>>> ANA SAYFA


1 hafta sonra ilk ve son hipnoz senasına başladık. Hipnoz esnasında az sonra hatırlayacağı olayı ve olayların  matematikle ilgili yaşadığı problemlerin nedenini açıklayacağını söyledim. Yaklaşık 5 dakika boyunca bir şeyler hatırladığını mimiklerinden anlayabiliyordum çünkü gözleri rüya gören insanların ki gibi kıpır kıprdı (rüyada REM dönemi). Neler hatırladınız bakalım diye sorduğumda şunları söyledi: 

"13 yaşlarındayken maddi durumumuz hiç iyi değildi. Babam bakkaldı. Ben aile bütçesine katkıda bulunmak için ayakkabı boyacılığı yapardım, çakmaklara gaz doldururdum ve çekirdek satardım. Babamın ticaretten anlamadığını biliyordum. Babam dindar bir insandı ama dükkandaki raflar her zaman tozlu olurdu. Temizlik imandandır sözü onun için bir şey ifade etmedi. Dükkanımız git gide sinekli bakkala dönüşüyordu.

Dükkanımızdan aldığım kalem kağıt gibi kırtasiye malzemelerini okula götürür arkadaşlarıma satar para kazanırdım. Babam o kadar cimri biriydi ki satmaya bile mal almak istemezdi. Bu kadar cimri bir insan biraz ticaretten anlasaydı bu gün rahatlıkla holding sahibi olabilirdi.

Başka esnafların başarılı olmasını babam onların ucuz mal satmasına bağlardı. Tabi ben "ama baba sen zararına mal satıyorsun yine alan yok" dediğimde babamla aramız biraz gerginleşirdi. Aslında baba olarak çok çok iyiydi. Kendinden başka kimseye zararı olmayan bir insandı. Ailesini çok severdi. Kimsenin kalbini kırmazdı.

Babam 2 yaşındayken dedem vefat etmiş. Kasabadaki akrabalarımız amcamın anlattığına göre artık bizim aileyi tanımaz olmuş ve "onlar bizim sülaleden değil" demeye başlamışlar. Babamın anlattığına göre çorbalarını pişirmek için yağ bulamazlarmış. Yani babam alışmış fakirliğe. Gençliğinde köyden çıkıp il merkezine çalışmaya gitmiş. Biriktirdiği paralarla da bu bakkalımız açmıştı.

Bir Cuma günü dükkanda babama yardım ediyordum. O gün kasabamızda  pazar kurulurdu. Köylüler hafta da  bir gün kasabaya alış verişe gelirlerdi. Köylüler ihtiyaçlarını liste halinde babama verir ve süt, yoğurt peynir vs. gibi ürünlerini pazara satmaya giderlerdi.

Babamda köylülerin verdiği listedeki çay, şeker, makarna, helva gibi ihtiyaçları  hazırlar ve kolilere koyardı. Sonra da listedeki ürünlerin fiyatlarını toplardı. Babam hesap kitabının çok iyi olduğunu söylerdi. O gün babamın yaptığı bir toplama işleminden şüphelenmiştim. Listedeki bunca şey bu kadar ucuz olamazdı.

Hesap makinası ile toplama işlemini tekrar yaptım ve yanlışlığı babama gösterdim ve "işlerinin batmasının nedenini şimdi anladım" dedim. Babam hiç bir şey söylemedi. Babam hayatı boyunca hiç bir şeye sinirlenmemiş bir insandı. Sonra diğer listelerdeki toplama  işlemlerini de kontrol ettim. Her yer hata doluydu. Evet babam iyi bir insandı ama asla değişmeyen bir insandı. O hiç bir huyunu değiştirmezdi. O yine kağıt kalemle toplama işlemine devam ediyordu. Tabi üzülen ben oldum. üzüldüm çünkü ben bu yaşta para için çırpınıyordum oysa babam paranın hesabını meğer hep yanlış yapıyormuş. 

O gün hiç bir şeyi değiştirememenin nasıl bir duygu olduğunu ilk defa tattım. Hayatta ilk defa baş ağrısını o zaman yaşadım. Demek ki bir kağıt parçasından ibaret olan para baş ağrısı yapabiliyordu."

Hipnoz seansı bitmişti ama Ö.T'nin şaşkınlığı dakikalarca geçmemişti.Ö.T "Az önce hipnoz esnasında hatırladığım şeyleri hatırlamak için ben 15 yıl boşu boşuna uğraştım. Demek ki sayılardan nefret etmeme neden olan şey bu olay. Anladım ki yaşadığımız her olay içimizde bir yerlerde mutlaka kaydediliyor. Kitaplarımdan birinde mutlaka bu temayı işleyeceğim. Hayatımın en büyük bilinmezini bulduğunuz için çok teşekkür ederim. Şimdi bana müsade. Lütfen borcumu söyleyin ama lütfen hesap makinası kullanın" diye hoş bir espri ile ayrıldı.

Aradan 3 yıl geçtikten sonra Ö.T beni aradı ve görüşmek istediğini söyledi. Hayatında nelerin değişip nelerin değişmediğini merak ediyordum. Senasımızdan sonraki günlerde yüksek lisans yapma gereği duymuş. Ama LES sınavında matematik sorularını yapabileceğine ilk önce pek aklı kesmemiş. Sonra kendi kendine "ben matematik özürlü değilim. sadece matematik ile ilgili bazı negatif yoğun duygular yaşadım. Tüm mesele bu. Bu negatif duyguları istersem pozitife çevirebilirim." demiş. Özel matematik dersi almış. Ama ders esnasında sürekli espriler yapıyormuş. Espriler sayesinde sayılarla geçirdiği süreyi sıkıcı değil zevkli hale getirmiş. Espri yapmakta zorlanmıyordu çünkü kendisi zaten bir mizah yazarıydı. Mizah yeteneğini matematik ile ilgili olumsuz duygularını yok etmek için kullanmıştı. Sonuçta çıkarma işlemini yapamayan bu insan LES sınavında 30 civarı matematik neti yapmış. Yüksek lisansı üstün bir başarı ile bitirmiş. Sonra bana şunları söyledi: "Matematik öğrendikçe analiz yeteneğim gelişti. İyi bir mizah yazarı için analiz yeteneği çok gereklidir. Zaten insanların zihinsel hesaplarına uymayan şeyler komiktir ve ilginçtir." Sonrasında mizah üzerine sohbetimiz devam etti.

 

Ben de bu olaydan şunu öğrendim. İnsanların psikolojik sorunlarının asıl kaynağı içlerindeki bazı negatif duygulardır. Ve bu negatif duyguları pozitife dönüştürecek en azından nötr hale getirecek mutlaka bir yol vardır.

 

Başa Dön

>>> ANA SAYFA

     ©Copyright 2001, 2004 Psk.Tuncay Özer. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek ve  link  koymak  şartı ile sadece internet ortamında kullanmak için izin almadan alıntı yapabilirsiniz. Diğer türlü alıntılar için kanun gereği  izin alınması gerekmektedir. 

 

 

Psikolog Tuncay ÖZER  BAKIRKÖY / İST.