>>> ANA SAYFA


Hazırlık seansından 2-3 gün sonra 1.Hipnoz seansını yaptık. Sorunlarının nedeni hakkında onu içsel araştırma sürecine yönlendirdim. Yani sorunlarının nedenlerine onun içsel zihninin sembolik dili kullanarak yanıt vermesini sağlayan süreci başlattım. Sorduğum soru şuydu?: “Neden bu sorunlar meydana geldi. ?” G.İ’nin içsel zihninin (bilinçdışı) bu soruya sembol dilini kullanarak verdiği yanıt “bir örümcek ağına takılmışım” oldu. Örümcek ağı ailenin sembolüydü. Örümcek de ebeveynleri temsil eder. Peki içsel zihnine soralım bakalım bu örümcek ağından nasıl kurtulabilirsin?” dedim. Bu örümcek ağından kurtulduktan sonra “çok büyük bir güneş gördüğünü bu büyük güneşin altında kuğu veya ördek gibi hayvanların ‘V’ şeklinde uçarken altlarında muhteşem bir manzara” olduğunu söyledi. Uçan kuşlar bir yerden bir yere gidebilmenin, çevremizi değiştirebilmenin, bir şeylerden uzaklaşabilmenin sembolüdür. Aslında çocukluğundan beri yapmak isteyip de yapamadığı şey o kuşların uçması gibi uçmak yani ailesine bağımlı olmamaktı. En azından sembollerden oluşan iç dünyasında örümcek ağından kurtularak koca güneşin altında uçabilmişti.

Hipnoz seansından sonra daha güler yüzlü olduğunu fark ettim. Elde ettiğimiz diğer gelişmeler aşağıdaki gibi anlattı: 
”Artık kendimle ilgili her şeyi kabullenebiliyorum. Güçlendiğimi hissediyorum. Artık anneme hayır diyebiliyorum. Sanırım annemden bağımsızlaşma süreci başladı. Artık ailemin anne ve babası gibi değilim. Şu anda ailem cinnet geçirse umurumda değil. Artık karşımdaki insan ne düşünecek diye düşünmüyorum.” 

İlk seans için bildirdiği gelişmeler oldukça sevindiriciydi. 2 Seansı da benzeri şekilde yaptık. 3. Seansa geldiğinde gülerek “Tuncay bey artık çok fazla hayır diyorum, bu yüzden acaba bu sefer de kaba bir insan olmaktan korkuyorumJ” dedi. Ben de şu ana kadar elde ettiği gelişmelerin tamamen kendi kontrolünde olduğunu ve kendi istemi dışında seanslarımız boyunca ve sonrasında hiçbir şey yaşanmadığını hatırlattım. Çevresindeki insanlar da ondaki olumlu gelişmeleri oldukça fark etmiş. 

Ben de “Peki hala devam eden sorunlar var mı? Diye sordum. Düşündü ve şöyle dedi: “İşimin sıkıntılarını işte bırakmam lazım. İş yerinde ki olaylar ev de de zihnimde tekrar ettiğinden dinlenemiyorum.” dedi. Ben de geçen seanslarımızın amaçlar listesini ona uzattım ve “bakar mısınız işi işte bırakmak istiyorum diye bir şey yazmış mısınız? “dedim. Listeyi inceledi ve gerçekten böyle bir amaç bulamadı. Yani şu ana kadar elde ettiğimiz gelişmeler amaçlar listesinde yer alan maddelerden başkası değildi. Bu durumu öğrenince gülümsedi.” Hııı demek ki hipnoz esnasında bu konuda çalışma yapsaymışız bu konu da da gelişmeler olacakmış.” diyerek lafı ağzımdan aldı. 

Peki başka devam eden bir sorun var mı diye sordum. “Dış görünüşüm ve kilolarım ile ilgili olarak sanırım biraz çalışmamız lazım” dedi. Bende listeyi göstererek amaçlar listesine kilo vermek diye bir amacı eklememiz gerektiğini ve kilo verme amacını da seans esnasında işlerken açmamız gerekebileceğini söyledim. 

3.Hipnoz uygulamasına başladığımızda ilk konuştuğumuz şey kilo problemleri oldu. Tabi kilo problemlerinin nedenleri için onu içsel araştırma sürecini yönlendirdik. Bu sefer içsel yanıt sembolik olarak değil direkt olarak geldi. Kilo problemlerinin nedenlerini şöyle açıkladı: Ergenlik dönemimde şişmandım. Babam kilolu insanlarla sürekli dalga geçer ve onları hiç görmek istemezdi. Ne zaman stres olsam hıncımı yiyeceklerden çıkarmaya başladım.”

Bende “yani ne zaman strese girseniz kilo alarak babanıza en nefret ettiği şeylerden biri olan “kiloları” gösteriyorsunuz öyle mi?” diye sordum. G.İ bu soruya “evet” diye yanıt verince ben de “Peki babanız başka nelerden nefret eder?” diye sordum. G.İ “Babam, çekingenlikten, yanlış yapmaktan, güvensizlikten, başarısızlıktan ve kararsız kalmaktan nefret eder” dedi.

Ben de “dikkat ettiniz mi babanızın nefret ettiği tüm özellikleri siz kişilik özellikleriniz olarak benimsemişsiniz” dedim. Gülümsedi ve “bunun şu anda farkına varıyorum” dedi. Zaten yüzündeki gülümseme o farkına varışın şaşkınlığını yansıtıyordu. 

Ne kadar ilginç bir savunma mekanizması değil mi? Bir insan babasına karşı hissettiği kızgınlık duygularını ifade edemediği için kendisini pasif, içe kapanık, güvensiz, ve başarısız yapıyor. Yani kendini bu pasif duruma düşürme işlemi babaya karşı bilinçaltındaki kızgınlık duygularının ifadesinden başka bir şey değil. Demek ki ihtiyacımız olan bir şey engellendiğinde bilinçdışımız o ihtiyacı karşılamak için mutlaka bir yol buluyor. Ama bu yollar bazen o kadar akıllıca tasarlanmış oluyor ki bilinç bile bu yolların neler olduğunu anlayamıyor. 

Bu durumda babaya karşı hissettiğiniz olumsuz duygular yüzünden en olumsuz şeyleri kişilik olarak benimsemek yerine, başka olumlu yollar aradık. 

3.Hipnoz seansında içsel zihninin gelinen bu noktada iyiye, huzura ve sağlığa kavuşmak için kendisine önerileri olabileceğini ve bu önerilerinde içsel zihin tarafından sembollerle ifade edilebileceğini söyledim. Bunu söylememden az sonra sekiz köşeli ve devamlı hareket eden bir yıldız hayal ettiğini söyledi.

Devamlı hareket eden yıldız=Devamlı büyük güneşin altında hareket (göç) halinde olan göçmen kuşlar. Yani göçmen kuşlar ve hareketli yıldız sembollerinin ikisi de aslında özgürlüğün ifadesiydi. 

Ben “Peki içsel zihniniz sembollerin dilini çok iyi biliyor. Acaba içsel zihninizin tüm sorunlarınızı aşabilmesi için size başka önerileri olabilir mi? “dedim. Aldığımız sembolik yanıt şöyle ifade etti:

Çok büyük bir ‘X’ harfi hayalime geldi. Sonra bu çarpı işareti kavşaklardaki yön gösteren tabelalara dönüştü. Sonra da bu tabelaların direği Efes gibi antik bir kentin koskocaman mermer sütunlarına benzer bir sütuna dönüştü.

X işareti veya harfi G.İ’ nin hayatından bir şeyleri silmesinin yani hayatından bir şeyleri (Anne-baba) çıkarması gerektiğinin sembolüydü. Gelelim kavşaklardaki yön gösteren tabelalara. Bu tür tabelaların üzerinde “EDİRNE-ANKARA vs.” gibi gideceğiniz yönü gösteren yazılar yazar. Kavşağa gelen biri ise tabelalara bakarak gideceği yöne karar verir. Yani G.İ’nin içsel zihninin ondan istediği şey şuydu: “Artık hareketsiz ve kararsız kalma. Yoluna ve yönüne karar ver. Cesaretle o yolda ilerle.”

İçsel zihnin bu güzel mesajını anladık. Ama niye tabelanın direği Efes harabelerinin sütununa dönüşsün ki? Aslında bunun da yanıtı çok basit. Bu sütün sembolü aracılığı ile içsel zihin G.İ ye şöyle diyor: “Eğer sen yoluna ve yönüne karar verip ilerlemez isen bu kavşakta kalırsın ve bu sütun gibi olursun. Bak bu sütuna. Hareket etmesi ne kadar zor değil mi?”

İçsel zihin sembol dilini kullanarak doğru olan şeyleri o kadar güzel ifade ediyordu ki hipnotist olarak benim telkinde bulunmama bile gerek kalmıyordu. İyi olmanın kaynağı tamamen içsel. Yani içsel zihnin önerileri ve telkinleri sayesinde seansımız ilerliyordu. Bende “İçsel zihnin acaba başka önerileri var mıydı?” diye sordum. Biraz sonra G.İ şöyle ifade etti: “ Genç bir adam ve bir erkek çocuğu var. Çocuk babasından bir şeyler istiyor ve sanki ağlıyor. Yakınlarda bir yerde bir kapı var ama kapı yerde duruyor. Yani kapı dikey değil yatay duruyor.”

İlginç bir semboller zinciri daha. Çocuklar hakkında biraz konuşunca G.İ’nin çocukken bir erkek çocuk gibi davrandığını, hem kızlarla hem erkeklerle oynadığını öğrendim. Yani buradaki çocuk sembolü cesur ve girişken olmanın sembolü. G.İ de ilk çocukluk yıllarında bir erkek çocuğu gibi cesur ve girişkenmiş. İçsel zihni şu mesajı veriyor: “Ailenden istediğin şeyleri eskisi gibi cesur ve girişken olarak alabilirsin.”

İyi ama erkek çocuğunun bulunduğu ortamda niye yerde yatan bir kapı bulunsun ki? Kapının anlamı nedir? Dikey duran bir kapı görünce bu kapının ya bir ev veya apartman vs. kapısı olduğunu biliriz. Ama kapı yerde yatıyorsa bu kapının ardında ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz olamaz. Yani kapının ardında belirsizlik vardır. İçsel zihnin kapı sembolünü kullanarak verdiği mesaj şudur: “Ya bu erkek çocuğu gibi hakkın olan isteklerini cesaret ederek almayı öğrenirsin, ya da geleceğin bu kapının arkası gibi belirsizleşir.”  

Son Seans (4.Hipnoz Seansı)

Son senasa geldiğinde saçının renginin açıldığını gözlemledim. G.İ Açılan tek şey saçımın rengi değil. Önüm de açıldı dedi. Biraz kilo verdiği uzaktan belli oluyordu. Geçtiğimiz günlerde daha huzurlu neşeli ve mutlu olduğunu söyledi. Hipnoterapinin devam ettiği bir aylık dönemde migren kendisini yalnızca bir sefer ziyaret etmiş. Bu iyi bir gelişme. Migren konusunda özel bir telkin yapmamamıza rağmen çok iyi bir sonuç. Artık kendi kendine hipnoz yapmayı öğrendiğine göre ve zaten bir hekim olduğuna göre o kadar sorunu da kendi kendine halledebilir.

Hipnoterapimizin sonuçlarını G.İ’nin kendi sözleri ile anlamaya çalışalım: “Önceden benim için olumlu bir şeyi hayal etmek imkansızdı. Negatif düşünceler gelmiyor değil. Ancak artık ben onları ezebiliyorum. Hipnoterapiden sonra kendimden daha büyük bir ben tarafından kabul edilmişim gibi hissediyorum.

Artık anneme öfkelenmiyorum. Kendimi kötü hissetmeme neden olan düşünce ve davranışlardan uzaklaşmak artık çok kolay. Annem o kadar panik ve evhamlı bir kadındır ki benim bu iyileşme sürecimden dolayı bile panikliyor. Çünkü annemim hiç beklemediği gelişmeler oluyor.

Artı çevreme hayır diyebildiğimden insanlardan istediklerimi (duygusal anlamda) alabiliyorum. Artık hastalarımla da aram iyi. Psikoterapi sürecinde çok gelişmeler var. (G.İ bana bir psikoterapist tarafından hipnoz için yönlendirilmişti.) Kendimle ilgili bir şeyi anlatırken rahatsız olmuyorum. Hipnoterapiden sonra yaşadığım şeylere tek kelime ile “mucize” diyebilirim.

Artık hiçbir negatifliğin beni etkileyemeyeceğini hissediyorum. Önüm açık. Pozitif tarafım artık açık. Oysa önceden hayatı tepeden bir yerlerden ve uzaktan seyrediyordum. İnsanın çözemeyeceği sorunu yokmuş.”

Son hipnoz esnasında “acaba içsel zihninizin size şimdi bu gelinen noktada bir önerisi olabilir mi?” diye sordum. G.İ “gerek yok çünkü her şey iyi” dedi.

Tabi yukarıdaki cümleleri söyleyen bir tıp doktoru olunca değeri önemi ve anlamı artıyor. Son seansımızda hipnoz uygulamasını kendi kendine yaptı. Seanslarımız 25 Eylül 2004 tarihinde sona erdi. Kendisinden gelişmeler konusunda haber alınca bu satırları okuyan sizlerin de haberiniz olacak.

Başa Dön

>>> ANA SAYFA

     ©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir. 

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.