altında iken terapist tarafından söylenilen (telkin edilen) her şey yapılır  mı sorusudur. Bu soruya şöyle pratik bir cevap vereyim. Bu sadece filmlerde olmaktadır, gerçek hayatta böyle bir şey söz konusu olamaz. Böyle bir şey söz konusu olsa idi telkin ile aşılamayan psikolojik sorun kalmazdı. Hatta insanlar rahatlıkla sigarayı bırakacağından sigara üretici firmaların çoktan iflas etmiş olması gerekirdi. (Yada bağımlılık yapacak yeni şeyler keşfederlerdi.) Hipnozda iken verilen telkinlerden kişi kendine ve özüne (bilinçaltına) uygun olan sözleri alır ve bu talimatlara da uyar. Kişi özüne uygun olmayan telkinleri rahatlıkla reddeder, ve uymaz. Bu konuda yapılmış deneysel araştırmalar da aynı sonuçları vermektedir.

Ayrıca benim hipnoterapi anlayışımın temelinde direkt otoriter telkinlerden mümkün olduğu kadar uzak durmak vardır. Benim için kişinin içselleşebilmesi ve anlaşılabilmesi önemlidir. Her insan beyninin, içsel ve dışsal ihtiyaçları ve en önemlisi insanın kendisi anlaşılıp bu ihtiyaçlar dengeli olarak karşılandığı zaman, hem hastalıkların oluşması engellenir hem de oluşmuş bulunan hastalıkların tedavisi hızlanır. Telkinlerle bir semptom (hastalık belirtisi) yok edilirken bilinçaltının hemen yok edilen semptomun yerine başka problemler üretmeyeceğini kimse garanti edemez. Doğada hiç bir şey yoktan var olmaz, var olan şeylerde tamamen yok edilemez. Doğada kesintisiz olan tek şey dönüşümdür. Ben hipnoterapi ile danışanın semptomlarını dönüştürmeye çalışırım. Dr.Carl Gustav Jung "Hiç bir ruhsal değer, aynı yoğunlukta başka bir değerle yer değiştirmeden yok olmaz." demektedir. Bu bakımdan ben örneğin : sosyal fobinin en çok korkulan belirtileri olan terleme, heyecan, kalp atımında ki düzensizlikleri yok etmek için aşırı çaba harcamak yerine, bu belirtileri dönüştürerek oto hipnozu elde etmede ve hipnozu derinleştirmede kullanırım. Seans sırasında örneğin :" Bir topluluğa girmeden önce hafifçe terlediğinizi hissedebilirsiniz, bu hiç sorun olmayacak sizin için. Çünkü bu terleme sizin oto hipnozunuzu başlatacak. Eğer hafif bir heyecan hissederseniz bu heyecan transınızı çok derinleştirecek. Biliyorsunuz ki derin trans hallerinde başaramayacağınız çok az şey vardır." Bundan dolayı artık sosyal fobili bu danışan için artık toplum içerisine girmek sorun olmaz. Çünkü istenmeyen belirtiler (terleme heyecan gibi) yeniden çerçevelenmiş ve tedavi adına kullanılabilir hale dönüştürülmüştür. Psikoterapi olmadan sadece telkinle semptom yok etmek bana hokus-pokus bir işmiş gibi gelmiştir ve mümkünse kaçınırım. Psikoterapi olmadan sadece hipnotik telkinle sorunların yok edilmesi, baş ağrısını dindirmek için kafayı kesmek gibi bir şey olur.( Bu sözlerim hipnozun psikoloji alanında kullanım için ve bazı sorunlar için geçerlidir. Hipnozun genel tıpta kullanımı için aynı şeyleri söyleyemem.)

Ayrıca hemen hemen her danışanımın kendilerine verebilecekleri telkinleri mutlaka vardır.(Zaten bundan dolayı hipnoterapiye geliyorlar.) Mümkünse telkini veren ben olmak istemem, danışanın kendi kendine telkinlerde bulunmasını sağlarım.Psikolojik bir sorunu bünyesinde barındırabilen beyin aynı sorunu nasıl yok edileceğini de en iyi bilendir. Bu noktada psikoterapilerin de sonuçta kişinin kendine özgü tedavi edici güçlerini harekete geçirmek olduğu unutulmamalıdır. Bence en güçlü hipnotik telkin danışana değişmesi için en iyi içsel nedenleri gösterebilmektir. Bazı içsel düşünceler nasıl ki hastalık ve sorun üretirse öyle içsel düşünceler de vardır ki sağlık ve mutluluk üretirler. Zihin  düşünebildiği  ve  hayal edebildiği  her  şeyi  üretebilir. İnsan zihni yapabilir de, yıkabilir de. İşte benim için telkin demek hipnoterapistin danışana söylediği her söz demek değildir. Benim için telkin demek sağlık ve mutluluk üretecek içsel düşünceyi danışanın kendisine hissettirmek demektir.

Hipnoz anında beyinde telkinlerin kabul edilmesini kolaylaştıran şey nedir ? Sol beyinde analitik zihnin red etme mekanizmasının tam olarak çalışmaması bu konuda en yaygın benimsenen görüştür.Yani hipnoz anında her şeyden şüphe etmemizi sağlayan beyin bölgeleri inhibe olduğu için telkinlerin kabul edilme ihtimali artmaktadır.

Hipnoz beyninize başkalarının fikirlerinin sokulması değil, zaten içinizde bulunan olumlu fikirlerin dışarı çıkarılması hayata geçirilmesidir.

>>>ANA SAYFA

     ©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir. 

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.