YÖNLENDİRİLMİŞ İMGELEM
Yazan: Psk.Tuncay ÖZER
"Görmek için
gözlerimi kapatırım."
Paul
Gauguin
"Çoğu hastalık,
fizyolojik bir zayıflıkla birleşen mutsuzluktan ibarettir"
Rudolph Virchow
(patoloji bilinin kurucusu)
"Gerçek dünyanın sınırları vardır.
Hayal dünyası ise sınırsızdır."
Jean Jacques Rousseau
İmgelem dünyanın hemen hemen
bütün kültürlerinde bir tedavi aracı olarak kabul edilmiştir
ve bir çok dinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Navajo
yerlileri kişinin kendisini sağlıklı olarak imgelediği
karmaşık bir imgelemi çalışırlardı. Antik mısırlılar ve
yunanlılar Aristo ve Hipokrat dahil olmak üzere imajların
beyindeki ruhları serbest bıraktığı ve bu ruhlarında kalbi
ve vücudun diğer organlarını etkileyerek tedaviyi
sağladığına inanırlardı.
Tüm tedavi ritüelleri öyle veya
böyle imgelemi içerir. Bu bakımdan imgelem en eski ve
herkesin zaten sahip olduğu bir ilaç olarak kabul
edilebilir. Shaman rahipleri transa girerek ruhlar alemine
bir yolculuk yaptıklarını imgeleyerek ruhlarla veya tanrı
ile iletişime girmenin hastalıkları iyileştireceğine
inanırlardı.
Bazı Amerikan Kızılderilileri
kumların üzerine çeşitli renkte taşlardan ve kumlardan
hastalığın nasıl geldiğini açıklayan çok geniş bir resim
yaparlardı ve aynı resim üzerinden tedavinin nasıl olacağını
açıkladıklarına bunun iyileşme sürecine büyük katkısı
olurdu.
Antik çağda Hindu bilgeler
imajların tanrının insanlarla iletişim kurma yollarından
biri olduğuna inanırlardı. Bu bilgeler yogik pratiğin bir
parçası olarak bir çok imgelem tekniği geliştirmişlerdir.
Geleneksel Çin tıbbı imajinasyon
ve vizüalizasyonu zihin/beden tedavisinin asıl unsuru olarak
kabul etmiştir. “Qi” denilen gong ile yapılan tedavi ve
türevleri buna örnek olarak verilebilir.
Kimyasal Tıbbın babası olan
Paracelsus ve batı tıbbının babalarından biri olan Galen
imajinasyonu patogenezin ve tedavinin kritik elementi olarak
değerlendirirler.
Jung’a göre imgelem demek bir
insanın bilinçdışına yaklaşabildiği kadar yaklaşması
demektir. Yine ona göre imajinasyon bilinçdışının kendini en
direkt ifade yoludur. Tüm bunlardan dolayı Jung “Aktif
İmajinasyon” dediği tekniği geliştirmiştir. Bu teknikte Jung
gevşeme elde edildikten sonra hastalardan semptomları
üzerine konsantre olmalarını ve ardından zihinlerine gelen
imgeleri tanımlamaları isterdi.
İtalyan bir psikiyatr olan
Roberto Assagioli ve Jung bilinçaltı zihnin içeriğinin
sadece bastırılmış dürtülerden ve kabul edilemez isteklerden
oluşmadığını (Bu konuda Freud’un düşüncesinden ayrılarak)
belirtmişlerdir. Onlara göre bilinçaltı zihin aynı zamanda
yaratıcılığın, iyilikseverliğin, empatinin, ilhamın ve daha
bir çok insani değerlerin kaynağıdır.
Daha sonra modern psikolojinin
öncüleri imgeleme dayanan yeni psikotöropatik uygulamalar ve
yaklaşımlar geliştirmişlerdir. Bu yaklaşımlar arasında en
önemlilerinden biri Hanscarl Leuner’in geliştirdiği
“Duygusal Yönlendirilmiş İmgelem (Guided Affective Imagery)
” dir. Robert Desoille'nin “Yönlendirilmiş Gündüz Düşü (Directed
Daydream)” ve Wolfgang Luthe’nin Otojenik Gevşeme teknikleri
(Autogenic Training) bu yaklaşımlar arasındadır.
Yönlendirilmiş imgelemin yıldızı
1960’ların sonunda yeniden ve daha güçlü şekilde parlamaya
başladı. Çünkü bir onkolog olan O. Carl Simonton ve karısı
psikolog Stephanie Simonton birlikte yönlendirilmiş
imgelemin immün sistemi kuvvetlendirerek kanser hastalarının
ömrünü anlamlı derecede uzattığını ispatladılar.
Simonton’lar Silva Mind control ve gevşeme tekniğini
hastalarına uygulamışlardı.
Simonton’ların çalışması tıp
çevrelerinde büyük ve heyecanlı bir tartışma yaratmıştı.
Ancak bu alanda pek az bilimsel çalışma yapılmıştı. Bu
çalışmalar ve tartışmalar psikonöroimmunoloji sahasının
ortaya çıkmasına neden oldu. Ardından bir çok araştırma
yönlendirilmiş imgelem aracılığı ile insanların kendi immün
sistemlerini aktive ederek sağlıklarına kavuşabileceğini (Simonton’ların
hipotezi ) ispatladı. Artık biliyoruz ki psikolojik
faktörler kanser hastalarının ömrünü uzatabilir.
Daha sonra yönlendirilmiş imgelem
tarihinde Dr.Irwing Oyle’nin "İçsel Rehber-Inner Advisor"
kavramı ile karşılaşıyoruz. Dr.Oyle hastalarını aklın ve
şefkatin imajinal bir figürü olan içsel rehberleri ile
karşılaştırıyorlardı. Bu içsel rehber hastalara çoğunlukla
yaşlı ve bilge bir kimse olarak görünür. Dr.Oyle “içsel
rehber” kavramını Carl Jung’dan ve Silva Zihin kontrolü
yöntemi konusundaki kendi deneyimlerinden temin etmiştir.
Klasikleşmiş terapilerde ve yeni
geliştirilen terapilerin hepsinde imajinasyon önemli bir rol
oynamaktadır. Freud kariyerinin ilk yıllarında bazı
çağrıştırıcı sahnelere konsatrasyonu içeren teknikler
kullanmıştır. Carl Jung’un "active imagination" tekniğinde
danışan sembolik imajlarla diyaloğa teşvik edilirdi.
İmglem davranışçılar tarafından
da kullanılmıştır. Stampfl’un emosyonel implosive
terapisinde duygusal taşırma (emotional flooding) tekniğinde
hasta kendisini korkutan şey ile yüzleşebilmesi için
kendisini korkutan şey (fobi) ile imge dünyasında karşı
karşıya bırakılır. İmajinasyon Wolpe’nin sistematik
desensitizasyon tekniğinde daha yumuşak hale getirilmiştir.
Sistematik duyarsızlaştırma işleminde bu yüzleşme işlemine
en az kaygı uyaran imgelerden başlanır ve basamak basamak
ilerlenir.
Avrupalı psikoterapistler zengin
imajinasyon teknikleri geliştirmişlerdir. Robert Desoille
“reve evielle” dediği İngilizce’de “guided daydream
technique” denilen tekniği geliştirmiştir. Hanscarl Leuner
“Guided Affective Imagery” diye isimlendirdiği tekniği
çalışmıştır. (GAI) Roberto Assagioli imajinasyonu insan
bilinçdışını açıklamak için kullanmıştır.
Singer, imaginasyonun diğer
terapilerde dramatik bir biçimde kullanımına işaret ederek
schorr'un değerlendirmesini daha da açar ve bunu yaparken
jacob moreno'nun "psikodrama aile içi rollerin sahelenmesi"
ni kaynak gösterir . Yine Fritz Perls' Gestalt Therapisinde
imgelem intrapişik çatışmanın anlamını ortaya koymada önemli
bir rol oynamaktadır.
Erick Berne’in transaksiyonel
analiznde ebeveyn yetişkin ve çocuk ego durumunu (ego state)
ortaya koymak amacıyla rol yapma tekniğini kullanmıştır.
(Rol yapmada gelişmiş bir tür imgelemdir)
Martha Crampton (1969) zihinsel
imajların danışan ile rapportun oluşturulmasında, danışanın
potansiyellerinin ve problemin değerlendirilmesinde
töropatik sürece danışanın aktif olarak dahil edilmesinde
oldukça kullanışlı olduğunu vurgulamaktadır.
Peki bu nasıl olmaktadır. Rapport
imgelem aracılığı ile olmaktadır çünkü imgeler aracılığı ile
danışan sembolik olarak anlamlı deneyimlerini
göstermektedir. Bu imajları çağrıştırarak terapist danışanın
eşsiz referans çerçevesine (frame of reference) girmektedir.
İmajlar değerlendirme için de
kullanılabilirler. Bir Psikosentez terapisti danışanın
kendilik algısı hakkında değerlendirme yapabilmek amacıyla
bir ağaç imgelemesini isteyebilir. Büyümemiş bir ağaç
potansiyellerini ortaya koyamamak ve kendini ifade edememek
anlamı taşıyabilir. Buna karşılık gür gelişmiş ve bol
meyvalı bir ağaç yüksek düzeyde kendini gerçekleştirmiş
olmanın sembolü olabilir. Schorr (1974) imajların anlamını
kavramanın yeni farkındalıklar kazandırarak değişime
ulaştırdığının altını çizmektedir.
İmgelem hipnoterapide ve
hipnoanaliz de de yoğun olarak kullanılmıştır. Pelletier
(1979) ego güçlendirme amacıyla danışana “hayatın güçlükleri
karşısında daha da güçlenmiş, uzun ve köklü bir ağaç gibi
olacaksınız” şeklinde telkinler verilmesini önermektedir.
Paul Sacerdote (1967) hipnozla
oluşturulan rüya tekniğini kısaca şöyle açıklamaktadır.
Hipnoz oluşturulur. Danışana ilginç ve belki de garip bir
rüya göreceği ve bu rüyanın danışanın problemlerinin
çözümlenmesinde etkili olacağı telkin edilir.
Roberto Assagioli İtalyan bir
psikiyatristtir. Psikosentez Psikoterapisini geliştirmiştir.
Bu yaklaşımın merkezi imajinatif exersizleri kullanmaktır.
Assagioli kişisel bilinçdışı ile
kontak kurma (sembollerin kullanılması ile) konusunda
Desoille’nin, Leuner’in ve Happich’ın çalışmalarından
etkilenmiştir. Kolektif bilinçdışı konusunda ise Jung,
Maslow and William James’in çalışmalarından etkilenmiştir.
Assagioli’nin tekniğinde danışanın bir tutum veya kişilik
dinamiğinin temsili olan bir sembol ile iletişime geçer.
İnsanoğlunun ruh sağlığını iyileştirme
yöntemi olarak imgeleme yönteminin kullanılması, oldukça
uzun ve çeşitlilik içeren bir geçmişe sahiptir. Plasebo,
telkin ve pozitif beklenti itimadının içerdiği hayati
önemi göz önünde bulundurduğumuzda, imgelemenin, iyileştirme
yöntemi tecrübelerinde kritik bir bileşen olarak rol
oynadığını idrak ederiz.
Yönlendirilmiş İmgelem bilinçaltı zihnin
doğal dili olan imgelemeden faydalanmamızı sağlar. Aynı
zamanda hastanın idrak, duygusal yoğunluk ve fiziksel
düzlemde var olan daha derin kaynaklar ile bağ kurmasına
yardımcı olan bir yöntem olarak ele alınabilir. Rehberin
görevi, hastaya daha hoş imgelemler sunmaktansa, bilinçaltı
imgelemlerine ilişkin daha ileri düzeyde bir farkındalık
geliştirmelerini kolaylaştırmak ve hastaların bu imgelemleri
kendi yararları için kullanabilmelerine yardımcı olmaktır.
Bu süreç, hastaları eğittiği ve eşzamanlı olarak onları
güçlendirdiği için, engin bir psikolojik değişimin
oluşmasına meydan verir.
Mesela bir hastadan gözlerini kapatması ve
zihnine, problemi teşkil eden sebep hakkında bir imgelemede
bulunması için müsaade etmesi istenebilir. Daha sonra
Yönlendirilmiş İmgelem teknikleri kullanılarak, hasta bu
imaj ile hayali bir diyalog içine sokularak problemin çözümü
için taşıdığı anlam ve önemi kavraması sağlanabilir. Bu
imajlar, problem hakkında olduğu gibi, hastanın inançları,
beklentileri, korkuları, kaynakları ve çözümleri hakkında
da önemli bilgiler teşkil edebilir. Birçok hasta problemleri
ve bunların çözümleri için hesap edilmemiş ön sezgilere
sahip olduğundan, imgeleme süreci, bu iç görüleri hasta ve
klinisyenin gözleri önüne serer.
Fiziksel olarak, imgeleme otonom sinir
sistemini direk olarak etkileme kapasitesine sahiptir ve
ortaya çıkardığı güç, hastaya iyileşme sürecinde yardımcı
olacak psikolojik değişimlerin sağlanmasında kullanılabilir.
Ek olarak, birçok çalışma göstermiştir ki belli bazı
imgelem teknikleri, iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı
olan bağışıklık sistemi ve endokrin tepkilerine yol açacak
bir takım psikolojik değişimlere neden olur.
Geniş bir spektrumda medikal ve psikolojik
problemlere sahip olan hastalar üzerinde çalışan ve sağlık
problemleri ile güçsüzlükleri öğrenmeye istekli olan ve aynı
zamanda Yönlendirilmiş İmgelem Akademisini kuran Dr. Martin
Rossman ve David Bresler, geçen 25 sene boyunca, sağaltıcı
ve eğitsel yöntemlere dair geniş çaplı araştırmalar
yaptılar. Ve, yoğun bir Yönlendirilmiş İmgelem ’in göreceli
olarak kısa zamanlarda sağaltıcı hedeflere ulaşılmasında
etkili olduğunu tespit ettiler.
Yönlendirilmiş İmgelem yaklaşımı, derleyici,
tüme dayalı, ve anti dogmatik olduğu gibi, hipnoz, Junk
Psikolojisi, psikosentez, kendini gerçekleştirme, ego
saptaması psikolojisi ile dayanışma içindedir. Zihin
tarafından belli bir dereceye kadar etkilenmeyen çok az
duygusal veya davranışsal bozukluk ya da hastalık mevcuttur.
Yönlendirilmiş imgelem hastada mevcut bulunan ve doğuştan
gelen, saklı kalmış rehabilitasyona girme ve iyileşme
yeteneklerini ortaya çıkartmaya yardımcı olur.
yönlendirilmiş imgelem tekniklerinin uygun yönergeler
eşliğinde öğrenilmesi kolay olup doğru kullanıldığında
nerdeyse hiçbir yan etki teşkil etmez ve diğer herhangi bir
terapi yöntemine yardımcı olarak kullanılabilir. Diğer bütün
disiplinlerden gelen uzmanların bu teknikleri hastalarına
daha etkili bir biçimde yardımcı olmak amacı ile
kullanacaklarını içten biçimde ümit ediyoruz.
Zihinsel bir imgelem duyumsal vasıflara sahip
olan bir düşüncedir. Aklen gördüğümüz, duyduğumuz, tadını
aldığımız, kokladığımız, dokunduğumuz veya hissettiğimiz bir
şey imgedir. “Yönlendirilmiş İmgelem” terimi, bilinçaltı
elementlerinin bilinç üstü ile iletişimini sağlayan, basit
göz önünde canlandırma ve imajinasyonu kullanan telkin,
mecaz, hikaye anlatımı, fantazi keşfi, oyun oynama, rüya
yorumlama, çizme ve aktif imgelemeyi kapsayan geniş bir
yelpazeyi kapsar.
Bir alternatif ya da tamamlayıcı bir yaklaşım
olarak ele alındığında, yönlendirilmiş imgelem toplumun
geniş bir kitlesi tarafından kabul görmekte ve psikolojik
rahatlama, endişe ve depresyonu yok etme, fiziksel ve
psikolojik semptomları yenme, sağlığı tehdit eden
alışkanlıkları yenme ve hastaların operasyonlara hazırlanma
ve prosedürleri daha kolay tolere etmelerine yardım
etmektedir.
Zihinsel imajlar daha biz kelimeleri
kullanmaya başlamadan önce belirirler ve kim olduğumuza
dair düşünceleri, dünyanın nasıl bir yer olduğuna dair
inancımızı, nelere layık olduğumuzu ve gelecekte bize neler
olacağına dair inançlarımızı belirirler.
Tüm tedavi süreçleri bu imajların açık veya
üstü kapalı şekilde manipülasyonlarını içerir ve
Yönlendirilmiş İmgelem var olan en eski tedavi şekli olarak
yorumlanabilir.
1970’lerin başlarında, Irving Oyle’nin öncü sayılan
yapıtından ilham alan Carl ve Stephanie Simonton, Robert
Assagioli, Dr. Martin Rossman ve Dr. David Bresler, kronik
acıdan, bağışıklık sistemi yetersizliğinden, kanserden, kalp
hastalıklarından ve diğer ciddi ve hayatı tehdit eden
rahatsızlıklardan yakınan hastalar için çağdaş imajinasyon
teknikleri geliştirdiler. Bu yaklaşımlar, Junk Psikolojisi,
Geştalt Terapisi, Psikosentez, Erickson Hipnoterapisi,
Nesne İlişkileri teorisi , Hümanistik Psikoloji ve İleri
Seviye İletişim Teorilerinden yola çıkan teknikleri kendi
bünyesine entegre ederek zihnin hapsolmuş kendini iyileşme
yeteneklerini açığa çıkartmaya yarayan İnteraktif
Yönlendirilmiş İmgelem’i ortaya çıkartmıştır.
1989’da, klinisyenler için daha derinlemesine
bir eğitim sağlamak ve imajinasyonun faydaları hakkında
umuma ve profesyonellere, net bir görüş sağlamak üzere
İnteraktif Yönlendirilmiş İmgelem Akademisi kuruldu. O
günden beri Akademi, profesyonel bir onaya tabi oldu, birden
fazla bilim dalı ile ile uğraşan bir fakülteyi geliştirdi,
araştırmaları destekledi ve İnteraktif Yönlendirilmiş
İmgelem için daimi olan profesyonel standartları belirledi.
Yıllar boyunca hepimiz ana dikkatimizi
bilinçli zihnimize ve dünyayı nasıl algıladığımızda
belirleyici rolü olan ve orada gerçekleşmekte olan mantıklı,
rasyonel ve analitik monoloğa veririz. Kolayca
düşüncelerimiz içinde kaybolur ve başka bölümlerimizin de
var olduğunu unuturuz.
Oysa ki bizler aslında bilinçli zihnimizden
ve onun ne düşündüklerinden daha öte varlıklarız. Bizler
aynı zamanda bilinçaltımızın zenginlikleri ve bilinçli
zihnimizden çok daha yoğun bir biçimde ifade edilen ona ait
sezgiler, duygular, anılar, motivasyonlar, itilimler,
hedefler, tutkular, ilhamlar, değerler, inançlar ve
algılamalar ile karakterize ediliriz. Ama bizler batı
kültüründe bu imajlara zihnimizdeki “ince sese” kıyasla çok
daha az değer verme eğilimindeyizdir.
Töropatik yönlendirilmiş imgelem, hastaların
rahatlamış bir zihin durumuna girmelerini ve onları rahatsız
eden imajlar ile yüzleşmelerini sağlar. Mesela birisi, belli
bir medikal semptoma dair bir imajı bilinçdışı
zihninden çağırabilir ve onunla neden orada olduğuna, ne
istediğine, ne yöne gittiğine ve ne getireceğine dair hayali
bir diyalog başlatabilir. Bu diyalogdan elde edilen bilgi en
sofistike teşhis testinin sağlayabileceğinden bile daha
yararlı bilgiler sağlayabilir.
Kronik acıdan muzdarip hastalar, acının var
olmadığı bir “içsel mabede” sokulabilir ve medikal kararlar
almakta zorlananlar, bilge ve önemseyen bir “içsel rehber”
ile tanıştırılıp ondan kafalarını kurcalayan sorunlar için
yardım almaları sağlanabilir.
İnteraktif, yargılayıcı olmayan, içerikten
bağımsız stilde bir yöntem izleyerek, deneyimli imajinasyon
pratisyenleri hastalarının kendi içsel güçlerini
problemlerini çözmek için harekete geçirmelerini
sağlayabilirler. İçsel kaynaklara ve çözümlere ehemmiyet
veren tutarlı bir yoğunlaşma sayesinde psikolojik transfer
minimuma indirilebilir ve böylece hastanın kendi ile gerekli
tedbirleri alması için önemli fırsatlar doğar ve kendine
yeterlilik hissi geliştirmesi sayesinde otonomunda yoğun bir
iyileşme gözlemlenir.
İmgelemin’nin derin psikolojik sonuçları
vardır ve vücut ona karşı gerçek bir dışsal deneyime
vereceği tepkiyi verir. Mesela bir süre sulu bir limonu
yaladığınızı düşündüğünüzde bir süre sonra ağzınız sulanmaya
başlar. Bir başka örnek seks fantazilerine verilen
psikolojik cevaptır. Aklınıza sizi son derece kızdıracak bir
şey geldiğinde vücudunuza ne olur? İmgelem, solunum, kalp
atış düzeni, kan basıncı, seksüel fonksiyonlar, kortizol
düzeyi, bağışıklık sistemi, kan lipitleri ve salgılamada
dahil olmak üzere vücudun birçok psikolojik sistemini
etkilemektedir.
Yönlendirilmiş imgelem birçok psikolojik
değişiklik yaratmak kapasitesi ve çok daha az olan yan
ekileri, güvenliği ve tedbiri ile farmakoterapiye
alternatif olarak yer almaktadır.
Yönlendirilmiş imgelem gurup olarak ya da
sınıf içerisinde uygulanabilecek olan bir kendini
iyileştirme tekniği olarak uygulanabildiği gibi, danışmaya
dayalı bir kişisel ilişki üzerine de kurulabilir. İmgelem
sayesinde kendi, kendine yardımı anlatan kitap ve video
kasetler, bu teknikleri kendi kendilerine öğrenmeye ve
uygulamaya yetenekli olan hastalar için pahalı olmayan
seçeneklerdir.
İmajinasyon, güçlü psikolojik sonuçlar
doğurması ve bilinçli zihinden başka türlü ulaşılması
imkansız bir takım bilgileri transfer edebilmesi sayesinde
insan sağlığını düzeltme de kullanılabilecek sonsuz sayıda
olanak sağlar. Ama eğer basite indirgemek istersek, temel 3
kategorinin kullanımını dikkate almak faydalı olabilir:
1-) Öğretmesi, öğrenilmesi kolay olan ve
hastalar için evrensel bir önemi olan rahatlama ve stres
azaltma.
2-) Hastanın gevşemiş ve açık bir zihin
halinde iken gerekli töropatik kazançları imgelemeye teşvik
edildiği aktif göz önünde canlandırma veya yönlendirilmiş
imajinasyon.
3-) Farkındalık alanına giren imajlar,
semptom, hastalık, mood, tedavi, veya mümkün olan çözümler
hakkında bilgi verirler.
Yönlendirilmiş İmgelemin Kullanım
alanları (Kullanım alanı aşağıdakilere sınırlı değildir.)
-Akut ve kronik ağrının kontrolü
-Bağımlılıklar
-Anksiyete bozuklukları
-Kanser ve hayatı tehdit eden hastalıklar
-Aile ve evlilik ilişkileri
-Depresyon
-Doğum
-Post travmatik Stres bozukluğu
-Ameliyata ve medikal prosedürlere hazırlık.
-Uyku bozuklukları
-Stres yönetimi
Yönlendirilmiş imgelem zihninizi güçlendirerek sağlığı
geliştirir, yaratıcılığınızı geliştirir. Bu sayede
amaçlarınıza ulaşmada daha etkili olursunuz. Yönlendirilmiş
imgelem ile gizli içsel kaynaklarınızı kullanarak duygu
dünyanıza denge getirebilirsiniz. Yönlendirilmiş imgelem
ciddi hastalıklarda yalnız başına kullanılmamakla birlikte
bir çok terapi ile eşzamanlı olarak kullanılabilir.