Vaka Y.
Suje
Y.ile hipnoanaliz seansı öncesi bir görüşme yaptım. Anamnez bilgilerinde
Y.nin en önemli şikayeti her zaman ve her yerde nedenini bilmeden ağlaması
idi. Bunun dışında kesinlikle hiç bir sorunu olmadığını, eşini ve çocuğunu
çok sevdiğini söylemişti. Bu ağlama sorunu için daha önceden terapistlere gittiğini söylemişti.
Kendisine bu ağlama
durumunun büyük bir olasılıkla bilinçaltı ile ilgili bir
sorundan kaynaklanıyor olabileceğini söyledim. Bu seferde daha önce denemiş
olduğu terapi tekniklerinden farklı olan hipnozu denemesini tavsiye ettim.
Rahatlıkla kabul etti. İlk seansta çok kısa sürede başarılı bir şekilde
hipnoza girdi. Hipnoza girer girmez hemen ağlamaya
başladı. Hem ağlıyor hem de konuşuyordu. Normal günlük hayatta ağlayan ama
bunun nedenini bilmediğini daha önce bana söyleyen suje seans sırasında tüm sorunlarını ve neden ağladığını
bir bir anlatıyordu.
Özellikle çok sevdiği babasının
erken ölümüyle ilgili olarak büyük bir travma yaşadığını anladım. Başka
önemli sorun da eşi ile ilgili sorunları idi. Hipnoterapi seansı öncesinde eşini
sevdiğini söylemişti. Eşi ile ilgili bir sorunu olmadığını söyleyen
suje şimdi hipnoterapi sırasında eşinin eve gelmeden önce
marketten bir şey ister misin? Akşam ne yemek yapmak istiyorsun? şeklinde ki
sorularına bile
sinir olduğunu söylüyordu. Daha önceki görüşmemin tam tersine
hipnoterapi sırasında eşinden yeterince
sevgi göremediğini söylüyordu. Bu suje eşinden beklediği sevginin
aslında babası ile doyasıya yaşayamadığı yarım kalan baba sevgisi olduğunu
düşünmüştüm. Babası kendisini nasıl sevmiş ise eşinin de aynı şekilde
sevmesini istiyordu. Onun sevgi anlayışı sadece babasının sevgi
anlayışı idi. Tatmin edilememiş baba sevgisini ailesinde arıyordu. Çocuğunu
da babası kendisini nasıl sevmiş ise öyle sevmeye çalışıyordu. Babasının
sevgisi dışında tüm sevgiler adeta sahte idi. Tabii ki tüm bunların farkında
değildi suje. Hiçbir telkin vermeden birinci seansı bitirdim. Suje gözlerini
açar açmaz hipnoz esnasında ve şimdi neler hissettiğini sordum. Suje "Kendimi
ameliyattan çıkmış gibi hissediyorum."dedi. Bu sujem ameliyat hemşiresi
olarak bir hastanede çalışmakta idi. İlk seans yaklaşık 1,5 saat kadar suje ağladı.
Bu ağlama çok
iyi katarsis etkisi sağladığından suje seans odasından çıktığında
"Kendimi çok iyi ve rahatlamış hissediyorum, son bir kaç yıldır bu
kadar rahatlamamıştım dedi."Sujenin arkadaşları da seansı seyretmişlerdi.
Onlar
da
az önce ağlamaktan yatağı sırıl sıklam olan, göz yaşlarını silmek için
bir top kağıt havlu kullandığımız bu kişinin şimdi etrafa gülücükler dağıtıp
gülmesine çok şaşırmışlardı."Y.'yi hiç bu kadar mutlu görmemiştik" dediler.
Suje seanstan çok memnun ayrılmıştı.
Bir
sonraki seansa başlamadan önce görüşmemde artık kendi sorununun ne olduğunu
anladığını söyledi. Sorduğumda "Ben meğerse
kendim için yaşamıyormuşum, hep çevremin isteklerini tatmin etmek için yaşamışım.
Çevremin
isteklerine yetişeceğim diye makyaj bile yapacak zaman bulamıyordum.
Bir
sinemaya bir tiyatroya gidip kahkahalarla gülmeyeli yıllar oldu. Beni iş hayatı
da, eşim de, kaynanam da, çocuklarım da
yıprattı. Hipnoz seansı öncesine kadar onların istekleri için yaşıyormuşum
bunu anladım. Artık arabesk müzik bile dinlemiyorum, daha canlı daha neşeli
müzikler (Tarkan gibi!) dinliyorum. Hayatımın bir hipnoz seansı ile birden bire bu
kadar çabuk değişmesine çok şaşırdım. Bendeki bu büyük değişmeyi
elbette ailem de fark etti. Artık hiç bir şeyi içime atmıyorum. Her yerde doğru
bildiğimi söylüyorum. İş yerinde birini sevmiyorsam artık o kişinin yüzüne
gülmüyorum. Kendimde artık yaşama cesaretini buluyorum. Artık kendime sadece
kendim olduğum için değer veriyorum." dedi.
İkinci seansta danışanımı
hipnotize etmek oldukça güç oldu. Danışanın
arkadaşı" Y.artık iyileşti onun için transa giremiyor" yorumunu yaptı.
Hepimiz
buna güldük. Ancak üçüncü
denememde danışanı hipnotize edebildim. Birinci seansta çok rahatlıkla
hipnotize edebildiğim danışanın ikinci seansında çok zorlanmıştım.
Belli ki
danışanımda hipnoterapi seansına karşı bir direnç oluşmuştu. Bu direnci sonra açıklayacağım.
Neyse
transa girdikten sonra bir de ne göreyim. Danışanım çok titriyordu. Tüm izleyiciler titremesin diye sujenin ellerini kollarını
tutuyorlardı yine başaramıyorlardı. Bu titremeler birinci seansta yoktu
ikinci seansta başlamıştı. Titremeyeceksin şeklinde ki telkinlerim işe
yaramamıştı. Neden titriyordu suje? Hipnoz literatüründe böyle bir olgu
karşılaşmamıştım. Elbette ya kimler titrer diye sordum
kendi kendime. Elbetteki korkmuş canlılar titrerdi. Bilinçaltının korku
duygusunu en iyi ifade ettiği fizyolojik belirti belki de titremedir.
Burada sujenin gereksiz yere korkmuş olduğuna
karar verdim. Evet suje hipnoterapi seansından korkuyordu. İlk seanstan sonra
hayatında birden bire inanılmaz değişiklikler meydana gelmişti. Bu değişiklikler
elbette sujenin çevresiyle ufak tefek çatışmalar yaşamasına neden olmuştu.
Hasta
bilinçaltındaki bilgilerin daha fazla ortaya çıkmasından ve bunların da çevreyle
yeni çatışmalar yaratmasından korkuyordu. Bilinçaltındaki bu korkusundan dolayı
sujeyi ikinci seansta hipnotize etmekte oldukça zorlanmış, ancak üçüncü
denememde başarabilmiştim. Bu titremelerin anlamı özetle sujemin hipnoanalize
direnmesi ve ondan korkması idi. Oysa suje hipnotize edildiği için titrediğini
söylüyordu. Sujeye ama birinci seansta titrememiştiniz neden şimdi
titriyorsunuz diye sorduğumda, suje cevap veremiyordu ama ben nedenini anlamıştım.
Hastam
üşüyorum titriyorum diyordu ben de hastanedeki boş odalardan battaniye
toplattım hastanın üzerine bir çok battaniye örttük yine de titriyordu. Bu
seansta eşinden intikam almaktan bahsetti.
İkinci seansı titremeler
sujeyi çok yormasın diye biraz kısa kestim. Üzerindeki battaniyeleri görünce
çok şaşırdı. Seans sonunda suje kendini gerçektende çok yorgun
hissediyordu. Başı da bir kaç dakika için ağrıdı. Sujenin titremeleri geçip
trans çözülünce biraz konuştuk. Sonra konuyu bu titremelere getirdim, hipnotize edildiği için değil bilinçaltındaki bazı duyguların açığa
çıkmasından korktuğu için titrediğini söyledim. Ben bunları söylerken
sujem yine titremeye başlamaz mı? Başlar. Bu da tabii benim söylediklerimin anında
ispatı oldu. Bakın şu anda transta değilsiniz ama çok şiddetli bir
şekilde titriyorsunuz. Çünkü şu anda bilinçaltındaki bu korkularınız gündeme
geldi. Çünkü bu korkulardan az önce bahsettim. Sujem durumu anladı hipnozun
titreme nedeni olmadığını kabul etti. Vakit geç olmuştu. Hastaneden ayrıldık.
Üçüncü seansta titreme olmadı. Ben
derin bir ohhh... çektim. Bu seansta da sujenin çocukluk ve gençlik anılarından
bahsettik. Hipnoza çok yatkın olduğu için anılarını çok çanlı bir
şekilde adeta tekrar yaşadığını söyledi. Sujenin bana geliş nedeni olan
ağlamaları artık tamamen bitmişti. Sonraki seanslarda sujemin vefat etmiş babası
ile eşini bilinçaltında özdeşleştirmesini çözümlemeye çalıştım.
Zamanla
eşinin kendisini babası gibi sevemeyeceğini bunun gayet doğal olduğunu
anladı ve bana" Şimdi anladım ki ilk eşimden yok yere
boşanmışım. İlk evliliğimde ve şu andaki evliliğimde mutlu olamamamın
tek nedeni aslında eşimin babamın yerini doldurması gerekir düşüncesi.
Bilinçaltımdaki
bu saçma düşünce meğerse beni hayatım boyunca kontrol etmiş."dedi.
Aradan yaklaşık bir yıl geçtikten
sonra tekrar görüşmek kısmet oldu. Hayatındaki değişiklikler inanılmazdı.
İlk
sözü şu oldu :" Artık aldığım tüm maaşımı salak gibi götürüp
kocama teslim etmiyorum. Ben artık kendimi tanıyamıyorum. Doğal olarak eski
arkadaşlarımla karşılaştığımda beni tanıyamıyorlar. Artık 18 yaşında
bir genç kız gibi yaşıyorum düşünüyorum ve mutluyum. Yıllarca milleti sırtımda
taşımışım hipnoz olmasaydı hayatımdan geriye bana kalan sadece menapozum
olacaktı. Hipnozdan önce sıfır kollu hiç giyinmezdim şimdi hiç çıkarmıyorum.
İçki
içmezdim şimdi uygun ortamlarda hafif alkol kullanıyorum. Tatillerimde diskoya
gidebiliyorum. Sabahlara kadar."
Bu seansta bol bol güldü. Kocası
ile gönlünce dalga geçti. Bir ara gülmekten karnının çok ağrıdığını
söyledi. "Artık kocamın aptal olması cimri olması
benim mutlu olmama engel olamıyor. Kocam benim makyaj çantama hala düşman.
Bir
sürü lüzumsuz makyaj malzemesi alıyormuşum:))) Kocam makyaj malzemelerini bir
poşete dolduruyor ve beni makyaj malzemelerini atmakla tehdit ediyor." derken hipnozda kahkaha
ile gülüyordu. Gülermisiiiin ağlarmısıııııın bir durumla karşı karşıyaydım.
Bu
bayan bana her yerde neden ağlıyorum diye gelmişti. Şimdi gülmekten karnı ağrıyordu.
>>>ANA
SAYFA
Psikolog Tuncay Özer
©Copyright
2001, 2003 Psk.Tuncay
Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve link koymak
şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı
yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği
izin alınması gerekmektedir. Yazı, yorum ve e-mail gönderenler bunların sitede yayınlanmasından
dolayı herhangi bir hak iddia edemez.