MAKALELER

Hipnoterapi hakkında daha fazla bilgi edinebileceğiniz uzman makaleleri.

Gizli Gözlemci Nedir?

Gizli gözlemci kavramı, Hilgard’ın hipnotize edilen deneklerin çoğunda zihnin fark edilmeyen bir bölümünün sanki deneğin yaşantısını bir bütün olarak izlediği gözleminden doğmuştur. Hilgard’ın bulguları şu şekilde açıklanmıştır:

Hilgar’ın hipnozda çift düşünce akışı olduğunu keşfettiği koşullar oldukça çarpıcıydı. Hilgard, deneyimli bir denek kullanarak (kullandığı denek rastlantı eseri gözleri görmeyen bir denekti) sınıfta hipnozun uygulanışını gösteriyordu. Hilgard deneğe omzuna bir el dokununcaya kadar sağır kalacağını telkin etmişti. Denek belirli bir süre sağır kaldığı için başka şeyler düşünmeye başlamıştı. Bu arada Hilgard, sınıfa deneğin ne kadar tepkisiz olduğunu göstermişti. Tam bu noktada deneğe göründüğü kadar tepkisiz olup olmadığını ortaya koyacak bir soru sordu. Hilgard, hipnozla sağırlaştırılmış deneğe, gerçekten görüldüğü gibi olup olmadığını,”bir yanının” onu işitip işitmeyeceğini sordu, eğer öyleyse işaret parmağını kaldırmasını istedi. Hipnotize edilen denek de dahil herkesi şaşırtan bir olay oldu ve deneğin işaret parmağı kalktı.

Bunun üzerine denek ne olduğunu öğrenmek istedi. Hilgard, duyabilmesi için deneğin omzuna dokundu ve olanları daha sonra açıklayacağına söz vererek deneğe ne hatırladığını sordu. Deneğin tek hatırladığı her şeyin çok sessizleştiği, canının sıkıldığı ve bir istatistik problemini düşünmeye başladığıydı. Daha sonra işaret parmağının kalktığını hissetmiş ve bunun nedenini merak etmişti.

Hilgard daha sonra, hipnotize ettiği ve kendi söylediklerini işitemeyeceğini telkin ettiği denekten, onu dinleyen ve parmağını kaldıran kaldıran yönünden (gizli gözlemciden) bir rapor istemiştir. Deneğin farkındalığının bu ikinci yönünün olan bitenlerin tümünü işittiği ve bildirebileceği ortaya çıkmıştır. Bu bağımsız tanığı tanımlamak için hilgard uygun bir benzetme bulmuştur:Gizli Gözlemci (Hebb,1982,s.53)

Yani, gizli gözlemci benzetmesi, hipnotize edilen deneğin hipnoz sırasında bilinçli olarak algıladığının farkında olmadığı şeyler de dahil, olan biten her şeyi izleyen zihinsel bir yapıya karşılık gelmektedir.

Gizli gözlemcinin varlığı pek çok deneyle kanıtlanmıştır (Kihlstrom,1985;Zamansky ve Bartis,1985). Ağrının azaltılmasıyla ilgili araştırmalarda kullanılan deneklerin bilinç sistemleri hipnozcunun ağrının azalması telkinini alır ve yanıt verirken, otomatik biçimde yazarak ya da konuşarak ağrıyı nasıl hissettiklerini anlatabilmektedirler.

Otomatik yazmanın kullanıldığı başka araştırmalarda hipnotize edilmiş deneklerin dikkatleri yüksek sesle okumak ya da gösterilen kartların renklerini söylemek gibi başka bir işte yoğunlaştığı sırada mesajlar yazmışlardır. (Knox, Crutchfield ve Hilgard, 1975). Hilgard ve meslektaşları, bu olguyu dikkatin iki ayrı işe bölündüğü gündelik yaşantılarla karşılaştırmışlardır. Sözgelimi, araba kullanırken konuşmak ya da konuşma yaparken aynı anda konuşmacı olarak gösterilen başarının değerlendirilmesi gibi.

Pek çok laboratuar ve klinikte tekrarlanan gizli gözlemci deneyleri, yöntemsel temelleri nedeniyle eleştirilmektedir. Kuşkucular, hipnozun gerektirdiklerine uymanın bu sonuçları yaratabileceğini iddia etmektedirler. Bu uyma davranışının rolünü belirlemek üzere hazırlanmış özenli bir deney yapan araştırmacılar, gerçekten hipnotize edilen biriyle yalnızca hipnotize olmuş gibi davranan bir kişinin davranışlarının birbirinden ayırt edilmesinin mümkün olduğunu göstermiştir. Hipnoza oldukça yatkın olan denekler doğal davranırlarken, hipnotize edilebilirliklerinin düşük olduğu kanıtlanmış deneklerden hipnotize olmuş gibi davranmaları istenmiştir. Bu arada deneğin hangi gruba dahil olduğu, deneği yapan kişi tarafından bilinmemektedir. Hipnotize olmuş gibi davranan denekler, kendilerinden beklendiği gibi hipnozun gereklerini yerine getirmişlerdir. Ancak öznel deneyimleri ile ilgili olarak dile getirdikleri şeylerle gerçekten hipnotize edilen kişilerin söyledikleri arasında önemli farklar görülmüştür (Zamansky, Bartis ve Hilgard, 1978)

Hipnoza oldukça yatkın bazı deneklerin gizli gözlemciye erişememelerinin nedeni önemli olmakla birlikte henüz çözülmemiş bir sorundur. Bu iki grup arasında bir fark olduğu belirtilmiştir. Gizli gözlemcinin bulunmadığı denekler, yaş geriletmesi telkinine daha fazla “uymak”ta  yani kendilerini çocuk gibi hissettiklerini bildirmekte, buna karşılık gizli gözlemcinin bulunduğu deneklerin hepsi kalıcı bir ikili farkındalıktan söz etmektedirler. Yaş gerilemesi sırasında kendilerini aynı anda yetişkin bir gözlemci ve çocuk olarak görmektedirler. Aktif katılımcı ve gözlemci arasındaki bu bölünme kendiliğinden oluşur ve hipnozcu tarafından telkin edilmez (Laurence, 1980)

Bunlar, karmaşık sorunlardır. Basit bir biçimde açıklanamayacakları gibi göz ardı da  edilemezler. Yalnızca hipnoz kuramlarına değil, bilinç konusundaki genel görüşümüze ilişkin olarak da anlam taşımaktadırlar. Bu konu hakkında daha ileri düzeyde bir tartışma için bkz.Hilgard (1986) ve Farthing (1992).

Bu makalede tanımlanan gizli gözlemcinin aynısını Sayın Uzm.Dr. Tahir Özakkaş’ın tanımladığına bir sohbetimiz esnasında tanık olmuştum. Kendisi bana şöyle söylemişti: İnsan hipnozda da olsa uykuda da olsa baygın da olsa her şeyin farkında olan bir gözlemci (gizli bilinç) mevcuttur. Tüm bunlardan ben şöyle bir sonuç çıkarıyorum; İnsan bilinçli olmaya mahkumdur. Çünkü deneylerde görüldüğü gibi hipnotik telkinlerle bilinçli zihin devreden çıkarıldığında bile, bir diğer bilinç düzeyi daha iyi fark edilebilmektedir.

Kaynak:Hilgard’s İntroduction to Psychology 12 th Edition.

Psikosomatik Nedir?

Psikosomatik, psikolojik kökenleri olan fiziksel hastalıklara verilen isimdir. Yunanca ‘ruh’ anlamına gelen ‘psyche’ …

Parapsikoloji Nedir?

Parapsikoloji, duyu organlarını kullanmadan gerçekleştirilen olayların ve paranormal (normal-dışı) olayların deneysel …

Bilinç Nedir?

Bilinç, basit bir şekilde tanımlanırsa farkındalık ya da bireyin kendi varlığının farkında olmasını sağlayan …