Şu an büronun işleri öyle ağır aksak yürüyor ki anlatamam. Bütün yük onun üstünde, kendimi çok suçlu hissediyorum. Yani ben üzerime düşen görevi yapamadığım için o daha çok çalışıyor. Ben de kendimi affettirmek için, diğer her türlü işi yapmaya çalışıyorum. Kendimi o kadar yetersiz ve çaresiz hissediyorum ki anlatamam.

2- Dış görünüşümle ilgili takıntılarım var. Kendimi her zaman çok şişman ve çirkin buluyorum. Hiçbir zaman beğenmiyorum kendimi.  Bu öyle boyutlara varıyor ki, kendime kıyafet almaya bile gidemiyorum. Dükkanlarda kendime yakışacak hiç birşey olmadığı gibi bir takıntım var. Giydiğim hiç birşeyi üzerimde  beğenmiyorum. Ya göbeğimi gösteriyor ya da kalçalarımı. Ki ikisinden de nefret ediyorum. Böyle en bolundan iki pantalonla ve iki kazakla bütün bir kışı geçiriyorum. Her gün aynı şeyleri giymemden erkek arkadaşım o kadar sıkılıyor ki kendisi gidip bana bir şeyler alıyor. O almasa kendime iç çamaşırı bile almak gelmiyor içimden. Sabahları boy aynasına baktığımda, bacakları selülit dolu, göbeğinde yağlar birikmiş kolları bile yağ bağlamış çirkin bi kadın görüyorum karşımda. Ama bu durumu değiştirmek için gerekli hiç birşeyi yapamıyorum. Boğazımı tutamıyorum, tatlıyı bırakamıyorum. Egzersiz yapayım diye, bir sürü cd, dvd, kitap vs aldım. Bir tanesini daha haftada üç kez üst üste yapmayı başaramadım. O gün egzersiz yapmamak için o kadar çok bahane bulabiliyorum ki duysanız şaşar kalırsınız.   Çikolatalar, bisküviler, kurabiyeler  geliyor arkasından tabi teselli için. Sonra bakıyorum kilo alıyorum diyete başlıyorum, Veriyorum bir iki kilo falan ama sonra yeniden alıyorum. Çok iyi biliyorum ki öyle aç kalarak verdiğin kiloları aynen geri alıyorsun ama napıyım… Düzenli egzersiz yapmaya bir başlayabilsem…. 56-57 kilo biri iken, 65 kilo oldum ve kendimi duba gibi hissediyorum. 56 kilo iken de kendimi şişman buluyordum ama şimdi o günlerime dönebilmek için her şeyimi veririm. Eski kıyafetlerim üzerime olmadığı için hepsini attım. Sabahları dolabımı açtığımda moralim o kadar bozuluyor ki anlatamam. Çünkü topu topu iki üç pantolonla, üç beş kazak var giyebileceğim….

O kadar istikrarsız bi  insanım ki, başladığım hiçbir işi bitiremiyorum. Bitirdiğim tek şey şu hukuk fakültesi ondan da çok pişmanım. Keşke başka bi bölüm okusaydım, keşke başka bi meslek seçseydim diye kendi kendimi paralıyorum.

Geleceğe karşı büyük bir güvensizlik içerisindeyim. Kendi ayaklarımın üzerinde duramayacağıma inandığım için erkek arkadaşımdan ayrılırsam, ya da ona bir şey olursa napıcam ben diye düşünüp duruyorum. Tamam hukuk fakültesini bitirdim, avukatlık ruhsatımı aldım ama avukatlık yapamıyorum ki. Kim napsın benim gibi yetersiz, işinin gereklerini yapamayan birini diyip duruyorum ve bunun stresi ile kendimi tatlıya veriyorum. Erkek arkadaşıma baskı yapmaya başladım artık evlenelim diye. Çünkü en azından belki evlenirsem bir şekilde güvencem olacağına inandım şu aralar. O ise benim kadar istekli değil. Bu da beni hem üzüyor hem de daha çok korkutuyor.

Çok dağınık ve pasaklı bir insanım. Bir türlü düzenli ve titiz biri olamıyorum. O kadar tembelim ki bazen, evde tek başıma kaldığım zamanlar televizyonun karşısında saatlerce hiç birşey yapmadan oturduğum oluyor. Bir türlü düzenli bir insan olmak için gereken enerjiyi bulamıyorum kendimde. Evde bir oda var, taşındığımız günden beri (üç yıl oldu) düzenlenmeyi bekliyor. Ve ben  o odaya her girişimde kendimden nefret ediyorum. Ne kadar beceriksiz bi insansın sen diyorum ya üç senedir şu odayı düzeltemedin. Ama ne zaman başlasam üzerime bir yorgunluk, bir kırgınlık çöküyor ve dinleniyim biraz diyip bırakıyorum her şeyi öylece.

Kendime olan güvensizliğimin nedenini ben de çok soruyorum  kendime. Babam olabilir diye düşünüyorum çoğu zaman. Teyzem ölünce annem zorla babamla evlendirilmiş. Babam annemi hiçbir zaman sevmedi. Ölen teyzeme aşıkmış çünkü. Annemde babamı hiçbir zaman sevmedi. 14 yaşında zorla evlendirildiğin ve ona dayaktan başka türlü bir sevgi göstermeyen bi adamı sevmesini kim bekleyebilir ki?  Babam bizi de sık sık döverdi. Her şey yasaktı. Bahçeli bi evde oturuyorduk, o bahçeden dışarı çıkmamız yasaktı, komşu çocuklarıyla oynamamız yasaktı, eve arkadaşlarımızın gelmesi yasaktı. Büyüdükçe bu yasaklar da çoğalarak arttı tabi. Küçükken sürekli ölse de kurtulsam diye dua ederdim. Sanırım 12-13 yaşlarındaydım acı bir gerçeği fark ettiğimde. Ben Allah’tan korkmuyordum babamdan korktuğum kadar. Günah kavramının benim üzerimde en ufak bir etkisi yoktu, oysa, babamın akşam eve geleceği, gene annemi ve beni döveceği korkusu o kadar büyüktü ki, onu memnun etmek için ne derse yapar ama içimden de nefret yağdırırdım ona. Aramızda hiçbir zaman bir baba-kız ilişkisi olmadı. O kadar cahil ve dar kafalı, despot ve anlaşılmaz bir adamdır ki. Okulda derslerim her zaman çok iyi olmasına rağmen beni orta okula, orta okul bitince liseye göndermemeye kalktı. Annemin büyük direnişleri sayesinde okuyabildik kardeşlerim ve ben.  

Annem, ben lise 2’ye giderken babamdan boşanmayı başardı. Hem maddi hem manevi çok sıkıntılı günler geçirdik o boşanma süreci ve sonrasında. Babam sürekli annemle aralarını yapmam, annemin ona geri dönmesi için bana baskı yapıyordu. İntihar etmeyi çok düşündüm o zamanlar hepsinden kurtulmak için ama o kadar korkaktım ki yapamadım.

Sonrasında hayatımızı yoluna soktuk tabi bir şekilde. Çünkü hayatımızdaki şiddet, baskı ve sevgisizlik kavramı babam çıkmıştı nihayet. Şu an için o günleri hatırlamak bile istemiyoruz hiçbirimiz. Ama bugün yaşadığım bu sıkıntılar o günlerin izleri sanırım. Çünkü kendimi hiçbir zaman bir  güven ortamı içerisinde hissetmedim ben çocukken. Babamın hiçbir zaman yeteri kadar parası olmazdı. Ona o kadar kızardım ki madem paran yok, niye bu kadar çocuk yaptın diye. Kirayı hep geç yatırırdı, ev sahibi sürekli bizi evden atmakla tehdit ederdi. O zamanlar yatağın altına saklanır ve korkuyla beklerdim bizi evden atmaya gelecek adamları.

2000 yılında mezun oldum, 2001 sonu ruhsatımı aldım ve çalışmaya başladım. Bu korkular ve isteksizlik ilk günden itibaren var. Ama ben hep nasıl olsa alışırım, nasıl olsa geçer diye bekledim. Etrafımda kimseye de söyleyemiyorum. Ne aileme, ne arkadaşlarıma. Çünkü bana “gül gibi mesleğin var ama sen beğenmiyorsun, nankörlük etme, senin yerinde olmak isteyen binlerce insan var bu memlekette” gibi şeyler söylemelerinden korkuyorum. Çünkü maalesef bunlara diyecek bir sözüm yok. Görünüşümle ilgili kendimi beğenmeme vs. hep vardı.....

Erkek arkadaşımla ilgili yaşadığım olaylar yüzünden bir dönem psikoloğa gittim ve bir takım ilaçlar kullandım ama isimlerini hatırlamıyorum. Zaten üç aylık bir süre sonunda bırakmıştım tedaviyi. Ne gibi olaylar yaşadınız derseniz bu o kadar uzun bir hikaye ki. Kısaca söylemek gerekirse kendisi evliydi ve boşanmak istediğini çocuğuna söyleyemediği için evden ayrılamıyordu. Bunlar hep benim öğrencilik dönemlerime denk gelen olaylar oldu. Bir yandan dersler, bir yandan onun sorunları derken ben depresyona girmiştim. Onun bir zamanlar evli bir adam olduğu gerçeğini hatırlamıyorum bile şu an. Şu an sanki o günler hiç yaşanmamış gibi geliyor. Ama yaşandı ve çok zordu….

 

Görüntümle ilgili takıntılarım var. Mesela hiç kısa etek giyemiyorum. Erkeklerin sürekli bana baktığı gibi bir takıntım oluyor giyersem. Rahat edemiyorum. Laf atılmasından nefret ediyorum. Sırf onun için belki giymiyorum etek. Sırf kimse bana laf atmasın diye bazen yolda tek başıma yürüyemediğim zamanlar oluyor. Çünkü bu toplumun erkekleri bana o kadar itici geliyor ki anlatamam. Yolda yürürken böyle garip garip bakmalar, yanından geçerken anlaşılmaz şeyler söylemeler falan beni çileden çıkarıyor.

Benim de kendimi bulmaya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten ne istiyorum sorusuna verebildiğim bir cevabım yok. Bunu bulmak istiyorum her şeyden önce.

Bu üç ay içinde pek çok kez girişimde bulunmak istedim sizden randevu almak için. Ancak biraz daha düşüneyim, acaba gerçekten ihtiyacım var mı, emin miyim diye zaman verdim kendime. Sitenizi ziyaret ettim tekrar tekrar.

Ve şimdi eğer siz hipnozun benim için bir faydası olacağına inanıyorsanız ben denemek istiyorum. “

İlk Hipnoz seansına başlamadan önce amaçlarını yazmasını istedim. kendisi bana aşağıdaki listeyi getirdi.

1-Adliye mahkeme ve duruşma korkumu yenmek istiyorum. Hakimlerden, savcılardan, ve memurlardan korkmadan işimi yapmak istiyorum.

2-Büroda, işim dışında başka işlerle ilgilenmeden üstüme düşen görevleri yapabilmek, dilekçeleri yazabilmek istiyorum.

3-Kendine güvenen güçlü ve girişken biri olmak istiyorum.

4-Başladığım bir işi sonunda pişman olmadan bitirmek istiyorum.

5-Erkek arkadaşımla evlenme konusunda, onun da hazır olduğu zamana kadar beklemek için sabırlı olmak istiyorum. Bu konu açıldığı zaman önemli olanın birbirimizi sevmemiz olduğu gerçeğini hatırlamak ve bunu aileme de anlatabilmek istiyorum.

6-hayatta tek başıma kalırsam ne yaparım korkusundan kurtulmak istiyorum. Tek başıma da güçlü olabilmeliyim.

7- kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kararlarını verebilen ve bunun sorumluluklarına katlanabilen,bundan korkmayan biri olmak istiyorum.

8-Temiz bakımlı ve düzenli bir insan olmak istiyorum.

9- Kendini olduğu gibi kabul eden, doğal biri olmak istiyorum. Alış veriş yapabilmek, kendim için kıyafetler ve ayakkabılar alabilmek ve bunları giyebilmek istiyorum.

10- Hayata olumlu bakabilmek istiyorum.

11-Tembelliği hayatımdan çıkarmak dinç ve dinamik olmak istiyorum.

12- Çok uyuyan biri olmaktan kurtulmak istiyorum.(Günde en az 10 saat uyuyorum ve buna rağmen genellikle uykuya doyamıyorum.)

13- Sabahları erken (mesela 7) kalkabilmek, kalktığımdakendimi dinç hissetmek ve egzersiz yapacak gücü kendimde bularak her sabah egzersiz yapacak gücü kendimde bularak her sabah egzersiz yapmak ve yağlarımı kasa çevirmek istiyorum.

14- Diyetisyene gitmek ve bana vereceği diyeti uygulayabilmek istiyorum.

15- Şeker, pasta, börek, çikolata, çerez, kızartmalar gibi yiyecekleri bırakarak, günde en az iki litre su içerek yalnızca sağlıklı yiyecekler yiyen biri olmak istiyorum.

16- Dudaklarımı yemeyi bırakmak istiyorum.,

17-Özellikle adet öncesi dönemde beni etkisi altına alan, gerginlik, kızgınlık, etrefa karşı nefret ve karamsarlık, umutsuzluk ve tedirginlikten kurtulmak istiyorum.

18- İngilizce yazabilmek istiyorum.Bunun için bir kursa kayıt yaptırdım ama bir kelime bile yazıp gönderemedim. O kursa hemen başlamak ve ödevleri yapabilecek güveni kendimde bulmak istiyorum.

19- Sürekli bu ülkeden gitme fikirleri geliştirmek istemiyorum. Burada mutlu olmak istiyorum.

20-En ufak bir gürültünün beni sinirli yapmasına engel olabilmek istiyorum. (Çocuk,top,müzik,araba,korna, komşu vs. gibi ses kaynaklarına duyarlı olmaktan bıktım usandım.

21- Artık gelecekle ilgili korkularımı bir yana bırakarak mutlu ve huzurlu olmak istiyorum.

22-Yalnız kaldığımda yemek konusunda kendime hakim olmak istiyorum.

İlk hipnoz seansında sonra danışanım Ç.İ’ yi gördüğümde neredeyse tanıyamadım. Hem fiziksel görünüş olarak hem de ruhsal yapı olarak adeta farklı bir insanla görüşüyordum. Şeker tatlı gibi yiyeceklere asla el sürmediğini, adet döneminde olmasına rağmen sakin olduğunu, eski sıkıntılarının bir çoğunun yok olduğunu bir çoğunda da önemli azalmalar olduğunu söyledi.

Ç.İ ‘nin ikinci hipnoz seansından sonra ev taşıma işi çıktı. Yaklaşık iki ay sadece telefonda görüştük ve dolayısı ile hipnoz uygulaması yapmadık. 3 seansta yukarıdaki 22 maddeden oluşan amaçlarından hiç birini hatırlamıyordu. Yani artık tüm amaçlarına ulaşmıştı.

3.hipnoz uygulamasını kendi kendine uyguladı ve ben çay içiyordum. Avukat olmak için önceden hiçbir çaba sarf etmediği için doğal olarak avukatlık yapamadığını söyledi. Ama artık avukatlık yapıyordu. Bu son hipnoz seansını da yaratıcı düşünce gücünü geliştirmek amacı ile kendi kendine uyguladı. Hatta benim yaptığım hipnoz uygulamasından daha güzel bir deneyim yaşadığını söyledi. Seanslarımız bittikten yaklaşık iki ay sonra kendisini aradım. Her şeyin yolunda olduğunu yalnız kendi kendine hipnozu uygulamadığını çünkü hiç ihtiyaç hissetmediğini söyledi. Evde kendi kendine sadece bir sefer uygulama yapabileceğini görmek için uygulama yapmış. Sonra bir daha da hipnoza gerek duymamış.

>>>ANA SAYFA

     ©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir. 

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.