Ve başladık
hipnoz seanslarımıza. Yanıtı bulunması gereken en önemli
soru “Niye ailemi kaybetme korkusu yaşıyorum? “ Sorusuydu.
Hipnoz bu sorunun yanıtını bulmamızı sağladı. Hipnoz seansı
esnasında 3-4 yaşlarında ki bazı anılarını hatırladı.
Danışan: ”Şehnaz abla ve ben odadayız. Şehnaz abla gizli bir
köşede ağlıyor” dedi. Bildiğim kadarı ile danışanımın bir
ablası yoktu. Ben “Kim bu şehnaz abla” diye sordum. Danışan
“Şehnaz abla benim teyzemin kızıydı. Anne ve babası öldüğü
için bizim evimizde yaşardı. Sık sık bir köşeye çekilir ve
ağlardı. Benden 10 yaş kadar büyüktü ve bana bakardı.”
Ve
aramızdaki konuşmalar şöyle devam eder:
Ben: -3
veya 4 yaşlarındaki bir kız çocuğu bu manzaradan psikolojik
olarak nasıl etkilenir? Neler düşünür?
Danışan:
Sanırım o yıllarda Anne babamı kaybetmemeliyim. Anne ve
babamı kaybedersem ben de şehnaz abla gibi sık sık ağlarım
diye düşünmüşümdür. Ama bunun şimdi farkına varıyorum.
Sonradan
öğrendik ki evlerinde yaşayan sadece şehnaz ablası değil.
Bir de handan abla diye başka uzaktan akrabası bir kız daha
kendi evlerinde yaşıyormuş. Yani yetimhane gibi bir evde
büyümüş. Ancak danışan büyüdüğü ortamın günümüzdeki
sorunlarına katkısını göremiyordu. Hipnoz sorunun
nedenlerini bulmamıza yardımcı oluyordu. Bu anılar bilinçli
zihni ile hatırlayabildiği anıları değildi.
Danışan bu
iç görüyü kazandıktan sonra aramızdaki konuşmalar şöyle
devam etti.
Ben: - Peki
Şehnaz ablanız şimdi nerede?
Danışan: -O
şimdi Almanya’da ve çok mutlu bir yuvası ve yaşantısı var.
Ben:
- Demek ki anne ve babasını kaybeden çocuklar ömür boyu
mutsuz olmuyorlarJ)
Danışan:
-Evet. Handan abla da çok mutlu şimdi.
Seans
esnasında bir sessizlik yaşanır.
Danışan:
-Buldummm!!!
Ben: -Ne
buldunuz?
Danışan:-
Niye ancak ve ancak zayıfları sevebildiğimi buldum.
Ben:- Nasıl
yani?
Danışan: -
Şehnaz abla zayıf ve sevdiğim biri idi. Şehnaz abladan sonra
bu iki duygu bende hep beraber olmuştur. Hiçbir zaman güçlü
birini sevemedim. Hayatım boyunca sevgiye ihtiyaç duyduğum
dönemlerde örneğin yatılı okul yıllarında hep bayılırdım.
Hasta ve zayıf olayım da sevileyim diye. Eşim her bakımdan
güçlü biridir. Ama ona hiçbir zaman tam bir sevgi
gösteremedim. Çünkü o Şehnaz abla gibi zayıf değil. Sanırım
o yıllarda ancak acınacak insanlar sevilebilir diye kendi
kendime telkinler yapmışım. Acıma ve sevgi duyguları bu
telkinin etkisi ile birbirine kaynamış. Bir daha da
ayrılmamış.
Danışan
hipnoz öncesinde hep “mış” gibi yaşadığını hep sahte
duygularla yaşadığını söylüyordu. Bunun nedenini oldukça
merak ettik. Hipnoz esnasında hatırladıkları oldukça önemli
ip uçları verdi. Danışan hipnoz esnasında “özümde ne var
merak ediyorum. Niye kendim olamadım bilmek istiyorum.
Gerçek duygularımı sadece hayvanlara gösterebiliyorum.
Niye.Niye? Niye?” diyordu.
Hipnoz
sayesinde yanıt hemen geldi. Çok küçükken piknik yaptığı bir
günü hatırladı. Etrafta köpek gibi iri bir hayvan vardı.
Çocuk aklı ile etraftaki çocuklara ne kadar cesur olduğunu
göstermek istemiş. Ancak köpeğe yaklaştığı için ailesinden
bir ton dayak yemiş. Bu yaşta bir kız çocuğu bu olaydan
sonra ne hisseder? Kendi kendine muhtemelen “Bir şeyi sevsen
de bunu etrafındakilere gösterme “ şeklinde bir telkin
yaptı.
Bunları
açıkladığımda danışan: “Evet doğru. Yalnız bu piknik olayı
sadece bu telkinleri yapmama neden olmadı. Sanırım tüm yeşil
alanlardan da nefret etmeme neden olmuş. Ben de hemen hemen
her insanın çok sevdiği yeşil alanlardan niye nefret
ediyorum diye merak ediyordum. Şimdi nedeninin bu piknik
olayı olabileceğini düşünüyorum.” Dedi.
Ben de
başka nefret ettiğiniz ne gibi şeyler var dedim. Danışan
“Çilekten nefret ederim” dedi. “İçsel zihniniz şimdi
çilekten neden nefret ettiğinizi size hatırlatır” dedim. Ve
danışan hatırladı: 2 yaşlarında iken danışanın annesi
çilekli pasta yapmak için pazara çilek almaya gitmiş.
Pazarda çok yüklü miktarda para kaybetmiş. Kaybolan bu para
yüzünden birkaç ay sıkıntılı günler yaşamaşlar. Bir korkunun
daha nedenini bulmuştuk. Gelelim asıl konumuza.
Acaba
ailesini kaybetme korkusunun başka nedenleri var mıydı. Bu
soruyu onun içsel zihnine sorduk. İçsel zihni çok önemli ip
uçlarından sonra sorunun yanıtını verdi.
Danışan ilk
önce komşuları olan bazı yaşlı çiftler hatırladı. Daha
doğrusu iki yaşlı çift hatırladı. Bir yaşlı çiftin çocukları
ile arası çok iyidi. Çocukları ile beraber mutlu bir ortamda
yaşarlardı. Yine başka bir komşuları olan yaşlı çiftin
durumu ise tam tersi idi. Yani her geçen gün evlatlardan
biri yaşlı çifti terk ederdi. Mutsuz bir aileydi. Kendisi de
sürekli bu iki yaşlı çifti kıyaslarmış. “Ben de bir gün anne
ve babamı terk eder miyim?” diye düşünürmüş. Bazen kendi
anne babasından nefret eder onlardan kurtulmanın yollarını
ararmış. Hatta anne ve babasına zarar vererek onlardan
kurtulmak bile aklına gelebilirmiş.
Sanıyorum
ki anne ve babasına zarar verme ve onlardan kurtulma isteği
o dönemde baskılanmış. Baskılanan bu duygular bilince kılık
değiştirmiş olarak yani anne babasını kaybetme korkusu
olarak çıkmakta. O dönemde danışan anne babasına sadece kin
duymuyordu. Aynı zamanda seviyordu. Çocukları ile iyi
ilişkileri olan yaşlı çift sembolü ile bu zaten ifade
ediliyor. Bilinçdışı zihnimizde zıt duygular aynı anda ve
bir arada yaşanabilirler. Bu tür duygulara psikolojide
ambivalans duygular diyoruz.
Danışan
3.Hipnoz seansından sonra şöyle açıklamalarda bulundu
“Daha güçlüyüm. Önceden eşimi hep üstün görürdüm. Onunda
aciz olabileceğini gördüm. Daha sakinim. Her geçen gün
kendimi daha sakin hissediyorum. Artık hayır bu böyle
diyebiliyorum. Sağlıklı düşündükçe olaylar rayına oturuyor.
Olaylar rayına oturdukça da daha sağlıklı düşünüyorum.
Sabahleyin huzur ile uyanıyorum. Önceden sabahleyin yatağa
yapışmış gibi kalkıyordum. Şimdi sabah kalkınca ev işi
yapabiliyorum. Bu önemli bir şeydir.
3.Seansta
değiştirmek istediği en önemli şeylerden biri aşırı
duygusallığıydı. Bunu başardığını anlattığı şu olaydan
anladık. Pazar günleri önceden çok kötü geçermiş. Üstelik
niye Pazar günlerinin çok kötü geçtiği hakkında bilinçli
zihninde hiçbir fikirde yoktu. 3.hipnoz seansının etkisi ile
o Pazar günü niye kötü hissettiği hakkında düşünmeye
başlamış. (3.hipnoz seansında duygularla değil düşüncelerle
hareket edeceğim telkini yapmıştı kendi kendine)
Pazar
günleri kaynanası eve gelirmiş ve pazar günleri boş
kalırmış. Hipnoz seansı öncesinde zihni duyguları baskın
olarak çalıştığı için Pazar günü oturup üzülmekten başka bir
şey yapmazmış. Bu duygusal tepkidir. Peki hipnoz seansından
sonraki tepkiye bakalım. O gün ilk defa “bu sorunu
düşüncelerimle nasıl çözebilirim?” diye araştırmaya
başlamış. Şöyle bir çözüm bulmuş: Pazar günleri artık eve
arkadaşlarını davet ediyormuş. Bu sayede eve kaynana
gelemiyor ve yalnız da kalmıyor. Üstelik evde birilerinin
olmasından da eşi son derece memnun. Sanıyorum ki
misafirlere yapılan pasta ve yemeklerden eşi de nasibini
aldığı için memnun. Eskiden olsa Pazar günü hanım tüm gün
yatakta yatardı. Şimdi evlere şenlik bir durum var. Bu da
gösteriyor ki düşüncenin çözemeyeceği hiçbir psikolojik
sorun yoktur. Ama beynimizde düşünceyi hakim kılmak için
hipnoz çok güzel bir araçtır.
6.Hipnoz
seansına başlamadan önce danışan artık düşüncelerinin
duygularının önünde yer aldığını söyledi. Olumsuz
düşünceleri kovabildiğini söyledi. “Sorun hiçbir zaman sorun
olmadan önce sorun değildir” dedi.
Bu seansta
evlendiği için anne ve babasını niye aldatmış olabileceği
konusu üzerinde durduk. İçsel zihin yine çok enteresan
yanıtlar verdi: Babası daima “evlilik zor şey” diye
korkuturmuş. Annesi kendisini erken yaşta evlenmemesi için
sürekli tehdit edermiş. Hatta ailesi bir insan hiç evlenmese
de olur diyormuş. Yıllarca buna benzer sözler duyara
yaşamış.
6.Hipnoz
seansından 3-4 ay geçtikten sonra danışanımla bir telefon
görüşmesi yaptım. Bir çok şeyin eskisine göre daha iyi
olduğunu artık depresyonda olmadığını mücadele edebildiğini
söyledi. Ancak anne babasını kaybetme korkusunun hala tam
anlamıyla yok olmadığını söyledi. Bu danışanda aldığımız
sonuçlar diğer seanslarıma göre en az tatmin edici
sonuçlardan bir tanesidir. Her zaman söylediğim gibi 5-6
seans yeterli olamayabiliyor. Kim bilir bu sorunlara sahip
olması için hipnozla daha ulaşamadığımız bir çok haklı
nedeni vardır. ..Bu örnek terapide nasıl ve niçin
sorularının yanıtlanmasında hipnozun rolünü çok iyi
açıklayan bir örnektir. Ancak maalesef bazen duygusal
nedenler durduğu sürece nasıl ve niçin sorularının yanıtını
bilmek sonuçları değiştirmek için yeterli olamayabiliyor.
Sevgilerimle ve Saygılarımla
Psk.Tuncay
ÖZER